FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-14-MEFKURESİZLİK VE MENFAATÇİLİK

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-14-MEFKURESİZLİK VE MENFAATÇİLİK

Fethullah Gülen hiçbir zaman ortaya bir mefkure koymadı. Ne dediğini her zaman sisli bir üslubun içine gizledi, muallak ifadelerle harmanladı, müphem ifadelerle sarmaladı ve “çok önemli şeyler” söylüyormuş edasıyla insanları avladı.

Siyasetteki Süleyman Demirel neyse, dini cemaatler alanında Fethullah Gülen odur. Çok konuşup hiçbir şey söylemeyen, çok yazıp hiçbir izah yapmayan birisi olarak Fethullah Gülen, ilim ve fikirde “toplayıcı”dır. Keşif ve inşa istidadı ve mahareti olmayan Gülen, İslam irfan müktesebatını tarayıp, oradan intihal ettiği metinleri kendi dil ve üslubu ile derleyen, kendi keşif ve imali gibi pazarlayan birisidir. Bu meselenin en açık delili ise, “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eseridir.

“Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eseri, ansiklopedik toplayıcılığın en iyi misalidir. İslam irfan müktesebatı o kadar zengindir ki, “toplayıcılık” yoluyla, “Kalbin Zümrüt Tepeleri” gibi binlerce eser yazılabilir. Arapçaya ve Farsçaya biraz vakıf olan birisi, Fethullah Gülen’in zirve eseri muamelesi gören bilmem neyin tepeleri gibi binlerce kitap yazabilir ve içinde yaşadığımız tefekkür çoraklığında “büyük adam” muamelesi görebilir.

Fethullah Gülen’in ağdalı ifadelerinin oluşturduğu psikolojik baskıya maruz kalan tefekkür fukaraları, onun büyük bir ilim ve fikir adamı olduğu vehmine savruluyor. İstikameti ve nihai menzili izah edilmemiş, hatta beyan bile edilmemiş bir “Altın Nesil” propagandasıyla beraber düşünüldüğünde insanların aldanması sanki mecburiyet haline geliyor.

Altın nesil… Madeni bir tarafa, neyin nesli, hangi menzilin nesli, hangi istikametin nesli? Karşısındaki hem beden (biyolojik) yaşı çocuk olanlar ve hem de akıl yaşı çocuk olanlara, “siz altın nesilsiniz” demesi, onları bu şekilde motive etmesi, aldanmaları için kafi geliyor. Aldanmaları için kafi geliyor, zira kimse “hangi menzilin nesli?” diye sormuyor. “Altın Nesil” tavsifi kafi geliyor, oysa “neyin nesli?” sorusunu sormayı bile akledemeyenler bilmiyorlar ki, altından tuvalet taşı da yapılabilir. Madenin ne olduğu yalnız başına bir kıymet ifade etmiyor, hangi maksat (hedef) için kullanıldığı da mühim. Muhatapları, kendilerine “altın” denmesini kafi görüyor, bununla iktifa ediyor, hedefi sorgulamak bir tarafa, sormuyor bile. Oysa bilmiyorlar ki, sormayan ve sorgulamayan akıl, altın madeninden değil, tenekeden yapılmadır, tenekeye “altın” diyen Fethullah Gülen ise onları aldatıyor. Eee, hoş bir aldanış, tenekeye altın muamelesi yapıyor adam, aldanacaksanız böyle bir yalana aldanın tabii ki… Ama aldanmak aldanmaktır, belli bir sınırı aşan aldanma ise ahmaklıktır.

Altın nesil taltifiyle kendini namluya sürecek mermiye çeviren “adanmış”, aslında ise aldanmış ruhlar, hiçbir mefkureye sahip olamaz. Fethullah Gülen de meseleyi bildiği için, tenekeye “altın” muamelesi yapmış olmaktan başka bir gayret içine girmiyor. Çünkü bu kadarı kafi geliyor.

“Altın Nesil” iltifatının işe yaramadığı kişiler, gerçekten madeni altın olanlardır. Bunlar, zaten altın madeninden yapılmış kıymetli şahıslar olduğu için, hem “Altın Nesil” iltifatına itibar etmiyorlar hem de madenleri gereği soruyor ve sorguluyorlar. Fethullah Gülen’in tılsımı buraya kadar, sormaya, sorgulamaya başlandığı andan itibaren tesiri sıfırlanıyor, mistik şahsiyeti etkisini kaybediyor, can alıcı sorular ile kaçınılmaz olarak cevapsız kalıyor.

Fethullah Gülen’in büyük paradoksu burada… Madeni altın olan insanları çevresine toplayamıyor, madeni teneke olan insanları ise “Altın Nesil” iltifatı ile aldatıyor. Çevresine topladığı güruhun içinde madeni altın olan insanlar bulunmadığı için, sadece şarjöre basacağı mermi stokluyor. Evet, bu durum tehlikelidir, çünkü mermi kendi başına doğru adresi bulamaz. Tetiği kim çekiyorsa, mermi onun hedefine gider, dolayısıyla caniyi de öldürebilir, masumu da…

Merminin mefkuresi olmaz. Mermi alettir, aletin bizzat mefkure sahibi olduğu vaki değildir. Hal böyle olunca, ihanet örgütünde mefkure sahibi olan tek kişi Fethullah Gülen’dir, onun mefkuresi de, artık anlaşıldığı üzere İsrail hakimiyetidir. Madeni teneke olanlar, mefkurenin ne olduğunu soramadığı için, aleni hale gelmesine rağmen idrak etme istidadı ve rüştü yoktur. Evet, zaten bu sebeple tehlikeli bir örgütten bahsediyoruz.

İnsanları fikirsiz hale getirmek, buna karşılık “altın nesil” gibi büyük iltifatlarla nefsine hitap ederek, nefsini azmanlaştırarak robotlaştırmak, onları her şeyi yaptırabileceğiniz bir “alet” haline getirmektir. Aletin mefkuresi olmaz, robotun mefkuresi olmaz, soru sormayanın mefkuresi olmaz, mefkurenin ne olduğunu bile sormayan birinin mefkuresi olamaz.

Nasıl ki taştan ilah olmaz, onun gibi soru soracak aklı olmayanın mefkuresi olduğu iddia edilemez. Nasıl ki robottan insan olmaz, robotlaştırılmış zihinler, insan olmanın haysiyetine malik olamaz.

*
Her şeyi istismar eden Fethullah Gülen, mefkuresizliğini örtbas etmek için, “mefkure yolculuğu” isminde kitap yayınladı. İhanet örgütünün mefkuresizliğinden bahsederken, bu kitaptan haberdar olmadığımız zannedilmesin. O kitaba bakarak örgütün mefkuresi olduğunu zannetmek, “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eserine bakarak Fethullah Gülen’i “İnsan-ı Kamil” kabul etmektir.

Fethullah Gülen’in en büyük mahareti, istismar dehası olmasıdır. Tasavvuf ile hiçbir alakasının olmamasına rağmen “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli, tasavvuf meselelerini mevzu edinen kitap yazdığı gibi, mefkureyle ilgisi olmayan bir kitap da yazmıştır. Fethullah Gülen’i anlamanın şifresi, ne yazdığına (ve söylediğine) değil, ne yaptığına bakmaktır. Zaten takiyyeyi inanç haline getiren insanların (paralel örgüt ve Şiilerin) söz söyleme rüştü yoktur, söylediklerine de itibar edilmez.

*
Bu zamana kadar, ihanet örgütüne mensup birisinden, derli toplu bir mefkure duyan oldu mu? Fethullah Gülen’den duyan olmadı zaten… Örgüt mensuplarından bir mefkure duymak, eşyanın ve insanın tabiatına aykırıdır. Fethullah Gülen, konuşmaya başladığında hem İslam’dan hem de evrensel hukuktan, demokrasiden filan bahseder. Keza örgüt mensupları da, mesela örgüt medyası da sürekli ABD, Avrupa birliği gibi ülkelerden demokrasi dersi vermek için iktibaslar yapar, haber nakleder. O kadar mefkuresiz ve ahlaksızdırlar ki, ABD ve Avrupa ülkelerinin, mesela Mısır’da hukuk veya demokrasiyi umursamamalarını hiç dert edinmezler. Tam bir pragmatist (Amerikan kültürü) zihni organizasyon içindedirler. İlla da bir mefkure aramak gerekirse, menfaatçidirler, menfaatleri için yapmayacakları yoktur.

Güce boyun eğen bir takiyyecilik, güçlü karşısında tevazu kisveli riyakarlık, zayıf karşısında hakperest bir kibirlilik kişiliklerinin ana unsurudur. Fethullah Gülen başta olmak üzere bütün örgüt hiçbir ölçüye bağlı değildir. Ölçüsüzlük mefkuresizliktir, ahlaksızlıktır.

Share Button

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-14-MEFKURESİZLİK VE MENFAATÇİLİK” üzerine 4 düşünce

  1. Fethullah gulen hicbir mefkure ortaya koymadi deyip de, sonra uzerine sadece benim gorebildigim kadariyla 26 tane elestiri yazmakla komik duruma dusuyorsunuz.

  2. Yazı baştan aşağı harabe, cevaba değmez. Fakat okuyan safderunlar için bir not düşeyim. Küçük zihinler mefkure diye yaldızlı ve nefs-i emmareyi okşayan cüzzi fikirleri takip ederler. Bir ellerinde sigara, diğer ellerinde afili bir edebi eserle memleketi, islam’ı kurtarırlar. Siyasi meseleler onlar için en büyük duyarlılık konusudur. Fakat hakiki aksiyona geçmek için, güya bin tane teorik meseleyi nefslerine yedirmeyi umarak hayat tüketirler.

    ‘Toplayıcılık’ dediğiniz şey eğer ‘camiyet’ manası ise, bu fevkalade bir fazilet. Devir sükse devri değil. İslam’ın en temel hakaikini düzgün yaşamanın sadakası bugün bütün dünyaya yeter. Siyasi meseleleri konuşup durup, kendilerini bir kimliğe hapsedenler, müsbet bir aksiyon ortaya koymanın, bir iş becermenin zorluğunu bilmezler. Hep hazıra konmak isterler. Bugün avam telakki edilen insanların uyanması gereken bir devir. ‘Teneke’ ruhlu dediğiniz insanların bir hakikat kavgasına mal ve canlarını koymaları, hakikatin kerametidir, inayetin zahir bir tecellisidir. Fakat egosu dağlar gibi şaha kalkmış olanlar, bir dönem sahabenin fakir, ikinci sınıf vb diyerek aşağılandığı gibi, farkında olmadan, hakikat yolcusu insanları tahkir ediyorlar. Allah hidayet etsin. Cehaletten kurtarsın.

  3. Bu arada, hocaefendi’nin ilmi yetkinliğinden, tasavvufi derinliğinden vb bahsetmeye lüzum görmedim. Çok bilenler, biraz yazsınlar da ne yazacaklar görelim. Hocaefendinin metinleri, zahir ile batını, şeriat ile marifeti, yalınlık ile derinliği aynı anda veren metinlerdir. Teneke ruhlu olanlar, kendi telakkilerindeki süsü püsü göremedikleri için, hakikate karşı kulaklarını tıkarlar. Düşün: Kur’an gibi bir mucize mahzenine karşı kör, sağır, dilsiz kalıyorlar. Şiir, masal diyorlardı. Allah hidayet etsin. Ego belasından kurtarsın.

  4. İhanetiniz tescillendi, ajanlarla fikri tartışmaya girmek onları meşrulaştırmaktır. Allah’a, Resulüne ve milletine ihanet edenlerle fikir tartışması yapmak,Allah’a, Resulüne, Millete ve Fikre itaatsizlik ve hürmetsizliktir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir