GÜNLÜK (21 MART 2009)

            Bu gün üzerinde çalışacağımız haber, hürriyette yayınlanan Dünya Bankası başkanının “iktisadi kriz” ile ilgili değerlendirmeleri. Konuya girmeden önce, değerlendirmelerimizi temellendireceğimiz bir hususu izah etmekte fayda var.

 

*

 

            Hayatın ortalama bir akış hızı vardır. Bu hızı, her ülkenin kendi kültürü tayin eder. Yirminci asra kadar hayatın akış hızı, her ülkede veya kültür ikliminde farklıydı. Muhabere vasıtalarındaki gelişme, ülkeleri ve kültür iklimlerini birbirinden bağımsız bir hayat akış hızına sahip olma imkanından mahrum etti. Bu gün yaşadığımız dünyada, hayatın tek akış hızı oluşmamıştır ama dünyadaki hayatın akış hızı ile ülkelerdeki hayatın akış hızları birbirinden ileri derecede etkilenir hale gelmiştir.

            Hayatın akış hızının önemi nedir? Doğrusu bu sorunun cevabı çok hacimli ve girifttir. Bu gün üzerinde çalışacağımız konu ile ilgisini tespit etmekle iktifa edeceğim. Hayatın akış hızı ile hadiseleri anlamak ve geleceğe dönük değerlendirme ve tahminleri yapabilmek arasında yoğun bir münasebet vardır. Hayatın normal akış hızına sahip olduğu dönemlerin birkaç özelliği vardır. Hayatın normal akış hızına sahip olduğu dönemlerde bir neticenin meydana gelmesi veya bir sürecin mesafe alması ciddi zaman dilimlerine muhtaçtır. Ne kadar olağanüstü hadiseler meydana gelirse gelsin, hayatın aktığı mecrayı ve akış dinamiklerini fazla etkilemez. Bu durum yaşanan hadiselerin çapına göre tesir icra etmediğini gösterir. Yaşanan büyük çaplı hadiselerin ciddi neticeler doğuracağına dair yapılan değerlendirmeler, zaman tarafından (zaman içinde) tekzip edilir.

 

Herhangi bir hadisenin tesir çapı, sadece hadisenin büyüklüğü ile ilgili değildir. Hadiselerin tesir çapının katsayısı, “hayatın akış hızı”dır. Denklemde bu unsuru fark etmeyenler, doğru değerlendirmeler yapabilmek ve sıhhatli tahminlerde bulunabilmek imkanından mahrumdurlar. Hayatın akış hızının normal seviyelerde seyrettiği bir dönemde, on birim büyüklüğünde meydana gelen bir hadisenin hayata tesiri, on birimlik ise (hayatın normal akış hızını bir birim kabul edersek) aynı hadisenin tesiri, hayatın akış hızının iki katına çıktığı dönemlerde yirmi birim olur. Bunun zıddı da doğrudur ve eğer hayatın akış hızı, normalin altına düşmüşse, hadisenin etkisi de o nispette azalır.

 

            Hayatın akış hızının normal seyrettiği dönemlerde zihni itiyatlarını ve psikolojik altyapılarını oluşturmuş insanlar, hayatın akış hızının olağanüstü hızlandığı dönemlerde hangi hadisenin hangi tesiri meydana getireceği ve hangi neticeleri doğuracağını anlamakta fevkalade zorlanırlar. Hayatın normal akış hızındaki ölçülerle organize olmuş zihni (psikolojik) dünyaları, hadiselerin etki çarpanlarını (katsayılarını) fark etmezler ve normal neticeleri normal zaman dilimlerinde beklerler. Bu durum, gelişmeleri anlamalarına mani olduğu gibi, tedbir de almalarına mani olmaktadır. Dolayısıyla hayatın gerisinde kalmaktan kurtulamamaktadırlar.

 

*

 

            Bu açıklamalardan sonra haberimize geçelim. Haberimiz şu;

 “Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Brüksel Forum’da yaptığı konuşmada 2009 yılını “çok tehlikeli bir yıl” olarak nitelendirdi ve küresel ekonominin yüzde 1 ile 2 arasında bir oranda küçüleceğini söyledi.IMF ise, kriz nedeniyle küresel ekonomideki küçülmenin ancak yüzde 1’de kalacağını tahmin etmişti. Dünya Bankası Başkanı, küresel ekonomideki küçülmenin, Büyük Depresyondan bu yana en büyük küçülme olacağına da dikkat çekti.Peki, önce ABD’nin, ardından da AB’nin açıkladığı önlem ve destek paketleri, krize çare olabilir mi?Zoellick, bu konuda da oldukça karamsar konuştu;Kredi sistemlerini düzeltmeden küresel ekonomiye sürekli para enjekte etmenin, “kaçınılmaz olarak yeni bir çökmeye neden olacağını” söyleyen Zoellick, “bu paketler olsa olsa şeker sarhoşluğu (sugar high) yaratır” dedi.Zoellick, neden “şeker sarhoşluğu” terimini kullandığını ise şu sözlerle ifade etti;"Şu anda en önemli konu batan varlıklar ve bankaların mali yapılarının değiştirilmesi. Ve benim şeker sarhoşluğu terimini kullanmamın nedeni, destek paketlerinin bir ayağa kaldırma sağlaması. Ancak yeniden kredi sisteminizi işler hale getirmezseniz, bunların yeniden çökmesi kaçınılmaz…"Ekonomik krizin sadece ABD ve AB tarafından çözülmesinin mümkün olmadığını kaydeden Dünya Bankası Başkanı, “bu küresel bir kriz. Dolayısıyla, trans-atlantik müttefikleri aşan bir sorun” dedi.”

            Dünya bankası başkanının bu ifadeleri, kriz ile ilgili en ileri tahminlerden biridir. Ne var ki, hala krizin hangi çap ve derinlikte olduğunu teşhis etmekten fersahlarca uzaktır.

 

            Dünya iktisadi krizi ABD merkezli olarak patladığı günden beri, ilk gözümüze çarpan ve bugüne kadar devam eden zafiyet, idrak iktidarsızlığıdır. ABD başta olmak üzere tüm dünya, başlarda bu krizin beş-on yılda bir meydana gelen mutat krizlerden biri olduğunu ifade etmiş zaman geçtikçe de daha derin bir kriz olduğunu yavaş yavaş ifade etmeye başlamıştır. Hala konuyu tam manasıyla teşhis edebilmiş değillerdir.

            Birçok noktada teşhis hatası yaptıkları vakadır. Fakat biz konumuz olan “hayatın akış hızı” ile ilgili teşhis hatalarını gösterelim.

 

            Hayatın akış hızı, 1929 büyük buhranın olduğu zamana göre yüzlerce kat daha yüksektir. Bu günkü krizin hala 1929 büyük buhranının çapına ulaşmadığını söylemeye devam etmeleri, hayatın akış hızındaki farklılığı anlamadıklarını ve dolayısıyla denklemde bu unsuru kullanamadıklarını göstermektedir. Hayatın akış hızını, denkleme katsayı olarak eklediğimizde, bugünkü krizin 1929 büyük buhranından onlarca kat daha ağır olduğu anlaşılmaktadır. Fakat denklem yanlış kurulduğu için netice yanlış çıkmaktadır. Denklemin yanlış kurulmasının (ve dolayısıyla yanlış teşhis yapmanın) maliyeti içinde bulunduğumuz yılda ve önümüzdeki birkaç yılda ortaya çıkacaktır. Ne var ki, geç kalınmış olacaktır.

 

            Her geçen gün krizin daha ağır ve derin olduğu anlaşılmaktadır. Fakat bu durum, meselenin doğru teşhis edildiğini veya artık doğru anlamaya başladıklarının işaretini vermemekte, sadece hadiselerin (gelişmelerin) neticeleri ortaya çıktıkça fikirlerin ve tahminlerin revize edildiğini göstermektedir.

Share Button

GÜNLÜK (21 MART 2009)” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir