GÜNLÜK (04 MART 2009)

            Yeni Şafak’ın manşeti, “30 KİŞİLİK ÖLÜM TİMİ PEŞİMİZDE…”

“İstanbul'da 5 ay içinde üç Çeçen öldürüldü. Şüpheler Rus istihbaratı üzerinde yoğunlaşırken geçen hafta öldürülen Ali Osaev'in yardımcısı Müslüm C., "Rus istihbaratının 30 kişilik timi Türkiye'de cirit atıyor. Her cinayetten sonra 'sıra hangimizde' diyoruz. Türkiye önlem almalı" dedi.”

            Jeo-stratejik bir sürü tahliller yapılabilir ama ben onlarla ilgilenmiyorum bugün… İlgilendiğim nokta, bir yiğidin cephe gerisinde ve savunmasız şekildeyken haince katledilmesi, şehit edilmesi…

            Allah’ım, işine karışmamayı öğreneli çok oldu. Ne var ki, bir yiğidin cephe gerisinde şehit edilmesi çok ağır bir duygu… Cepheden kaçmamış bir yiğidin cephe gerisinde pusuya düşürülmesi çok yakıcı bir duygu… Şu kadar zaman ÇEÇENİSTAN dağlarında cenk etmiş bir yiğidin silahsız dolaşmak zorunda olduğu bir ülkede (sözüm ona dost ülkede) şehit edilmesi tahammülü zor bir hadise…

            Son onbeş yılın dünyasındaki asil ve cesur iki halkı, Çeçenler ve Gazzeliler… Allah’ım şecaat ve samimiyet deposu bu iki halkı, HAFIZ isminle hususen muhafazaya al. Bunlar, ümmetin ve insanlığın son haysiyet temsilcileri… Bunları yeryüzünden eksik etme… Bunları şereflerin en büyüğü ile şereflendir. Bunları mükafatların en büyüğü ile mükafatlandır.

 

*

 

            Ümmetin Rus coğrafyası dışındaki mevzilerinde yoğunlaşan mücahede ve mücadelesini fırsat bilen Moskof ayısının, Çeçenistan’daki emsalsiz zulmü ve soykırımı, gözlerden ırak kaldı. Gözler bir müddettir Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de takıldı. Ümmet Çeçenistan’a yetişemedi. Cepheler ve mevziler çoğaldı ve yiğitler tüm cephelere az geldi. Yiğitler yiğidi Çeçen halkı zaten sayıca çok azdı.

            Türkiye’ye iltica eden Çeçenlerin içinde eli silah tutan yiğit nerdeyse yoktu. Tamamına yakını, çocuk, kadın ve ihtiyardı. Onlar da yiğitlerin elini ve gönlünü bağlamasın ve Moskof ayısının zulmüne uğramasın diye gönderilmişti. Yiğitler can alıp can verirken, anası, evladı ve yari için gönlü arkada kalmasın diye gelmişlerdi buraya. Ve burada küçük yiğitlerin boy salması ve cepheyi insan kaynaklarıyla beslemesi için nefes almak istemişlerdi.

            Son Çeçen suikastıyla tekrar anlaşıldı ki, Çeçen mülteciler, vatandaşlığa kabul edilmemiş, oturma ve çalışma izni verilmemiş, barakalarda birkaç lokma yemekle hayatlarını idame ettirmek mecburiyetinde bırakılmışlardı. Oooof, of… Çeçenistan’da cephenin ortasında bile bu kadar perişan olmamışlardır muhtemelen. Yuh sana Türkiye, yuh… Moskof ayısının hışmından korkup yiğitlere kucağını açamadın tamam. Çocuk, kadın ve ihtiyarlara bile misafirperverliğini gösteremedin mi? Yuh sana, binlerce defa…

 

*

 

            Türkiye’nin savunma hattı Kars’tan mı başlar yoksa Çeçenistan veya daha yukarıda Kazan’dan mı? Bunu damı akledemiyorsun Türkiye? Çeçenistan düşerse Kars nasıl korunur? Ah o büyük ufuk… Misak-ı Milli hücresine tıkıldın seksen yıldır, görüş mesafen birkaç metreye kadar indi. Ah Türkiye ah… Bilemedin bir türlü, ufkunu daralttıkça coğrafyanın daralacağını… Ufkun Misak-ı Milliye kadar gerilediğinde coğrafyanın Misak-ı Millide kalabileceğini mi zannettin. Ufku Misak-ı Milli olanın coğrafyası daha küçük olur, bilmez misin? Çeçenistan’a kadar uzanmayan ufkun, yakın gelecekte Erzurum’dan öteye geçemez hale gelir.

 

*

 

            Hangi politik hesap ve hangi ülke menfaati birkaç yüz kişilik kadın, çocuk ve ihtiyar mülteci kitlesine ev sahipliği yapmaya manidir? Bir avuç mağdur insana ev sahipliği yapamayan ülkeniz de devletiniz de batsın.

            Mültecileriyle ilgilenmeye gelen birkaç tane Çeçen kumandanını, silahsız yaşamak mecburiyetinde bırakmanızı anlıyorum da onları koruyamamanızı anlamamı beklemeyin benden. Bir nefeslik, mağdur ve muhtaç ailesini görmeye gelen yiğitleri Moskof ajanlarına karşı koruyamayan bu ülkenin istihbaratı, sanatçıların kimlerle flört ettiğini mi araştırıyor? Bu ülkede kaç tane istihbarat örgütü var? Milli istihbarat teşkilatı, Emniyet istihbaratı, Jandarma istihbaratı ve daha bilmediğimiz kaç tane istihbarat kuruluşu, insanların hangi evde izinsiz Kur’an Kursu verdiğini mi araştırıyor? İstanbul’da, Türkiye’nin mahreminde yabancı gizli servislerin ajanları cirit atıyor ve bu ülke ve millete emanet insanlara suikast düzenliyor fakat istihbarat teşkilatlarının ne yüzü kızarıyor ne de netice alınmış bir çaba içine giriyorlar.

            Çeçenlerden biri haykırıyor, “30 kişilik ölüm timi peşimizde” diye, ama bir tanesi bile yakalanamıyor. İstihbarat ve güvenlik birimleri, yapabileceğinizin en iyisi buysa artık “kendi kafanıza sıkın”.

Share Button

GÜNLÜK (04 MART 2009)” üzerine 2 düşünce

  1. “olduğu bir ülkede (sözüm ona dost ülkede)” sözünüzü kabul etmiyorum.Bu Millet yıllarca Çeçenya’ya yardım etti ve etmeye de devam ediyor.Bence ve toplumun nezdinde de bu sözleri hak etmiyor diye düşünüyorum .

  2. sayın argun
    size katılıyorum
    fakat hadise o kadar vahim ve acil ki, insan isyan ediyor
    Çeçenistan’a en fazla yardım eden Türkiye’dir ama daha fazla hassas olmak gerektiği de açık değil mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir