FİKİRSİZ ŞEHİR VE ŞEHİRSİZ FİKİR

FİKİRSİZ ŞEHİR VE ŞEHİRSİZ FİKİR

Şehir ile fikir arasında münasebet kurmakta zorlanan bir toplumda (cemiyet değil) yaşıyoruz. Zaten fikir dendiğinde, “bu adam neden bahsediyor?” diye aval aval bakan bir çoğunluk içinde yaşıyoruz. Fikre uzak olanların şehir için fikre ihtiyaç duymaması bir tarafa, fikre yakın olanların ise şehirsiz fikir ile meşgul olmaları veya şehir fikri üzerine çalışmaması daha vahim ve tahammül edilmez bir durum. Fikir adamlarının şehir fikri olmadığı, şehir fikrine ihtiyaç duymadığı bir ülkede belediye başkanlarının şehir için fikre ihtiyaç duymasını beklemek, ne kadar ütopik bir iyimserlik olur.

*
Şehir, ya hayatın kaosu veya fikrin nazım planıdır. Şehir, ya fikrin taşa, toprağa bulanmış halidir veya fikrin toprakla buluşma noktasıdır. Şehir, ya fikrin kaos sahasıdır veya fikrin tecessüm etmiş halidir. Şehir, ya taşın fikir üzerinde hakimiyet kurduğu mekan organizasyonudur veya fikrin teşkilatlanma maharetinin tecellisidir. Şehir, ya fikri şekillendiren bir agoradır veya fikrin tatbikat sahasıdır. Şehir, ya fikrin ilk içtimai imtihanını kazandığı mekandır veya şehrin fikri rüştünü ispatladığı coğrafyadır.
*
Bir dünya görüşüne sahip olanlar için şehir, fikrin nazım planıdır. Şehir, dünya görüşünün hukuku, ahlakı, edebi, ilmi, sanatı için hazırlanmış ve tatbik edilmiş bir nizam tezahürüdür. Şehri gelişigüzel inşa ettikten sonra orada dünya görüşünün yaşanabileceğini düşünenler, mesela hayvan barınağında insani hayat sürülebileceğini düşünenlerdir.
*
Fikir, insanın kalbine ve aklına nüfuz ettikten sonra, onun tavassutu ve marifetiyle toprağa iner, toprakla buluşur. Fikir, nazım planına sahip olmayan insanların elinde toprakla buluşmaz, toprağa çivilemesine düşer ve çamura bulanır. Toprağı çamurdan kurtaracak, onu yaşanabilir bir mekan haline getirecek olan insandır, fikir sahibi olmayan, fikrin nazım planına malik bulunmayan insanların elinde fikir, toprağa kendi ruhunu üfleyemez.
Fikrin toprakla buluşması çetrefilli bir iştir. Toprak, fikir için en aşağı seviyedir, fikir ile toprak, vasıtasız birleşmez, buluşmaz. Fikrin toprağa vasıtasız şekilde vasıl olması, mücevherin çamura düşmesi gibidir, mücevher çamura düşmekle kıymetini kaybetmez ama bulunması gereken yer de orası değildir. Fikir ile toprak arasında iki şey var, biri insan diğeri hayat… İnsan ve hayat, ferd ve cemiyet şubeleriyle fikir ile toprak arasında münasebet tesis eder. Ferd ve cemiyet şubeleriyle insana ve hayata nüfuz etmemiş olan fikir, toprağa sirayet etmez, toprak ile fikir arasında doğrudan münasebet tesis edilemez.
*
Şehir, fikrin tecessüm etmiş halidir. Fikir üç şeye nüfuz eder, insan, hayat, şehir… İnsanda şahsiyet inşa eder, hayatta ahlak olur, şehirde tecessüm eder. Başka bir zaviyeden bakıldığında; insanda ruh, hayatta hareket, şehirde nizam olarak görünür. Her mesele fikir, insan, hayat, şehir mevzularında cem olmuştur, anlayış ise bu dört temel unsuru terkip etmiştir.
Şehir, fikrin son tecelli derecesidir, bu sebeple fikrin tecessüm etmesidir. Fikir, şehir mevzuu dışında hiçbir meselede tecessüm etmez, mütemadiyen hareket halindedir, mütemadiyen deveran eder. Fikrin başına gelebilecek en büyük musibet, donmasıdır, yani tecessüm etmesidir. Bu kaidenin tek istisnası şehir mevzuudur. Fikir, şehirde tecessüm etmiş halde bulunur.
Şehir her ne kadar fikrin tecessüm etmiş hali olsa da, bu durum, ruhu olan varlığın “hareketsiz” duramaması gibi, cismin hareket halidir. Şehir, eğer fikrin tecessüm etmiş hali olarak inşa edilmişse, o şehir, hareket eden ve hareket ettiren bir nizama maliktir. Zaten fikrin şehri ile sadece binalardan mürekkep şehir arasındaki fark budur, herhangi bir şehir camiddir, fikrin şehri ise hareket eden ve hareket ettiren cisimlerin nizami yekunudur. Bu manada şehir, fikrin, cisme nüfuz ettiği, ona ruh kattığı, cisme hareket mahareti kazandırdığı bir terkiptir.
*
Şehir, fikrin teşkilatlanma maharetidir. Fikir, teşkilatlanma maharetini büyük çaplı ilk defa şehirde gösterir, şehir inşa edemeyen fikir, hiçbir insani meseleyi halledebilecek seviyede değildir. Şehir, fikrin “teşkilatlılık hali”dir, teşkilatlılık hali öyle bir şeydir ki, o bünyenin içine giren her şey (insan, hayvan, bitki, cansız varlıklar), o bünyenin rengini alır, o bünyede belli bir mevzie sahip olur, o bünyede belli bir mesuliyet üstlenir. Teşkilatlılık hali, şehrin veya insanın teşkilatlanması değil, bizzat hayatın teşkilatlanmasıdır. Belli bir fikrin teşkilatlılık hali zuhur ettiğinde, hayat o halin nizamı ile inşa edilir ve o halin nizamı içinde akar.
Şehir, bir fikrin teşkilatlılık halinin altyapısıdır. Fikir tarafından belli başlı bir nizam içinde inşa edilmiş, o nizam, ferde hassasiyet, cemiyete merkez ve hayata ruh olarak sirayet etmiştir. Teşkilatlılık hali, ruhun teşkilatlanmsıdır, imanın teşkilatlanmasıdır, hassasiyetlerin teşkilatlanmasıdır. Bu manada teşkilatlılık hali, hiçbir amiri olmayan bir teşkilat bünyesidir, bu manada teşkilatlılık hali kitabın teşkilatlanmış halidir. Teşkilatlılık haline dahil olan ferd, hiç kimseden emir almadan ve emir beklemeden, “anın vacibini” gören, anlayan, gereğini yerine getiren şahsiyet olmuştur. Teşkilatlılık haline dahil olan cemiyet, kendiliğinden, hayatın ihtiyaçlarını karşılayan, ihtilafları halleden, yükseklere doğru inkişaf eden bir bünyeye sahiptir. Ezan okunduğunda namaz kılmak için camiye yönelen, şehrin tüm hareket yönünü, hayatın tüm akış istikametini camiye çeviren hal, ruhun ve imanın teşkilatlılık haline misaldir, bunun gibi teşkilatlılık hali, İslami esasları ve hassasiyetleri, hayatın tabii akışı haline getirmiştir. İşte şehir, tüm bunları ihtiva eden manalar manzumesi ve nizam şahikasıdır.
*
Şehir, fikrin taşı yontma şeklidir. Fikir insan kalbinden ve zihninden başka hiçbir havzada yaşamaz, oraya da akıl yoluyla girer. Fikrin imali de intikali de akıl iledir ama ikametgahı zihin ve kalptir. İnsan kalbi ve zihni dışındaki hiçbir mahalde yaşayamaz, bunların dışındaki varlık ve vahalara ancak nüfuz etmiş halde bulunur. Cansız varlıklara nüfuzu, şekil, renk, tertip, tanzim, terkip gibi marifetlerledir. Her camit varlık, bir fikri, fikrin bir halini muhafaza ve izhar eder, bunun için o varlığın bir fikir ile yontulması, bir fikri ihtiva edecek şekle sokulması, bir fikri ifade edecek renge boyanması, bir fikri ima edecek kıvrıma sahip olması gerekir. Bu zaviyeden bakıldığında şehir, fikrin taşa nüfuz etmiş halidir, taşın şekillenmiş halidir, taşa kazandırılan kıvrımdır, taşın tertibidir.
*
Şehir fikrin tatbikat sahasıdır. Fikrin kuşanılması şahsiyettir, şahsiyet ferdi kudret ve istidatlarla alakalıdır. Her insan, doğuştan malik olduğu mizaç ve istidatlar, sonradan iktisap ettiği bilgi, ilim, fikir, ahlak gibi müktesebat nispetinde şahsiyetini inşa edebilir. Şahsiyet ferdi mesuliyet ve çaba neticesidir, şahsiyetini gerçekleştiren ve onu hayata vaziyet eder (fikrinin hayatını yaşar) hale getiren ferd, mesuliyetini yerine getirmiş olur. Fakat bu ferdi mesuliyet meselesidir ve mesuliyetin tamamı bundan ibaret değildir, cemiyete karşı ahlaki mesuliyeti, ümmete karşı siyasi mesuliyeti, insanlığa karşı vicdani mesuliyeti var. Şehir, ferdi mesuliyetten sonra gelen cemiyete karşı ahlaki mesuliyetinin yoğunlaştığı safhadır.
Şehir, fikrin ilk imtihanıdır. Her dünya görüşü, kendini adamış idealist şahsiyetler (ferdler) yetiştirebilir, mesele cemiyet inşasıdır. Bir cemiyeti inşa edebilen, o cemiyeti uzun süreli olarak kendi iman merkezine bağlı yaşatabilen bir dünya görüşü, ilk imtihanını vermiştir. Köy ve kasaba inşa edecek kadar gücü olabilir bir dünya görüşünün, marifet ve maharet, cemiyet çapında (şehir büyüklüğünde) bir tatbikatının olup olmadığıdır. Orta büyüklükteki bir şehir, tüm insani hususiyetlerin tezahürü için gerekli şartları oluşturur, tüm beşeri münasebetlerin tesisi ve zuhuru için gerekli altyapıya sahiptir, içtimai hayatın muhtemel tüm problemlerine kaynaklık eder. Bir köyde meydana gelebilecek beşeri, ferdi, içtimai, ahlaki, iktisadi, idari ila ahir problem sayısı mesela on ise, şehirde bindir. Bir fikrin köyde tatbik edilmesi, köyde test edilmesi, oradaki tatbikatın başarılı olması, o fikrin hayat imtihanını geçtiği manasına gelmez.
Şehir, tüm çeşitliliği ve problemleriyle fikirler için kurulmuş en büyük tuzaktır. Fikir, kendi şehrini inşa etmemişse, şehirde yaşayamaz, şehrin içinde köyler (cemaatler) kurar, şehre rağmen şehirlileşemez, medenileşemez, içtimai cihetini geliştiremez. Bir fikrin, başka bir kültür tarafından kurulan şehirde yaşaması fevkalade zordur ama fikir o şehri dönüştüremiyorsa, gerektiğinde yeniden inşa edemiyorsa ya şehrin labirentlerinde kaybolur veya şehirde köy (cemaat) hayatı yaşar.
Türkiye’de, özellikle de Akparti hükümeti döneminde, hem genel iktidar bakımından hem de yerel iktidar bakımından kudretli ve kuvvetli hale gelen Müslümanlar, ülkenin şehirlerini dönüştürmekten aciz kaldılar. Önceki devirlerde hem genel iktidar hem de yerel iktidar tarafından söz ve yetki sahibi kılınmayan Müslümanlar, tabii olarak şehirleri değiştiremez, kendi fikirlerinin şehirlerini inşa edemezlerdi. O devirlerde kendilerini muhafaza etmek için şehirlerde köy (cemaat) hayatı yaşamak mecburiyetinde kaldılar, cemaat bünyeleri kendilerini dışarıya karşı, özellikle de başka kültürlerin inşa ettiği şehirde organize olmuş hayatın tuzaklarına karşı koruma vazifesini yerine getirdi. Ama hala aynı yapının sürdürüldüğü, hala burnunu cemaatten dışarıya çıkarmayan, çıkaramayanların olduğu görülüyor. Artık şehri idare edenler mütedeyyin insanlar ama hala köy hayatı yaşıyoruz.
Cemaat meselesindeki birçok problemin hala çözülememiş olmasının mühim sebeplerinden birisi de şehirlileşememektir. Müslümanlar tabii olarak kendilerinin inşa etmediği şehirlerde köy hayatı yaşıyorlar, şehri idare edecek ve değiştirecek güçlerinin olmadığı zamanlardaki bu müdafaa tedbirini hala devam ettiriyor olmaları ise, aslında önceki devirlerde neden cemaatleştiklerini bilmemelerindendir. Cemaatleşmeler, tercih edilmiş bir strateji değil, aksine Müslümanların hayatındaki tabii seyrin neticesidir, bu sebeple de “izah edilmemiş” haldedir. Cemaat tarzı teşkilatlanma izah edilmediği için, ülkeye ve şehirlere siyasi ve idari alanda hakim olduğumuz halde hala cemaatlerimiz aynı katı sınırlar içinde yaşamaya devam ediyor.
İBRAHİM SANCAK ibrahimsancak2011@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir