Fethullah Gülen’in Psikolojik Profili-3-OLAĞAN DURUM, OLAĞANDIŞILIK, OLAĞANÜSTÜLÜK

FETHULLAH GÜLEN’İN PSİKOLOJİK PROFİLİ-3-
OLAĞAN DURUM, OLAĞANDIŞILIK, OLAĞANÜSTÜLÜK
Fethullah Gülen’in psikolojik hallerinin olmadığını, aksine her hal ve sözünün hikmet ihtiva ettiğini düşünen bakışlar, onun psikolojik profilini çıkaramaz. Tabii (normal) olanın dışına çıkmak çok problemli bir meseledir, genellikle olağandışı ile olağanüstü birbirine karıştırılır. Olağanüstü de olağandışıdır ama aynı zamanda bir yükseliş, bir inkişaf, bir saflaşma anlamına da gelir. Olağan altyapısından hareket etmek ve onun genel çerçevesini aşmamak şartıyla, sadece ve sadece yukarıya doğru olağandışına çıkmak yani olağanüstülüğe ulaşmak önemli bir kıymettir. Fakat bir insanın her hal ve sözüne hikmet nazarıyla bakmaya başlandığında, olağandışılıkları (anormallikleri) olağanüstülük zannetme hatası kaçınılmaz hale gelir.
Olağan, olağandışı ve olağanüstü konuları, özellikle de mistik kişiliklerden bahsedildiğinde hayati önem taşır. Mistik kişilikler, batının materyalist ve pozitivist anlayışlarına göre de, İslam’ın maneviyat anlayışına göre de olağandışı kişiliklerdir.
Önce bir misal… Fethullah Gülen’in yakınlarında bulunan ve Herkul.org sitesini yönettiğini zannettiğimiz Osman Şimşek’in “Mazlumun Ahı, Titretir Arşı!..” başlıklı yazısından bir paragrafı iktibas edelim.
“İşte böyle bir çirkinlik yaşanıyor ülkemizde. Hayatını insanlığa adamış, dünya zevki namına hiçbir şey tatmamış ve İnsaniyet-i Kübra’nın yücelmesinden gayrı muradı olmamış bir insan işaret ettiğim tuhaflığın çok ötesinde bir zulümle karşı karşıya bulunuyor.”
Osman Şimşek, bağlı olduğu Fethullah Gülen’in, kişilik profilini çıkarma konusunda ciddi bir malzeme kıymetindeki “bedduasını” izah etmek için kaleme aldığı yazısında, önce Fethullah Gülen’in kendince kişiliğini tanıtmak istiyor. Yukarıdaki paragraf, Fethullah Gülen’in kişilik ve hayatına dair övgü dolu tarif ve atıfları ihtiva ediyor. Olağandışılık ile olağanüstülük konularının birbirine karıştırılmasına harikulade bir misal olan bu paragraf, bizim yüzlerce sayfalık yazımızdan daha çıplak, daha açık, daha aydınlatıcı bir nitelik taşıyor.
Fethullah Gülen’in psikolojik profilini çıkarmak için lazım olan en önemli malzeme, Osman Şimşek tarafından övgü maksadıyla kullanılıyor. “…dünya zevki namına hiçbir şey tatmamış…” ifadesi, özü itibariyle aslında bir övgü değil, çok ağır bir tenkittir. Mistik dokunulmazlığın etkisine giren insanlar, mistik kişiliklerin olağandışılıklarını, olağanüstülük olarak görürler ve bu anlayış savrulmasının tabii neticesi olarak da, “şecaatin arzederken sirkatini söylemekten” kurtulamazlar.
“Dünya zevki tatmamış” olma ifadesinin ana unsuru muhakkak ki evlenmemiş olmasıdır. Rahat yatakta yatmak veya mükellef sofralarda yemek, evlilik (cinsellik) konusuna göre çok hafif zevkler olarak kalır. Fethullah Gülen’in de neredeyse her sohbetinde başımıza kalkar bir üslupla ifade ettiği “dünya zevklerini tatmama” meselesi, ancak mistik kişilikler için gurur nedeni olabilir.
Bir erkeğin evlenmemesi, batıdaki Katolik dünyanın şiarlarındandır ve doğuda da bazı mistik kültürler tarafından kabul edilir. İslam maneviyatı, evlenmemeyi kutsamaz, aksine İslam’ın meseleyle ilgili her ölçüsü, evlenmeyi teşvik ve takdir eder, o kadar ki evli bir mümin ile bekar bir müminin ibadetini bile birbirinden ayırır ve evli olanın ibadetini çok daha yüksek bir kıymet olarak kabul eder.
İslam’ın insan tezi, erkek ve kadının toplamından meydana gelir. Sadece erkek veya sadece kadının İslam’ın bahsini ettiği “insanı” ifade etmediği, insan tarifine girmediği açıkça anlaşılır. Zaten tabii olan da budur, “insan”, kadın ile erkeğin tek başına meydana getiremeyeceği, ancak halvet edilerek ve müştereken dünyaya getirebilecekleri bir varlıktır. Erkek ile kadını birbirinden ayırmak, insanı çözmek, insanı “insansızlaştırmak”tır.
İslam, meseleyle ilgili her ölçüsünde erkeğin ve kadının, tek başlarına insanı temsil edemediğini, edemeyeceğini, hatta bu durumda insanlaşmasının mümkün olmayacağını ifade eder. Bu sebeple, İslam maneviyatını esas alan kişiler, İslam’ın genel çerçevesini muhafaza etmek kaydıyla en uç noktasına ulaştıklarında bile evlenmişlerdir. Başka bir ifadeyle, inziva, itikaf, çile gibi İslam maneviyatı içindeki en uzak ufuklara yelken açan Müslümanlar bile, evlenmekten imtina etmemişler, evlenmeyi teşvik etmişlerdir. Çünkü evlenmek, insanlaşmaktır, insanlaşma sürecini tamamlamadan İslam’ın manevi burçlarına ulaşmak imkansızdır.
İnsanı tamamlayan, şahsiyetini inkişaf ettiren, manevi yükselişini mümkün kılan ilk şart, evlenmedir. Cinsellik meselesi evlilik müessesesi için önemlidir ama evlilik cinsellikten ibaret bir hadise değildir. Cinselliği salt dünya zevki olarak kabul etmek, döllenme dışı cinsellik ile ilgili bir batılı kavrayıştır. “Eşref-i Mahlukat” olan insan cinsini meydana getiren fiil, cimadır. Cima (cinsel eylem), neticesi insan olmayan bir zevk aracı haline getirildiğinde salt dünya zevki haline gelir. Neticesi “insan” olan bir fiil, bu maksatla yapıldığında dünyanın ve ahiretin en efdal fiillerinden biridir.
Evlenmemek, “eşref-i mahlukat”ın sebebi olmak iddiasından vazgeçmektir. Allah, her insana (ister deha olsun ister geri zekalı), “eşref-i mahlukatı” dünyaya getirme istidadı vermiştir. Evlenmemek, bu kadar büyük bir vazifeyi üstlenmekten kaçınmaktır. Neticesi ve eseri “insan” olan bir fiilin meşru müessesesini kurmaktan imtina etmek, insanlık alemi için söyleyecek hiçbir sözün olmayacağı anlamına gelir.
*
İslam ahlakı, bir insanın neden evlenmediğini konuşma yetkisini kimseye vermez. İnsanların hususi halleri olur ve bu haller evlenmemelerini gerektirebilir. Kimsenin de bunu araştırma yetkisi yoktur, tecessüsün men edildiği konulardan biridir.
Fethullah Gülen’in neden evlenmediğini bilmiyoruz. Bunu açıklamasını isteyecek kadar edepsizleşmedik, herhangi bir zafiyetinden dolayı evlenmemiş olması mümkündür. Konumuz da zaten bu değil…
Konumuz şu; İslam, evlilik hususunda o kadar açık emir ve tavsiyelere sahiptir ki, bunlara rağmen evlenmemenin tek yolu bir eksikliğe duçar olmaktır. Buraya kadar konu anlaşılabilir, anlaşılmayan nokta, Fethullah Gülen’in ve bağlılarının, evlenmeme konusunu bir fedakarlık halinde sunmalarıdır. İşte bu nokta çok arızalı bir konudur. Evlenmemek, bir fedakarlık değildir, fedakarlık olarak sunulduğunda İslam’ın ve insanın kemalatına saldırmış olursunuz. Evlenmemeyi fedakarlık olarak gösterme veya İslami bir ölçüye dayandırma çabası, İslam’ı ve insanı eksik anladığınızı, dolayısıyla da anlamadığınızı gösterir.
İslam’ın meseleyle ilgili tüm ölçülerine rağmen evlenmemeyi fedakarlık olarak göstermek, Katolik inancından veya bazı doğu mistisizminden ödünç alınan bazı kültür tortularını Müslümanların hayatına sokmaktır. Bu tür kültür tortularıyla mistik kişilikler inşa edilmesine müsaade etmek, İslami hassasiyete sahip olanlar için mümkün değildir.
*
Zafiyetini fedakarlık olarak sunmak, psikolojik travma ve zihni kırılma alametidir. Fethullah Gülen’in, İslam’ın, evlilik ile ilgili sayılamayacak kadar çok sayıdaki ölçüsüne rağmen evlenmemesi, ancak bir zafiyetinden kaynaklanabilir. Bunu da anlar ve lafını etmeyiz ama zafiyetini fedakarlık olarak sunması ve iki de bir çekiç gibi kafamıza vurması karşısında susamayız.
Not: Bu konuya devam edeceğiz.

“Fethullah Gülen’in Psikolojik Profili-3-OLAĞAN DURUM, OLAĞANDIŞILIK, OLAĞANÜSTÜLÜK” için bir yanıt

  1. Sayin Adanali,
    Fethullah Gulen’in psikoljik yapisi uzun zamandir merak ettigim bir konuydu. Psikoloji ya da psikiyatri egitimi almamis biri olarak bazi anormallikleri ben gorebildigime gore bu isin uzmanlari cok daha ayrintili bilgiler verebilir dusuncesindeydim. Bazi olaylari ve ipuclarini birlestirerek kafamda bir takim cikarimlar yapiyordum. Yazilarinizi merakla okuyorum. Ilerde eklemek istedigim konular olacagini dusunuyorum. Basarilar diliyorum.
    Cuneyt Karahan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir