FETHULLAH GÜLEN’İN PSİKOLOJİK PROFİLİ-1-

FETHULLAH GÜLEN’İN PSİKOLOJİK PROFİLİ-1-
Fethullah Gülen’in psikolojik profili ile kimse ilgilenmedi. Birçok şey yazıldı, çok çeşitli eleştiriler yapıldı ama psikolojik dünyası kimsenin dikkatini çekmedi. Fethullah Gülen’in psikolojik profili ile ilgili yazı yazılmamış olması önemli bir konu.
Neden psikolojik dünyasına temas edilmedi, psikolojik profili çıkarılmadı? Çünkü kitlesel etkiye sahip kişilerin psikolojik profili olmaz, onların halleri, hareketleri, tavırları, edaları, mimikleri, öfkeleri, sevinçleri vesaire ancak ve ancak “hikmet” yüklü olabilir. Hikmet sahibi olduğuna inanılarak bakılan kişide hikmetten başka bir şey görünmez. Kitlesel etkiye sahip kişilerin “insani halleri” olması beklenmez.
Psikolojik profilinin olmadığına inandığınız bir insandan bahsediyorsanız, ciddi problemleriniz var demektir. İnsanın putlaştırılması tam olarak budur.
Kişilerin putlaştırılması konusu çok konuşulur ama yanlış konuşulur. Mesela dernek, vakıf veya herhangi bir teşkilat içinde alınan kararlara uymayı, aklı kiraya vermek, aklını askıya almak, liderini putlaştırmak şeklinde anlamak ve anlatmak moda olmuştur. Oysa teşkilatlı olmak, teşkilatlı faaliyet göstermek, teşkilatta alınan kararlara uymayı gerektirir. Alınan kararlar temel yanlışlar içermiyorsa, teorik yanlışlara sevketmiyorsa, onlara itiraz etmek, aklını kullanmak değil teşkilatın ve teşkilatlı faaliyetin ne olduğunu anlamamaktır.
Fethullah Gülen cemaatinin üyelerinin, cemaatin kararlarına uyması, akıllarını kiraya vermek değil, teşkilatlı faaliyet yapmaktır. Fethullah Gülen’i putlaştırdıkları nokta, teşkilatın emirlerine itaat etmeleri değil, onun psikolojik hallerinin olmayacağına inanmalarıdır. Bir insanın psikolojik haller, akışlar, kıvrımlar, etkilenmeler yaşamadığını kabul etmek, kararlarında bu tür etkilerin katkısının olmadığını düşünmek, o kişinin ya robot-insan olduğuna veya insanüstü bir varlık olduğuna inanmaktır. İşte putlaştırma budur.
İlginç olan şu; cemaat üyelerinin Fethullah Gülen’in psikolojik profilini çıkarmamasını anladım da, cemaat dışındakilerin, cemaate karşı şiddetli bir mücadele yürütenlerin de bunu yapmaması şaşırtıcı. Kendisine karşı mücadele ettikleri adamın psikolojik profilini çıkarmayı akledememeleri, cemaat üyeleri kadar etkilenmiş olmalarıdır. Etkinin olumlu ya da olumsuz olması ayrı bir konudur, Fethullah Gülen’e karşı mücadele yürütenler tabii ki ondan olumlu şekilde etkilenmemişlerdir ama cemaat üyeleri kadar derinden etkilenmiş olmalılar ki adamın psikolojik profilini çıkaramadılar, çıkarmaya teşebbüs edemediler.
Bir insanın psikolojik profilini çıkaramamak, ona “mistik dokunulmazlık” tanımaktır. Fethullah Gülen ve cemaatinin en büyük PR çalışması ve başarısı, “mistik dokunulmazlık” zırhı inşa etmektir. Türkiye’deki tüm Müslüman guruplar ve diğer siyasi akımların (Kemalistlerin, solcuların, liberallerin) üzerinde mistik etki bırakabilen Fethullah Gülen, bu anlamda Cumhuriyet tarihinin en başarılı adamıdır.
Bu noktanın dikkatten kaçması, ona karşı mücadeleyi zorlaştırıyor. “Mistik dokunulmazlık” tanıdığınız bir insana karşı mücadele etme imkan ve ihtimaliniz azalır. Mistik dokunulmazlık, kendisine karşı yapılan hamleleri, insanların psikolojik evrenlerindeki anlaşılmaz kıvrımlarda kaybolmasına yol açar. Açıklayamadığınız bir şekilde hamleleriniz boşa çıktığı için, mücadeleniz netice vermez, beklenen etkileri doğurmaz. Çok ağır bir mücadele yürüttüğünüz halde beklenen sonuçların ortaya çıkmaması, sizin psikolojik dünyanızı darmadağın eder.
*
Açıkça Müslümanlara savaş açan Fethullah Gülen’e karşı yürütülen mücadelenin cemaat tabanında beklenen etkiyi yapmamasına şaşıranlar, mistik dokunulmazlık konusuyla ilgilenmelidir. Fethullah Gülen’in, Türkiye’de ve dünyadaki Müslümanlara açtığı savaş o kadar aşikar ki, okuma yazma bilmeyen bir Müslüman bile bunu görmeye başladı. Buna rağmen cemaat tabanındaki çözülmenin beklenen seviye ve yaygınlıkta olmaması izaha muhtaçtır.
Mistik dokunulmazlık (mistik cazibe de denilebilir), etkisi altına aldığı insanlara birer gözlük takıyor. O gözlük, mistik dokunulmazlığa sahip olan kişinin koruma kalkanıdır, ona yöneltilen eleştirilerin haksız olduğu konusunda “peşin ve sabit fikirler” üretmiştir. Peşin fikirler, tenkitleri bertaraf etmekte, itibarsızlaştırmakta, geçersiz kılmaktadır.
Mistik dokunulmazlık, derin bir hikmet algısı oluşturuyor ve açıkça İslam’a mugayir olan söz ve davranışları, anlaşılmaz derecede ve derinlikte bir hikmete tahvil etmeyi mümkün kılıyor. Mistik dokunulmazlık, “psikolojik hallerin” yokluğu ön fikrine dayandığı için, muhakeme zafiyetlerini kabul etmiyor, hikmete kilitleniyor, mutlaka doğru söylediği ve yaptığı kanaatini hakim kılıyor.
Cemaat üyeleri, Fethullah Gülen’e asla peygamber veya ilah demiyor. Bu tür putlaştırmaların açıkça şirk ve yanlış olduğu hususundaki İslami ölçüler karşısında yapacakları bir şey yok. Zaten bu tür iddialarda bulunmamakta samimiler. İslam, tevhid ve şirk meselesini sarahatle beyan ve izah ettiği için, Müslümanlar, eski müşrikler gibi şirke düşmüyorlar. Mekke dönemindeki müşriklerin “şirkleri”, ana İslami anlayışta (Ehl-i Sünnette) daha sonraki dönemlerde hiçbir zaman tekrarlanmamıştır. İslam’ın esasını ve temelini ifade eden Ehl-i Sünnetin dışına savrulanlarda (mesela Şia’da) o tür şirkler zuhur etmiştir ama onlar konumuzun dışındadır. Ehl-i Sünnet, tevhid ve şirk bahisleri üzerinde çok titiz şekilde çalıştığı ve binlerce ciltlik külliyat telif ettiği için, İslam’dan önceki şirke benzer söz ve fiillere hayat ve imkan alanı bırakmamıştır. Fakat şeytan boş durmuyor, serbest bırakılan insan zekası da menfaat için çalışıyor ve yeni yollar keşfediyor.
Mistik dokunulmazlık, şeytanın en büyük keşiflerinden biridir. İslam, her insanın (ve Müslümanın) mutlaka hata yapabileceğini, yanlışa düşebileceğini, mutlak ve muhkem doğrunun kendisinde olduğunu açıkça beyan eder. İslam’ın bu beyanına ve ölçülendirmesine itiraz edemeyenler, bu ölçüyü kabul etmekle birlikte kendi liderleri için “mistik dokunulmazlık statüsü” inşa ediyorlar. Mistik dokunulmazlığa büründürülen kişinin hata yapmayacağını iddia etmiyorlar ama hata yapmadığını iddia ediyorlar. Burada çok ince bir nokta var, bir insanın geçmişinde hiç hata yapmadığını söylemek mümkün olabilir, gerçekten yapmamış olması da mümkündür. Fakat altmış yaşına (hatta yüz yaşına) kadar hiç hata yapmamış bir insanın bile, bir sonraki saniyede, dakikada, saatte, günde, haftada, ayda, yılda hata yapmayacağını söylemek mümkün değildir. Geçmiş, olmuş bitmiş bir dönemdir, gerçekleşmiş ve bitmiş olan bir dönem için yanlış yapılmadığını söylemek bir değerlendirme meselesidir. Ama elan ve gelecekte hata yapmayacağını söylemek temel ölçülere aykırıdır.
Mistik dokunulmazlık, Müslümanlar arasında, “hatadan masuniyet” şeklinde inşa edilemez, çünkü bu konudaki beyan ve ölçüler açıktır. Bundan dolayı, Müslümanlar arasındaki mistik dokunulmazlık, “hiç hata yapmadı ki” kanaati ile geçmişe şamil şekilde kurulmaktadır. Mistik dokunulmazlık o kadar tehlikelidir ki, ister geçmişe şamil şekilde kurulsun, isterse geleceği şamil şekilde, bir defa kurulursa tüm zamanlara şamil hale gelmektedir. Geçmişe dönük şekilde kurulan mistik dokunulmazlık, izhar edilmese de geleceğe şamil şekilde kabul görmektedir.
*
Fethullah Gülen, önce cemaati tarafından sonra da tüm ülke tarafından mistik dokunulmazlığa büründürüldü. Her ne kadar Fethullah Gülen ve cemaatine karşı, öteden beri şiddetli mücadeleler yürüten guruplar olduysa da, bunlar marjinal kaldı. Bunların marjinal kalmasının birinci sebebi de, Fethullah Gülen’in mistik dokunulmazlık sahibi olmasıydı.
Bu konular kamuoyunda konuşulmadı, tartışılmadı, gündeme getirilmedi. Mistik dokunulmazlık konusu anlaşılmadığı için de Fethullah Gülen’e karşı etkili bir mücadele yürütülemedi. Fethullah Gülen bunu bildiği için, dershane tartışmalarında ve yolsuzluk soruşturmasında her gün çıkıp konuşma yaptı. Kurduğu cepheyi doğrudan kendisi yönetti, vekillere bile havale etmedi. Ve nihayet günün birinde, “psikolojik halinin” gereği, beddua etti. İşte sihir orada bozuldu.
Kamuoyu, mistik dokunulmazlığın ne olduğunu, o dokunulmazlığın nasıl imha edileceğini, bunun için neler yapılması gerektiğini bilmeden, beddua videosu üzerinde yoğun bir mizah ürettir. Kendisine karşı mücadele edenlerin ne yapacağını bilmediği bir vasatta, Allah’ın apaçık yardımıyla mistik dokunulmazlık zırhına bürünen adam beddua etti ve mizah konusu oldu.
Beddua videosundan sonra Fethullah Gülen’in mistik dokunulmazlığı sona erdi. Fethullah Gülen ve cemaati farkında mıdır, değil midir bilmiyoruz ama savaşı orada kaybettiler. Kırk yılda inşa ettikleri “mistik dokunulmazlık”, birkaç dakikalık video ile yok oldu.
NOT: Fethullah Gülen’in psikolojik profili yazısına devam edeceğiz, psikolojik profilini çıkaracağız.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir