FİKİR ADAMLIĞI VE KÖŞE YAZARLIĞI

FİKİR ADAMLIĞI VE KÖŞE YAZARLIĞI
Fikir adamı olmak, birçok konuda kapsayıcı fikir sahibi olmaktır. Derinliğine ve genişliğine doğru hacimli fikirlere sahip olmak, gazetede küçük alanlara sıkışmaya manidir. Köşe yazarlarına ayrılan alanlar, hangi fikrin anlatılması için kafi gelir ki. Gerçekten fikir adamlarının köşe yazarlığı yapması ciddi bir handikaptır. Herhangi bir konuda sahip olunan fikrin, dibacesi bile sığmaz o köşelere.
Buradan hareketle fikir adamlarının gazete köşe yazarlığı yapmaması gerektiği neticesine varılmaz. Bir doğru üzerine bir yanlış inşa edilmez. Bir gazetedeki köşe yazarlarının en az yarısının fikir ve ilim adamı olması şarttır. Mesele, fikir adamlığı ile köşe yazarlığı arasındaki münasebetin doğru kurulmasıdır.
Fikir adamları gazetedeki köşeleri nasıl değerlendirmelidir? Soru şu şekilde de sorulabilir, fikir adamları köşe yazarlığını nasıl yapmalıdır?
Kısa yazılarla çok şey anlatmak imkanı var mıdır? Vardır. Zordur ama vardır. Gerçek fikir adamlarının kısa yazılarla çok şey anlattıkları vakidir. Fakat bu noktada başka bir problem ortaya çıkar. Kısa yazıyla çok şey anlatmak, fikri dürüp bükerek öz haline getirmeyi gerektirir. Bir konudaki fikri ne kadar öz (özet) haline getirirseniz, o nispette anlaşılması zorlaşır.
Fikri kısaltmak (özetlemek manasında) zordur. Hakikaten bir fikrin “efradını cami, ağyarını mani” olacak şekilde özetlemek, her yiğidin harcı değil. Her yiğidin harcı olmadığı gibi yiğitler bile fikri özetlerken bir taraflarını kırar döker. Çünkü fikrin özetlenme istidadı sınırlıdır. Fikir adamı ne kadar mahir olursa olsun, fikrin özetlenmesi, özetlenebilme istidadına çarpar. Öyleyse önümüzde üç adet problem var; birincisi özetlenen fikrin derinleşmesinden ve giriftleşmesinden dolayı anlaşılması zorlaşıyor, ikincisi özetlemek için maharet gerekiyor, üçüncüsü fikrin özetlenme istidadına riayet edilmesi şart.
Bu problemler nasıl aşılır? Fikir adamları bu problemleri nasıl aşıyorlar? Piyasada görüldüğü kadarıyla fikir adamları köşe yazarı olmuyorlar. Veya gazeteler fikir adamlarına köşelerini açmıyorlar. Daha önceki yazılarımızda tenkit ettiğimiz üzere, gazetelerin fikir adamlarını istihdam etmemesi, büyük bir problem. Gazeteler mi istihdam etmiyor yoksa fikir adamları mı köşe yazarlığı yapmıyor bilmem ama gazetelerde fikir adamı fevkalade az. Gazetelerin köşe yazarlığından uzak durmak, fikir adamlarının bahsini ettiğimiz problemle karşılaşmalarına mani oluyor. Gazetelerde bulunan az sayıdaki fikir adamları bu problemi nasıl aşıyor?
Bir kısmı köşe yazarlığı ile fikir adamlığını birbirine karıştırmıyor. Fikir adamı kimliğiyle kitap yazıyor ve yayınlıyor. Gazetede ise haber-yorum dedikleri cinsten işlerle meşgul oluyorlar. Bu yaklaşım nispeten problemle yüzleşmekten uzak tutuyor. Fakat bu yaklaşım aynı zamanda az da olsa çalıyı dolaşmak gibi geliyor. Haber-yorum cinsinden yazılar yazmak sanki daha çok gazetecilerin işiymiş hissine kapılıyorum. Fikir adamlarının haberlerden (hadiselerden) mücerret bir hayat yaşamaları gerektiğini söylemiyoruz tabii ki. Ayrıca haber-yorum yazmaları da gerekebilir ve yazarlar. Mesele fikir adamı hüviyetiyle “fikir yazıları” yazmak noktasındaki mesuliyetleriyle ilgili…
Bazıları da (zaten hepsi ne kadar ki) fikir yazıları yazıyor. Özetlenmiş haliyle fikir yazıları yazan birkaç yazar (fikir adamı) var. Bunlar nasıl yapıyor?
Herhangi bir konudaki fikri özetledikten sonra o fikrin derli toplu halde bulunabileceği kaynağa atıf yapıyorlar. Yani bir kitabın özeti veya bir dergi yazısının özeti veya yapacakları bir çalışmanın özeti şeklinde ortaya çıkıyor. Köşe yazısı yazdıkları konunun teferruatıyla izah edildiği kaynağa, kitaba veya başka bir malzemeye atıf yapmakla, adres gösteriyorlar. Bu yaklaşım bir taraftan “reklam” yapmak şeklinde anlaşılabilir. Fikirden anlamayan biri rahatlıkla bu yaklaşımı reklam olarak görebilir. Oysa reklam değil, fikri adamlığı ile köşe yazarlığı arasında kurulması zor münasebetin tabii ve zaruri neticesidir. Köşe yazısı ile anlatılabilecek olan fikir, özetin özeti olacağı için bir kaynağa (derli toplu bir çalışmaya) atıf yapılması şarttır. Aksi takdirde köşe yazılarını “seri yazı” şeklinde yazmak gerekir ki bu durumda da ortaya çıkan köşe yazısı değil “kitap tefrikası”dır.
Fikir adamlığı ile köşe yazarlığı arasındaki münasebetin doğru kurulamamasından dolayı verimsizlikler zuhur edebiliyor. Mesela idrak derinliğinden tereddüt etmediğim yazarlardan biri olan Ahmet Selim, ne zamandan beri “saf fikir” yazıları yazmıyor (yoksa ben mi bir türlü denk gelmiyorum). Haber-yorum türünden yazdıkları da diğer köşe yazarlarının yazılarına nispetle seviyeli ama ben Ahmet Selim’den “saf fikir” yazıları okumayı tercih ederim.
Bu konuda Yusuf Kaplan dikkat çekicidir. Köşe yazıları, bir meseleye işaret etmek, atıf yapmak ve o meselenin ipuçlarını vermek türünden. Bu bakımdan da başarılı bir fikir adamı-köşe yazarıdır. Son yazıları üzerinden bu konuya bakıldığında tam olarak anlatmak istediğimizin misali görülebilir.
İBRAHİM SANCAK
ibrahimsancak@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir