FİKİR ADAMLARININ TERBİYESİZLİĞİ

FİKİR ADAMLARININ TERBİYESİZLİĞİ
Terbiyesizlik herkeste çirkin görünüyor ama en fazla da fikir adamlarında çirkin görünüyor. Fikir adamları, tefekkürle meşgul olduklarından dolayı terbiyesiz olmadıklarına dair zannımız var, bu zan, onlarda gördüğümüz terbiyesizliğin şok etkisi yapmasına sebep oluyor.
Her meslek veya meşgale, kendi alanına, kendi alanındaki gelişmelere hassastır, takip eder, ilgilenir vesaire. Takip etmemesi, ilgilenmemesi, dikkatini başka yere çevirmesi, meslek ve meşgalesinin ahlakına aykırıdır. Düşünün ki bir doktor, tıptaki gelişmeleri takip etmiyor, mesleğini on yıl, yirmi yıl önceki gelişmişlik seviyesiyle tatbik etmeye devam ediyor, bu tavır ve davranışa ne denir? En hafifinden söylemek gerekirse, terbiyesizliktir. Anlaşıldığı üzere terbiyemizi bozmamaya çalışıyoruz, aslında çok daha ağır cevapları hakeden bir tavırdır.
On yıl tıp literatürünü takip etmeyen doktor, yeni gelişmelerle tedavi edilen hastalıkları tedavi edemez ve o hastaların ölümüne sebep olur. Bu kadar ağır neticeleri olan durum için, terbiyesizlik teşhisi tabii ki çok hafiftir. Takip etmediği tıp literatürü için ölümüne sebep olduğu hastanın yakınları bunu anladığında, o doktor hakkında “terbiyesiz” demezler, muhtemelen öldürürler. Birçok meslek ve meşgalede durum bu…
Ne var ki bu ülkede, tefekkürle meşgul olan ve isimlerinin önüne yanlışlıkla “fikir adamı” unvanı yerleştirilen zibidilere ne demek gerekir? Piyasayı takip etmezler, takip etseler umursamazlar… Nasıl bir haldir bu? Kendi ürettikleri birkaç kırıntı fikir dışında, tefekkür alanında hiçbir gelişme olmadığı hususunda emindirler, teklif edilirse bu hususta yemin bile edebilirler.
Tıp veya benzeri meslek ve meşgalelerde netice çabuk ve net bir şekilde kendini gösterir, literatürü takip etmeyen doktor, birkaç yıl içinde ıskartaya çıkar. Fakat tefekkür sahasında böyle bir şey yok, her şey, İstanbul’da köşe başlarını tutmuş dinozorların inisiyatifindedir, onlar alaka gösterirse bir kıymeti vardır aksi durumda yoktur. O dinozorlar ise aslında fikir adamı olmadıkları için, fikri aramazlar, karşılaştıklarında tanımazlar, bir şekilde tanısalar görmezden gelirler. O kadar iğrenç bir kişilikleri (şahsiyet değil) var ki, ikrah etmemek elde değil.
Tefekkür piyasasındaki gelişmelerin gün yüzüne çıkamamasından dolayı ülkenin ve milletin neler kaybettiğini umursamazlar. Kendilerinden zuhur etmeyen fikir, dünyayı kurtaracak olsa, onlar için hiçbir kıymeti yoktur. Bilmezler ki, fikre kıymet vermemek fikirsizliğin ta kendisidir.
Bunlarla ilgili söylenecek hiçbir şey yok. Söylenecek hiçbir şey üzerlerinde durmaz, öyle ki kötü söz bile üzerlerinde durmaz. “Yok” hükmünde olan, hiçbir değeri üzerinde tutamayan, hiçbir değeri yansıtamayan değersiz varlıklardır.
Bir ülkenin başına gelebilecek en büyük musibet, tabii ki fikir ve ilim adamlarının şahsiyetsizliğidir. Daha doğrusu o ülkede fikir ve ilmin olmamasıdır. Şahsiyet sahibi olmayan insanlarda fikir ve ilim barınır mı? Ahlak yoksa fikir olur mu?
Bir elin parmağını geçmeyecek kadar az sayıda fikir adamı var ülkede, fikre kıymet veren. Onların da işi başından aşkın çünkü takip ediyorlar, umursuyorlar, dert ediyorlar, mesele ediyorlar. Fikir adamı, fikri mesele edinen adamdır, fikri dert edinenler bir şeyler üretebiliyor, umursamayanlar ise tüm ıkınmalarına rağmen ortaya ciddi bir eser koyamıyorlar. Fikri mesele edinmek yerine kendi ürettiklerini mesele edinenler, tabiatıyla fikir üretemiyorlar.
Aslında piyasa polemik için çok uygun. Ne var ki insanın vicdanı el vermiyor. Gazete köşelerinde yapılan zekadan yoksun polemiklere bakınca da sahayı boş bırakmak da olmuyor. Vesselam zor bir durum…

“FİKİR ADAMLARININ TERBİYESİZLİĞİ” için bir yanıt

  1. Adam hakikatin künhüne varmış, bir daha niye güncellesin ki kendini?

    Hakikat dediğin on yılda bir değişir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir