FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-3-FİKİR Mİ ANSİKLOPEDİ Mİ?

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-3-FİKİR Mİ ANSİKLOPEDİ Mİ?

Kalbin zümrüt tepeleri isimli dört ciltlik eser, tasavvuf mevzularıyla ilgilidir. Fethullah Gülen, tasavvuf mevzularını başlık başlık toplamış, her başlık altında müktesebatı nakletmiş, ortaya dört ciltlik bir çalışma çıkmış. Mevzuların tertibi bile yapılmamış, başlıklar kitaba gelişigüzel serpilmiş, her başlık altında, o başlığa ait muhtelif görüşler zikredilmiştir. Nakiller, bazen şahıslardan, bazen belli başlı mecralardan (mekteplerden-ekollerden) yapılmıştır. En mühim kısmı ise, şahıs ismi, mecra ismi verilmeden yapılan nakillerdir ki, bunların kendine ait fikirler olduğu zannı uyanmaktadır. Fikir hilelerinden birisi de burada gizlenmiştir. Yer yer rivayet ve nakil dili kullanılmış fakat bir kısmında telif dili kullanılmıştır. Oysa telif dili kullanıldığı yerlerdeki ifadelerin muhtevası da nakildir.

Dört ciltlik eserin tamamı nakil yoluyla yazılmıştır. Eserin mevzuları, mühim, girift ve derindir, bu sebeple vakıf olan hatta ilgilenen insan sayısı çok azdır, anlayan ise neredeyse yok gibidir. Mezkur meselelerin muhatabının kalmadığı bir vasatta, dört ciltlik eserdeki ifadelerin hangisinin nakil, hangisinin telif olduğunu anlama imkanına sahip pek kimse yok. Tam bu nokta, “fikir hilesi” için en uygun şartların oluştuğu yerdir.

Kitabın nakil mi rivayet mi olduğunu anlamak için, İslam irfan müktesebatına vakıf ve aşina olmak gerekiyor. Kitapta her ne kadar rivayet dili kullanılmış olsa da, ciddi bir kısmında rivayet dili yok, rivayet dilinin kullanılmadığı yerlerde Fethullah Gülen’in telif fikir sahibi olmadığını anlamanın tek yolu, müktesebata aşina olmaktır. Müktesebat uçsuz bucaksız bir hacme sahip, kaldı ki büyük kısmı tercüme edilmemiş halde. Günümüz Müslümanlarının alakasızlığı dikkate alınırsa, mevzuların kahir ekseriyeti “başlık” olarak bile hatırlanmıyor. Hal böyle olunca, kitap, okuyucular nezdinde Fethullah Gülen’i hem müktesebata vakıf bir alim hem de çetin meselelerde imal-i fikir sahibi bir mütefekkir mevkiine oturtuyor.

Eser, ele aldığı mevzuları hiçbir tertibe tabi tutmamış, sadece ansiklopedi yazım tekniğine biraz benzeyen bir derleme mahiyetinde. Ansiklopedi de bile alfabetik bir tertip var ama Kalbin Zümrüt Tepeleri isimli eserde hiçbir mevzu (veya başlık) tertibi yok. Yazımızın başlığının “Fikir mi, ansiklopedi mi” şeklinde konması, Gülen’in eserinin ansiklopedi olduğunu göstermek için değil, aslında fikir eseri olmadığını göstermek içindir.

Mevzuların tertibi, bazen “makam”dan bahsetmek, bazen güzergahtan bahsetmek, bazen güzergahın nihayetine varmak, bazen bidayetine dönmek şeklinde bir tertipsizlik şeklinde oluşturulmuştur. Öyle bir eser, inkişaf güzergahının ya bidayetinden başlar, nihayetine doğru seyreder (ki doğru usul budur) ya da nihayetinden başlar ve bidayetine doğru iner. Keza “makamlar” aşağıdan yukarıya veya yukarıdan aşağıya doğru anlatılır. Bir müminin Allah’a ulaşmasının aşağıdan yukarıya doğru güzergahı, güzergahtaki “haller” ve “makamlar”, aynı zamanda (tam mukabili olmasa da), varlığın yukarıdan aşağı tecelli (ve yaratılış) seyridir. Bu ikisi arasındaki tenasüp, aynı zamanda “seyr-u sülük” güzergahının doğruluğunu tasdik edecek bir işlem sağlaması, fikir testidir. Fethullah Gülen, meselenin sadece kelamıyla meşgul olduğu için “kıyl ü kal” seviyesinde kalmakta, kitabın bir yerinde (her nasılsa) bahsettiği “büyük terkibin” altyapısı olan tertibi gerçekleştirememektedir.

Kitabın ele aldığı meseleler hakkında fikir imalinde bulunma imkanı yoktur. Bu meseleler “keşif” mevzu olduğu için, tefekkür sahasına taşınabilir cinsten değildir. Bu meseleler hakkında kelam ehlinin, en fazla, balı kavanozundan yalaması gibi bir alaka ve meşguliyet sözkonusu olabilir ki, kelam ehli bile bu meseleler hakkında muhteşem bir tertip yapmışlardır. Gülen ise en küçük bir tertibi bile yapamamış, mevzuları galiba eşref saatine göre sıralamış, mevzuların anlaşılmaları bir tarafa, aralarındaki irtibat ağı bile nizami şekilde okuyucuya sunulamamıştır.

*
Kitap bir fikir eseri olarak değil de bir ansiklopedi olarak okunabilir belki… Kitabın fihristine bakıp, konu başlıklarına göre okunması, telif değil de nakil olduğu unutulmadan faydalı olabilir. Bu ihtimalde dahi, hangi konunun önce hangisinin ise sonra okunması gerektiğini gösteren “okuma fihristi” hazırlanması lüzumu sabittir. Böyle bir ön çalışma yapılmadan okumak, fayda hasıl etmez. Bu sebeple kitap, müktesebata vakıf olmayanlar tarafından bir defa okunacak cinsten değil, önce bir defa okuyup bir tertip yapmak, sonra o tertibe göre tekrar okumak şart. Böylece Fethullah Gülen, kitabı birkaç defa okutmanın yolunu da bulmuş oluyor. Buna da bir çeşit hile desek mi, bilemedik.

Fethullah Gülen, ansiklopedi hazırladığını söylese ve belli bir tertibe göre hazırlasa, faydalı bir iş yapmış olabilirdi. Ama o böyle faydalı bir iş yapmak yerine, fikir eseri kaleme aldığı iddiası veya intibaı ile fikir hilesi yapıyor. O mevzulara vakıf olduğunu, o mevzularda imal-i fikirde bulunabildiğini, hatta müktesebattaki yanlışları bile düzeltebildiğini gösterme çabasına girmiştir. Bazı çerçeveyi aşan, ana mecranın dışına çıkan yanlış temayülleri ve fikirleri teşhis ettiği doğru, ne var ki o teşhisler de nakil… Yani müktesebat, yüzlerce yıldır zaten kendini sürekli yenileyen, sürekli gözden geçiren, yanlış fikir ve temayülleri ayıklayan bir canlı bünye durumundadır. Fethullah Gülen, kendisi bir süzgeç oluşturmuş ve o süzgeç ile doğruyu yanlıştan tefrik etmiş intibaı veriyor ama müktesebata birazcık aşina olanlar, o tür teşhislerin de nakil olduğunu kolaylıkla farkedebilir.

Kitaptaki üslup, meselelerin Fethullah Gülen tarafından telif edildiği, onun tarafından yeniden üretildiği, yeni bir yol oluşturduğu kanaatini inşa etmeye matuf. Eserin, ansiklopedi bile olmayan bir ansiklopedi denemesi olduğu görülmediği takdirde, Fethullah Gülen’in en engin meselelere vakıf olduğu, o konularda doğru ile yanlışı birbirinden tefrik edebilme seviyesinde bulunduğu hissedilir. Ne var ki bu his, “cahil hissi”dir ve meselenin uzağındakileri avlamak için üretilmiştir.

Eser tabii ki bir ansiklopedi değil fakat başka şekilde ifade etme imkanı yok. Bir çeşit tercüme dense de yeridir ama bu da değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir