GENELKURMAY TALEBİNİN REDDİ VEYA HAKİM OLMANIN ŞARTI

GENELKURMAY TALEBİNİN REDDİ VEYA HAKİM OLMANIN ŞARTI

Hakim olmanın birçok şartı var ama en önemli şartı veya hakimliğin rüşt şartı, ilgili ülkedeki en güçlü kurum veya şahsa karşı durabilmektir. Hakimlik imtihanının en önemlisi, genelkurmay sözkonusu olduğunda veya oradan bir talep geldiğinde hazır ola geçmeyen hakim, “hakimliğinin rüştünü” ispat etmiş demektir.
Hukukçuların (avukatlar da dahil) güç karşısında eğilmemesi, mesleki asaletin ilk şartıdır. Güç karşısında eğilen ve buna bağlı olarak yamulan hukukçular, “Hakim”, “Savcı” ve “Avukat” olamamışlardır. Eğer bir ülkede tüm hukukçular bunu yapıyorsa o ülkede hukuk yok demektir. Eğer bir ülkede az sayıda hukukçu güç karşısında eğilmiyor fakat bu tavırlarından dolayı ayakta kalamayacak kadar başlarına iş geliyorsa, o ülkede hukuk komaya girmiş ve son demlerini yaşıyor demektir.

28 şubat sürecinde genelkurmayın daveti (aslında icbarı) üzerine boy sırasına giren “hakim” ve “savcılar” bu ülkenin yüz karasıydılar. Fakat o günden bu güne o kadar çok eleştirildiler ki, artık haysiyetin ve şerefin nasıl bir şey olduğunu anladılar ve bu hususiyetleri şahsiyetlerinin mütemmimi haline getirmeden yaşanacak hayatın, ne kadar rezil bir hayat olduğunu derinliğine kavradılar. Kavradılar mı? Kavramış olmalılar. Zira bu günkü kahramanca tavırları sergileyen hakim ve savcılar aslında o zamanın kadrolarıdır. Böyle bakınca 28 şubat sürecinde hazır ola geçen hakim ve savcıların hakikaten çok rencide olduğu ve ciddi tavır değişikliklerine gittikleri anlaşılmaktadır.

Bunları yazmamıza vesile olan hadise, Ankara’daki “Seferberlik tetkik kurulundaki aramaların durdurulması veya sınırlandırılması için genelkurmayın mahkemeden tedbir talep etmesidir. Mahkeme genelkurmayın talebini reddetmiştir. Bu hadise insanın heyecanlanmadan okuyamayacağı kadar önemlidir. Niye bu kadar önemlidir? Çünkü ilk defa “Ankara’da hakimler var” diyebilmenin psikolojik ve tabi ki fiili altyapısı oluşmaya başladı. Sihirli cümle, “Ankara’da hakimler var” cümlesidir. Ülkede yaşayan herhangi bir vatandaşın bunu söyleyebilmesi, o “ülkede hukuk” güvenliğinin varlığına işaret eder. Hukuk güvenliği… İşte bu güvenlik, terör güvenliğinden bile önemlidir. Zira hukuk güvenliği yoksa devlet yok demektir. Devlet yoksa zaten başkentte bir eşkıya gurubu oturuyor anlamına gelir.

Çok heyecan verici… Hakikaten hem o birimde arama yapan hakim ve hem de aramanın durdurulması talebini reddeden hakimler, bu ülkenin hukuk tarihine geçecek insanlardır. Saygıyla önlerinde eğiliyorum.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir