GENELKURMAY SUÇLULARI KORUYOR -I-

GENELKURMAY SUÇLULARI KORUYOR –I- 

            Aman Allah’ım(!) diye bağırmak geliyor insanın içinden. Genelkurmayın suçluları koruduğunu görünce… Fakat birkaç saniye sakince düşündüğünde insan, genelkurmayın bunu mutat olarak yaptığını hatırlıyor ve şaşkınlığı öfkeye dönüyor.

            Nedir konu?

            Malum olduğu üzere farklı şekillerde isimlendirilen şu “irtica ile mücadele eylem planı” belgesinin aslı savcılığa ulaştı. Savcılık tekrardan Albay Dursun ÇİÇEK’i sorgulamak için davetiye gönderdi. Ama bizim büyük komutan 5 gündür teşrif (!) etmedi. Hadise bundan da ibaret değil. Genelkurmay karargahında, belgenin fotokopisi basına yansıdığında (haziran ayında) suç delilleri karartılmış ya… İşte bu suç delillerini yok edenler arasında bulunan 6 askerin de (er rütbesinde) ifadesini almak için savcılık davetiye gönderdi. Bunlarda savcılığa gelmedi.

            Şimdi…

            Albayın genelkurmay başkanına rağmen savcılığa gelmemesi mümkün müdür? Hele 6 erin savcılığın davetine icabet etmemesi mümkün müdür? Yani şöyle bir durum mu var ortada? Genelkurmay başkanı albaya “git ifadeni ver” diyor ama albay, “hadi ulan, sende kimsin, canım isterse giderim, canım istemezse gitmem” diye mi cevap veriyor? Ya erler… Genelkurmay başkanı “gidin ve savcıya ifadenizi verin” diyor ama erler, “bir saniye komutanım, patatesleri soyma işini daha bitiremedik, insana aynı anda iki iş birden verilmez ki” diye mi cevap veriyorlar.

            Komediyi bırakıp ciddi ciddi  konuyu tahlil edelim diyeceğim ama genelkurmayın durumu traji-komik… Albay ve erler genelkurmayın “gitmeyin” şeklindeki emrinin dışında gitmekten imtina edemezler ki. Öyleyse genelkurmay gitmelerine izin vermiyor. Bu durumda ne oluyor? Genelkurmay suçluyu (albayı) koruyor ve erleri göndermemekle delilleri karartıyor. İyi de bu ne acayip ve ağır bir durum. Genelkurmay suçluları korur mu? Genelkurmay suç delillerini karartır mı? Bunları yapıyorsa genelkurmay illegal bir örgütün başı olmaz mı? Yahu, durum tam da budur ve biz bunu yazamıyoruz. Konunun etrafında dolanıp duruyoruz.

            Niye yazamıyoruz? Korkuyor muyuz? Çekiniyor muyuz? Niye yazamıyoruz? Korkup korkmadığımızı bilmiyorum. Fakat bildiğim bir şey var ki, genelkurmaya bunu söylemek, ülkede ordunun derhal lağvedilmesini gerektirecek kadar vahim ve acil bir durumdur. Yazmaktan imtina etmemizin sebebi galiba bu. Lakin buna rağmen yazmalı mıyız yoksa? Durum buysa, bunu yazmalı değil miyiz?

 

*

 

            İşin perde arkasında neler olabilir? Başka bir ifadeyle son bir haftadır genelkurmayda neler olmaktadır? Bu konuda bir şey biliyor muyuz? Hayır. Öyleyse… Tahminde bulunacağız demektir. Fakat tahminlerimiz, bundan önceki hadiselerde yaşananların biriktirdiği tecrübelerden süzülerek kompoze edilecek.

 İhtimal 1) Belgenin hazırlanmasında İlker BAŞBUĞ’UN izni ve emri vardı.  

            Bu ihtimal gerçekse yani İlker BAŞBUĞ belgenin hazırlanması emrini verdi veya en azından bu belgenin ve belge muhtevasında bahsedilen eylemlerin hazırlanmasına ve gerçekleştirilmesine izin verdiyse, genelkurmay koridorlarında şu anda neler yaşanıyor?

            Bu ihtimalde albay Dursun ÇİÇEK sadece verilen emirleri yerine getiriyor demektir. Muhtevası suç olan emirleri yerine getirmek o suça iştiraktir ve albayda bu durumda suçludur ama daha önemlisi ve öncelikli olan General İlker BAŞBUĞ’UN suçluların başı olduğudur.

            Bu ihtimal gerçekse şu anda genelkurmay koridorlarında (belki de mahzenlerinde) İlker bey, Dursun beyi ikna etmeye çalışıyor. Neye ikna etmeye çalışıyor? Dursun beyin suçu üstlenip kendini feda etmesi noktasında ikna etmeye çalışıyordur. Pekala Dursun bey müebbet hapisle yargılanacağı bir suçu yalnız başına üstlenip de kendini feda eder mi? Mümkün mü?

            Dursun bey büyük ihtimalle, kendisi yanarsa birçok kişinin de yanacağını anlatıyor ve korunmasını istiyor. Fakat İlker bey artık biliyor ki, Dursun beyi korumak ancak darbe yapmakla mümkün. Ne var ki bir belgeyi bile karargahta muhafaza edemeyen bir genelkurmay bu gün darbe yapamaz. Darbe yapmak ne demek… Tokat atacak mecali bile kalmamış haldedir.

            İlker bey Dursun beyi neyle ikna edebilir? Tehdit edemeyeceği malum. Zira tehdit ederse zaten Dursun bey gider savcı beye her şeyi anlatır. Öyleyse Dursun bey neyle ikna edilebilir? Hangi gerekçe Dursun beyi ikna edebilir? Cumhuriyetçilik, laiklik, Atatürkçülük… Hangisi ikna etmeye kafidir?

            Haa… Bir de Dursun beyi ikna etmeye çalışan çok sayıda insan vardır şimdi karargahta. Sadece İlker bey ikna etmeye çalışmıyor olmalı. Muhtemelen sıraya girmişlerdir. Birisi ikna faaliyetinde yorulduğunda diğeri nöbeti devralıyordur. Basındaki haberlere göre beş gündür savcı beyin davetine icabet etmeyen Dursun bey, anlaşılan çok inatçı bir kişiliğe sahiptir. Zira ikna olduğu saat savcı beyin karşısında hazırola geçmiş olacaktır. Hala savcı beyin odasından uzakta olduğuna göre demek ki ikna olmamış.

            Şaka bir tarafa Dursun bey albaylıktan (ki gelecek sene muhtemelen general olacaktı) mahpusluğa tenzil edecek ve hayatının geri kalanını hapiste geçirebilecek bir yargılamayı nasıl göze alır? Eski adıyla psikolojik harekat dairesi (tam adı böyle miydi?) mensuplarının içinde ne çapta donanımlı adamlar var bilmem ama onların tamamı şu anda Dursun beyi ikna için çalışıyor olmalı. Başka bir ifadeyle Dursun beyin başında bulunduğu birimdeki tüm personel (rütbesi yukarı olanlar da aşağı olanlarda) Dursun beyi ikna etmek için seferber olmuşlardır. Beş gündür savcı beyin makamına teşrif etmeyen Dursun bey belli ki hala ikna olmamış.

            Askerlerin sivilleri ikna etme konusunda sıkıntı çekmedikleri bir ülkede yaşıyoruz. Sahi sivilleri nasıl ikna ediyorlardı? Şöyle mi? “Cumhuriyet elden gidiyor, hele bir şeyler yapalım.” Bunu söyleyince ikna olan sayısız sivilin bulunduğu bir ülkede askerin kendi kendini (kendi personelini) ikna etmesi ne kadar zormuş? Dursun bey beş gündür savcılığa gelmediğine göre askerlerin sivilleri ikna için kullandıkları gerekçelerin hiçbiri işe yaramamış olmalı. İşte buna bozuldum. Bir subay (mesela albay) gelecek beni bir gerekçe ile ömür boyu hapis riski olan bir işe (suça) ikna edebilecek ama kendi personelini aynı gerekçe ile ikna edemeyecek… Çok bozuldum çoookkk…

            Bu ihtimal gerçekse İlker bey şu an ne yapıyordur? Ne yaptığını bilmiyorum ama en azından migren nöbeti tutmuştur.

 İhtimal 2) Belgenin hazırlanmasında İlker BAŞBUĞ’UN bilgisi ve dahli yoktu, fotokopinin basına yansımasından sonra böyle bir belge olduğundan haberi oldu.

            (Bu ihtimal yarın)

 İhtimal 3) Belgenin hazırlanmasında bilgisi yoktu ve fotokopisinin basına yansımasından sonra da böyle bir belgenin olmadığına ikna edildi.

            (Bu ihtimal Perşembe günü)

 İhtimal 4) İlker BAŞBUĞ’UN hala bir şeyden haberi yok.

            (Bu ihtimal Cuma günü)

 

*

 Bütün bunlardan sonra İlker BAŞBUĞ neden istifa etmiyor? Aslında istifa eder. Zaten bu işten en kolay kurtulmasının yolu istifa etmektir. İstifa etmeyi de canına minnet bilir. Fakat bu duruma düşmüş bir genelkurmay başkanı olarak istifa ettikten sonra ömür boyu başı önünde gezer. Göze alamadığı istifa değil, işte bu… FAKAT BAŞI ÖNÜNDE Mİ GEZER YOKSA ARKASINDA MI HİÇ UMURUMUZDA DEĞİL, HEMEN, ACİLEN, DERHAL İSTİFA ETMELİDİR. VE… İSTİFA ETTİKTEN SONRA DA DERHAL YARGILANMALIDIR.

Share Button

GENELKURMAY SUÇLULARI KORUYOR -I-” üzerine bir düşünce

  1. İstifa bahsi tamam da, yargılanması için ne bekleniyor, görevdeyken başlansa, zaman kaybetmesek?

    Ha tamam, bunların yargılanma usulü yok değil mi?
    Görevdeyken kanunen yargılanamıyorlar değil mi?
    Hatta emekli olduktan sonra bile yargılanamayanlar var değil mi?

    Bunlar hiç suç işlemezler, sütten çıkma ak kaşıklar değil mi?

    Mesela bunlar anayasayı silah zoruyla değiştirmeye kalkışmazlar değil mii?

    E o zaman ben de z.kerim böyle aşkın ızdırabını!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir