Fethullah Gülen’in Psikolojik Profili-2-POZİTİF BİLİM, MİSTİK KÜLTÜR, MANEVİYAT ANLAYIŞI

FETHULLAH GÜLEN’İN PSİKOLOJİK PROFİLİ-2-
POZİTİF BİLİM, MİSTİK KÜLTÜR, MANEVİYAT ANLAYIŞI
Mistik dokunulmazlığın efsunlu etkisine yakalananlar, psikolojik profil çalışması yapamadığı için Fethullah Gülen’in açıkça anormallik sergileyen davranışlarını görmüyorlar. Modern psikoloji ve psikiyatri bilimine göre sayısız anomaliler tespit etmek mümkün. Zaten batılılar ve ABD’li bilim adamları Fethullah Gülen’i hayretle izliyorlar, kendi bilimsel verilerine göre “deli” kriterlerine fazlasıyla uymasına rağmen, on binlerce insanı etkiliyor ve yönetiyor olmasını anlamıyorlar. Onlara göre Fethullah Gülen, doğu mistisizminin anlaşılmaz giriftliği içinde kendine bir profil oluşturan ve yine doğu mistisizminin yaygın olduğu kültürel evrende büyük bir etki alanı oluşturan birisidir.
Batının kültür kodları ve sosyal bilimlerine göre “anormal” tarifi içinde yer alan Fethullah Gülen ve etki çevresi, batılı istihbarat örgütleri için “çılgınca projeleri” üstlenebilecek ve uygulayabilecek normal dışı bir kişilik ve normal dışı bir etki sahibi olarak görünüyor. Batılı bilim adamları, mistik dokunulmazlık gibi efsunlu profilleri kabul etmedikleri için Fethullah Gülen’in psikolojik profili üzerinde çalışabilirler. Fakat çalışmıyorlar veya yaptıkları çalışmalardan kamuoyunun haberi yok.
Fethullah Gülen “efsunlu profil” olarak ele geçmez bir “denek” olmasına rağmen neden üzerinde çalışılmaz veya yaptıkları (yapmışlarsa eğer) çalışmalar neden kamuoyuna sunulmaz? Oysa batılı bilim adamları bu türden mistik profillere (kabul etmemelerine rağmen bilimsel kaygılarla) bayılırlar ve üzerinde mutlaka çalışırlar.
Bu sorunun cevabı çok önemli… Batılı bilim adamlarını durduracak tek engel, ABD deki “ulusal güvenlik zırhı”dır. Fethullah Gülen, ABD’de, “ulusal güvenlik sırrı” içine alınmış olmalıdır ki, hakkında bilimsel çalışma yapılması yasaklanmış veya yapılan çalışmalar gizli yürütülmüş olsun. Fethullah Gülen ABD’de ulusal güvenlik konusu haline getirilmişse bunun tek bir nedeni olabilir, o da, mistik etki sahibi birinin, rasyonel olmayan operasyonlar için kullanılması meselesidir. Yani istihbarat örgütlerinin (CIA, FBI, MOSSAD) operasyonel birimleriyle irtibat içinde olmalıdır.
Mistik etkiye sahip kişiler, istihbarat örgütleri için bulunmaz Hint kumaşıdır. Çünkü mistik etkiye sahip kişilerin bağlıları, rasyonel bir etki ve örgütlülük içinde değil, aksine rasyonel sınırın çok ötesinde ve anlaşılmaz bir zihni kodlanmışlık halindedir. Dünyadaki güçlü istihbarat örgütleri, arkalarında iz bırakmadan operasyon yapma ihtiyacı içindedir. Hem operasyonu kendileri yaparlar hem de kendilerinin yaptığına dair bir iz, işaret, delil bırakmak istemezler. Bunun için kullandıkları yollardan birisi, delileri operasyonlarda istihdam etmektir. Suikastçı olarak kullandıkları delileri, eylemin arkasından yok edemediklerinde veya yok etmek istemediklerinde, suikast soruşturması delilikle perdelenir ve arkasındaki izler sürülemez.
Batılı istihbarat servisleri, doğu mistisizmini keşfettikleri tarihten beri, dünyadaki bazı eylemlerini bunlara ihale etmeye başladılar. Önceleri mistik inanç sahiplerini arıyor, buluyor ve onları kullanıyorlardı. Onları kullanmaları çok ucuza geliyordu zira mistik inanç sahiplerinin zaten kendi hedefleri vardı, batılı istihbarat servislerine düşen iş, mistik inanç sahiplerinin hedeflerinin kendi hedefleri haline gelmesini beklemekti. Hedefler çakıştığında, o hedefi mistik inanç sahibine havale ediyorlar ve amaçlarına ulaşıyorlardı.
Son dönemlerde mistik inanç sahiplerini yetiştirmeye başladılar. Kendileri yetiştirdiğinde istedikleri hedefe yönlendiriyorlar, böylece mistik inanç sahiplerinin hedefleri ile kendi hedeflerinin çakışmasını beklemek zorunda kalmıyorlar.
*
Batılıların ve batı bilim anlayışının bizimle bir ilgisi yok, onların bilim dediği bilgi disiplinlerinin kriterlerinin de bizim insanımıza tatbik edilmesi mümkün değil. Bu sebeple modern psikoloji ve psikiyatrinin kriterleriyle bizim insanlarımızı değerlendirme hatasına düşmeyiz. Bununla birlikte batıda yaşayan bir aktöre, batılıların nasıl baktıklarını görmezden gelemeyiz.
Batı, pozitif bilim anlayışına sahip olduğu, aklını da bu kültürel evrene göre inşa ettiği için, doğunun tamamı ve bu arada İslam, onların gözünde “mistik” bir anlayış ve kültüre sahip. Materyalist temelli pozitif bilim anlayışına uzak olduğumuz doğru, batının bu noktadaki teşhisi de doğru. Fakat materyalist kodlu pozitif bilim anlayışından uzak olmamız, İslam’ın ve Müslümanların, doğudaki genel geçer kültür olan mistisizm içinde değerlendirilmesini mümkün kılmaz. İslam’ın ruh ve maneviyat anlayışı, batı materyalizminden ne kadar uzaksa, doğu mistisizminden de o kadar uzaktır.
Fethullah Gülen, batıdan bakılınca arasında fark görülmeyen doğu mistisizmi ile İslam maneviyatı arasındaki berzahta çadır kurmuş birisidir. Batının pozitif temelli sosyal bilimleriyle kendini değerlendirmemiz haksızlık olur muhakkak. Batının psikoloji ve psikiyatri bilimleriyle değerlendirdiğimizde, amiyane tabirle delinin önde gideni gibi göründüğü malum ama buna itibar etmeyeceğimiz de malum… Ne var ki, doğu mistisizmi ile İslam maneviyatı arasındaki sınırı doğru çizmek ancak berrak bir İslam anlayışına sahip olanların harcıdır. Fethullah Gülen, bu ikisinin arasına kurduğu karargahı ile her ikisinin de imkanlarını kullanan bir psikolojik profil çizmektedir.
Mistik dokunulmazlık zırhını, sinsi bir şekilde doğu mistisizminden ödünç alıyor ama İslami beyanlar ve ölçülerle besliyor. Görünür kıldığı kaynaklar İslami esaslar ama inşa ettiği dokunulmazlık zırhı tamamen doğu mistisizminin mührünü taşıyor.
Ana kaynak olarak Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyeden bahseden birisinin doğu mistisizminden ödünç aldığı mistik dokunulmazlık zırhını giydiğini söylemek kolay değil. Oysa berrak anlayışlar ve derin idrakler görüyor ve biliyor ki, mistik dokunulmazlık tamamen İslam’a aykırıdır ve Fethullah Gülen de bu zırha bürünmüş haldedir. İslam’da varolan “manevi masuniyet” (masumiyet değil), mistik dokunulmazlıktan tamamen farklıdır. “Manevi masuniyet”, ehl-i ilme ve ehl-i tasavvufa, bağlı oldukları kaynaklara (İslam’ın tamamına) ittiba derecesine göre “hürmet” edilmesi şiarıdır. İlme hürmet, ilim adamına hürmeti icbar eder, ilim adamına hürmet ise ilme bağlılığı nispetindedir. İlim adamı ile ilim arasındaki bağ koparılır ve ilim adamı kendinden menkul söz ve davranışlara sahip olmaya başlarsa, ilme gösterilen hürmet o kişi için sakıt olur. Mistik dokunulmazlık ise, kaynaklardan bağımsızlaşmak, bizzat kendini kaynak haline getirmektir. İslam dünyasına Şia’nın “masum imam” inancıyla girmiş olan mistik dokunulmazlık, ehl-i sünnet tarafından asla kabul edilmemiş, böylece manevi dokunulmazlık ile mistik dokunulmazlık arasına net bir sınır çizilmiştir.
Fethullah Gülen, zahirde Şia karşıtı ve Ehl-i Sünnet müdafidir. Ne var ki “mistik dokunulmazlık” meselesinde Şia’yı geçmiştir. Şia, mistik dokunulmazlık zırhını sadece imamlara hasrederek sınırlandırmış, Fethullah Gülen ise kendisine kadar yaymıştır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir