FRANSA AFRİKA’DA, BİZİM MEDYA NEREDE?

FRANSA AFRİKA’DA, BİZİM MEDYA NEREDE?
Son bir aydan beri Fransa’nın Afrika’da bazı ülkelere müdahale edeceği konuşuluyor, Mali bunların başında geliyor. Mali hükümetinin, hükümeti deviren darbecilerin, ülkenin kuzeyindeki silahlı muhaliflerin fikri ve siyasi görüşleri hakkında Türkiye basınında, özellikle de muhafazakar (mütedeyyin) medyasında hiçbir bilgi yok. Bir aydan beri batılı ajansların geçtiği haberleri okuyoruz, batılı ajansların o ülkelere askeri müdahale için kamuoyu oluşturduğunu bildiğimiz halde “bizim medya” organlarının meseleyle ilgili hiçbir bilgi ve haberinin olmadığı, kendi kaynaklarımızı oluşturamadığımız anlaşılıyor.
Mali’de, hükümet nedir, darbeciler ne istiyorlar, silahlı muhaliflerin derdi nedir gibi soruların hiçbirini cevaplayamıyoruz. Çünkü haber ajanslarımız ve medya organlarımız kendi kaynaklarına sahip değil, koca Afrika kıtasında (mesela Kahire’de bile) temsilciliği olan gazete yok. Fransa askeri müdahalede bulunana kadar kuzeydeki silahlı muhaliflerin hedeflerinin ne olduğunu bilmiş ve anlamış değildik, hala da bilmiyoruz. Sadece Fransa’nın müdahale etmesinden hareketle, oradaki muhaliflerin bize daha yakın olacağına dair bir kanaat oluştu.
Bilgi ve haber akışını bile sağlayamadığımız bir konuda tavır almak, taraf tutmak, muhalefet yapmak nasıl mümkün olacak. Mesele Mali ile ilgili değil, ondan ibaret değil, “bizim gazetelerimizin” Washington, Paris, Londra temsilcisi vardır ama Kahire, Cakarta, İslamabat gibi önemli merkezlerde temsilcileri yoktur. Batının, kendini dünya zannetmesi, batıdaki küçücük bir hadisenin bile tüm dünyayı ilgilendirdiğini düşünmesi, bize de sirayet etmiş görünüyor. Bu ne kadar çirkin ve duyarsız bir anlayış…
Göz göre göre Mali operasyonu geldi, biz hala taraf tutacak bilgiye sahip değiliz. Batının lazım olduğunda kullandığı bir “joker”e dönüşen El-Kaide, müdahale edeceği ülkelerin üzerine yafta gibi yapıştırılıyor ve müdahalenin meşruiyeti oluşturuluyor. Böyle şey olur mu? Hiçbir ülkede, o ülkenin insanları tarafından meşru muhalefet gelişemez mi? Her türlü İslami hareketi hatta kıpırtıyı, El-Kaide şablonu içine alıp tüm destek potansiyelini ortadan kaldıran batı, bu kadar ucuz bir manevra ve manivela ile bizi aldatabilir mi, aldatmasına müsaade edelim mi? Ne var ki iki taraftan da aldatılmamak için, “bilgilenmek” ihtiyacı içindeyiz, öyleyse bilgi mecralarının açılması gerekiyor.
Fransa’nın Mali’ye yaptığı müdahaleye Türkiye’de kimsenin tepki göstermemesinin sebebi, tabii ki basın yayın organlarıdır. Çünkü insanlar bilgilenemedi, bilgilenemedikleri için tavır koyamıyorlar, tepki gösteremiyorlar, taraf olamıyorlar. İçine düştüğümüz duruma bakın, ne yapacağımızı bilmiyoruz çünkü ne düşüneceğimizi bilmiyoruz.
İnsanlar El-Kaide damgası yememek için yerlerinden kımıldayamıyorlar. Muhtemelen yüzbinlerce insan tepki gösterecekti ama bilgi sahibi olmadıkları için atıl halde duruyor ve boş gözlerle gelişmeleri takip ediyorlar. Medya sadece ticari bir kuruluş mu, manevi bir mesuliyeti yok mu? Bağıra bağıra gelen askeri müdahaleye karşı insanların sessiz kalmasının sebebi “bizim medya” değil mi? Bu durum ruhlarını acıtmıyor mu, imanlarını ve şuurlarını rahatsız etmiyor mu?
Aynı problemi yakın İslam ülkelerinde de yaşadık, daha düşük yoğunlukta olsa da hala yaşamaya devam ediyoruz. Suriye’deki bazı muhalif gurupları El-Kaide ile ilişkilendiren batılı ajansların bilgi ve haberleriyle tavır almıyor muyuz? Kardeşlerimize karşı husumet ekilmiş olması mümkün değil mi? Batılı ajansların bilgi ve haberleriyle bu kadar mühim bir meselede tavır almak mesuliyet gerektirmez mi?
*
Bu problemi yakın zamana kadar Türkiye’de de yaşamıştık. Hürriyet gibi gazetelerin yaptıkları yayınlarla, yanı başımızdaki Müslümanlar hakkında tereddütlere sahip olduk, irtica yaygaralarıyla insanları dostlarının hatta akrabalarının bile yardım ve desteklerinden mahrum ettiler. İnsanlar kendi şehirlerinde ve ülkelerinde gurbet hayatı yaşadılar, mahkemelerde avukat bulamadılar, cezaevlerine bir paket sigara götüren olmadı. 28 Şubat sürecinde bu meselenin ne kadar derinleştiği ve yoğunlaştığı malum. Artık Türkiye’de bu problemin aşıldığı görülüyor ama bu kafi mi? Bu kadar tecrübeye rağmen sadece Türkiye’de aşmış olmak, zihni dünyamızın ve akıl bünyemizin çok yavaş geliştiğini göstermez mi? Bu bize yakışıyor mu?
Tüm dünyada veya İslam ülkelerinin tamamında faaliyet gösterecek bir haber ajansı kurulması belki maliyetlidir ama bölge bölge kurulacak olan haber ajanslarını birbirine bağlayacak bir “ağ” oluşturulamaz mı? Her bölgede haber ajansları zaten var, neden bunları birbirine bağlamıyorlar? Buradan akıl vermek pek hoş olmuyor ama canımız yanıyor, kaygımız anlaşılıyor olmalı.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir