GÜNLÜK (01 NİSAN 2009)

            Birkaç gün öndeki gazetelerde vardı ama seçim telaşından yazmaya fırsat olmadı. Haber şu; ABD’de krize giren, devletten yardım aldığı halde iflasın eşiğinde dolaşan, yakın gelecekte ise iflas etmesi kaçınılmaz olan birçok büyük şirketin yönetim kadrolarının lükslerinden vazgeçmediklerine dair çeşitli haberler. Hatırladıklarımı sıralayayım…

 

*Şirketlerden birinin CEO su, kriz geçene kadar 1 dolar maaşa çalışacağını açıklamıştı birkaç ay evvel. Bu CEO nun 10.000.000 USD maaş ve prim aldığı ortaya çıktı.

 

*Şirketin birinin CEO su, “maaşımdan vazgeçerim fakat özel jetimden asla” diye açıklama yaptı.

 

*Şirketin birisi, personeline verdiği yüksek primden dolayı halk arasında meydana gelebilecek öfkeye karşı savunma maksadıyla personelinin sokakta hangi şirketin personeli olduğunu söylememesi ve bunu belli edecek bir alamet taşımamasını isteyen bir talimat yayınladı.

 

            Bunlar gibi daha hatırlayamadığım çok sayıda haber… Bu haberler ne manaya geliyor? ABD iktisadı çatır çatır çökerken, şirket yönetimleri hem de devletten milyarlarca dolar yardım aldıkları ve şirketlerini iflastan kurtarmaya çalıştıkları bir dönemde, müthiş maaşlar ve primlerden vazgeçmiyorlar. Bunun bir açıklaması var mı? ABD başkanı, şirket yöneticilerini (mesela GM CEO sunu) beyaz saraydan kovuyor ve şirketi kurtarmak için 30 gün içinde bir planla gelin bana diye azarlıyor. Fakat adamlar yüzlerce milyar devlet desteğine rağmen şirketi ayakta tutma maharetini gösteremediği gibi özel jetinden vazgeçmiyor. Bu davranışlar hangi çerçeve içinde, hangi felsefi cereyanın temel malzemeleriyle veya hangi ideolojinin idrak kaynaklarıyla açıklanabilir? Yoksa sadece psikolojik bir açıklaması mı var?

            Sözü uzatmaya gerek yok. Liberal düşüncenin kapitalist iktisat sisteminde bu davranışların çok sarih bir açıklaması var. Garip olan, ABD’nin, kapitalist iktisat anlayışına rağmen insanların bu tür davranışlarını anlamakta zorlanır noktaya gelmesidir.

            Nedir kapitalizmin üzerine oturduğu insan anlayışı? HOMO EKONOMİKUS… Homo ekonomikus, ekonomik insan demektir ki, her davranışından ekonomiyi yani menfaatini esas alır. Ferdi menfaat, tek gerçekliktir. Kapitalizm bu olduğuna göre, şirket yöneticileri tam kapitalisttirler. Tüm davranışları, ABD’nin kutsallaştırdığı liberal düşünce ve kapitalist iktisattır. Yani homo ekonomikustur. Şirket yöneticilerinin ve personellerinin davranışları bu mecrada (kapitalist anlayış çerçevesinde) değerlendirildiğinde, ABD’nin şirket yöneticilerinin davranışlarını anlamakta zorlanmaya başlaması, anlaşılır gibi değildir.

            Buradan ne sonuç çıkar? Harikulade neticeler çıkarmak kabildir. Sıralayalım…

 *Zor zamanlarda insan iç dünyasındaki “gerçeklik kavrayışı” aniden değişiverir.

            ABD bir anda kapitalist olmaktan çıktı. Çünkü, yaşadığı zorluklar kapitalizmin teklifleri ve kuralları ile aşılabilecek gibi değil. Homo ekonomikustan bir anda vazgeçti ve fedakarlık yapan “ahlaklı insan” anlayışına kendinin de anlamadığı bir hızla savruluverdi. Fakat anlamadığı nokta şu; asırlarca arkasına yığınak yaptığınız bir anlayışı aniden çöpe atamazsınız. Hayat buna müsaade etmez. Demek ki neymiş, kapitalizmle kalkınan ABD, kapitalizmle çökecekmiş ve bunun başka bir yolu da yokmuş.

 *Marifet, normal zamanların teorisini üretmek değil, zor zamanların teorisini üretmektir.

            Hayatın normal akış zamanları için teori üretmek kolaydır. Zira hayatın tabi akışındaki insan davranışlarının tahmin edilmesi mümkündür. Tahmini mümkün olanın sistemini kurmak, deha seviyesinde teorisyenlik gerektirmez.

            Marifet, zor zamanların (olağanüstü dönemlerin) teorisini kurabilmektir. Ki, zor zamanların teorisi ile normal zamanların teorisinin de birlikte bulunması ve bir bütün oluşturması gerekir. Zira zor zamanlarla karşılaşıldığında bir gün içinde sistem değiştirilemez. Sistem değiştirilmesi uzun bir süreç olduğu için sistem değiştirilene kadar çöküş meydana gelir. Bu sebeple, kurulacak sistem, hem zor zamanları ve hem de normal zamanları ihtiva etmelidir. Hadi bakalım teorisyenler, hodri meydan…

 *Bir teori, zor zamanlarda kendini doğrulamıyor veya hayata kendini doğrulatamıyorsa, atın çöpe gitsin…

            Kapitalizm, kendini ilk defa bu çapta imtihana sokuyor. Veya hayat kapitalizmi ilk defa bu kadar zor bir imtihandan geçiriyor. Teori çöpe mi atılacak yoksa varlığını koruyabilecek mi, yakın zaman (birkaç yıl) içinde göreceğiz.

            Kolay gelsin demeyeceğim malum…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir