GÜNLÜK (25 ŞUBAT 2009)

Dün özel hareket dairesi başkanının intihar haberi gündemi işgal etti. İntihar mı yoksa cinayet mi sorularının cevabı zaman içinde ortaya çıkacak. İntihar olduğuna dair ciddi deliller olduğundan bahsediliyor. Eğer intihar ise ve medyada bahsedildiği şekilde “görevden alındığı” için intihar etmişse vahim bir durum var. Görevden alındığı için intihar etmişse, bu kadar zayıf bir tabiat ve kişilik sahibi birinin “özel harekat daire başkanı” yapılması korkutucu. Yeryüzündeki en korkutucu hadiselerden birisi, zayıf tabiatlı kişilerin “bol yetkili” makamlara getirilmesidir. Özellikle de silahlı birimlerin başına getirilmesi tam bir kabus…

 

*

 

Almanya’daki deniz feneri dosyası birkaç gün önce geldi. Vakit gazetesinin manşeti: Deniz feneri ETÖ (Ergenekon terör örgütü) icadı. Bu manşeti vatan gazetesi, “Vakitten pes dedirten manşet” başlığı ile duyurdu. Bu ülkede hala “pes dedirten” hadiseler olduğu kanaatine sahip insanlar mı var? Bunlar akıl zafiyetiyle malul olmalılar.

 

*

 

Vatan gazetesi, İstanbul anketi yayınlamış. Ankette AKP 41.8, CHP 23.0, MHP 3.4 görünüyor. Cevap yok, kararsız ve hiçbiri seçeneklerinin toplamı, 25.8 görünüyor. Bunlar dağıtıldığında AKP 53 civarında görünüyor. Müthiş bir oy oranı. Vatanın bu anketi yayınlamasının sebebi ne ola ki? Ankara için de bir anket yayınlamış vatan gazetesi. Orada da aradaki fark kapanacak gibi görünmüyor.

 

*

 

Bahçeli, Ahmet TÜRK’ün meclisteki gurup konuşmasında Kürtçe konuşma yapması üzerine yazılı açıklama yapmış. Bilindik hamaset ifadeleri ile dolu bir açıklama. Yazılı açıklamada dikkat çeken birkaç nokta var. Biri AKP ile ilgili bir teşhis diğeri ise başbakandan DAVOS ta gösterdiği tavrı Ahmet TÜRK e de göstermesi talebi…

 

Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin açtığı yolda kurgulanan hain projenin adım adım uygulanmaya çaba harcandığı son derece hassas bir dönemin bütün emarelerini göstermeye başlamıştır.

 

“Türkiye sanal ortamlarda kahramanlığa soyunarak duygu sömürülerine sarılan Başbakan Erdoğan'dan Davos'ta bir gazeteciye karşı gösterdiği duruşu, şimdi kendi açtığı yolda karışımıza bölücü taleplerin tırmanışı olarak çıkmış bu meselede de muhataplarına göstermesini beklemektedir.” (VATAN-25.02.2009)

 

AKP nin hain bir projeyi uyguladığından bahsetmesi, ülkedeki hükumet için ne ağır bir ithamdır. Hükumeti hain olarak tanımlamak, savaş ilanı değilse nedir? Ülke içinde savaş ilan etmek, iç savaş değil midir?

 

Başbakanın DAVOS ta İsrail cumhurbaşkanına ve zımnında ABD ye karşı sergilediği tavrı ülkede yaşayan Kürtlere de sergilemesinin talep edilmesi, MHP veya BAHÇELİ nin “düşman tanımlaması”nın ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Ülkede yaşayan insanları İsrail kadar yabancı ve düşman görebilmek hangi zihni savrulmanın neticesi olabilir? Bu savrulmayı TÜRKÇÜ olmakla da açıklamak kabil değil zannediyorum.

 

*

Güngör MENGİ, biraz umutlanmış bugün. ABD de bazı çevrelerin Türkiye’nin batıdan uzaklaştığına dair raporlar hazırlamaları ve fikirler beyan etmeleri, yazarımızı umutlandırmış. Altı yıldır batının AKP ye destek vermesinden dolayı komik bir batı düşmanlığı sergilemiş olan ülkedeki “batılılar ve batılılaşanlar” tabi mecralarına dönmeye mi başlıyorlar. Tabi mecraları malum olduğu üzere batıdır. Zira batılı gibi düşünür ve yaşarlar.

 

“Batı düne kadar Türkiye’de laik rejimi tehlikeye sokacak gelişmeleri adeta teşvik ediyordu.
Eğer tavır değişikliği kalıcı olursa, evet bu değişim şans olabilir.”

 

Aslında en çok zorlarına giden nokta, AKP nin veya ERDOĞAN ın batıyı kendi lehine ikna etmiş olması ve buna karşı bizim batılı kerataların batıyı AKP aleyhine ikna edememeleriydi. Bu durum bir maharet ve beceri testiydi. Erdoğan bizim batılılaşmışlardan daha mahir çıktığı için hazmedemiyorlardı galiba?

 

Şu ifadesi neye karşı olduğunu açıkça gösteriyor. Bunlar İslam’a karşılar.

“Dün İstanbul Ticaret Odası’nda seçim vardı.
Lokanta ve Kafeler Komitesi’nde bir “ilk” yaşandı. İçki satmayan lokantalar, içkili lokantaları 256’ya karşı 418 oyla yönetimden tasfiye etti.
Aynı şekilde Banka ve Finans Kuruluşları Komitesi’nde de İslâmi bankacılığın tarafı iktidar güdümlü kamu bankalarının desteğini alarak seçimi 288’e karşı 582 oyla kazandı.”

 

*

 

Başbakan Afyon da miting yapıyor. Sanırım 18. mitingi. Mitingde tarihi bir laf etmiş, insanın içinden amin demek geliyor. Söz şu:

  “Türk Lirası (TL) öyle bir noktaya gelecek ki uluslararası piyasalarda alışverişlerimizi TL ile yapar hale geleceğiz. Bu ülkenin milli parasının kaderini başka paralar belirlemeyecek, bu düzeye geleceğiz” (Hürriyet 25.02.2009)  

Özellikle de içinde bulunduğumuz kriz döneminde fevkalade önemli bir konu. TL ile dış ticaret yapabilmek bu ülkenin 100 yıldır ilk defa eline geçecek bir fırsat galiba. Doğrusu bu konunun işaretleri de yok değil. İran ve Rusya ile görüşmelerde müspet gelişmeler oluyor. Bu vakanın gerçekleşmesi yalnız başına bile Türkiye yi dünya devleti yapmaya kafidir. Umarım hükumet peşini bırakmaz.

 

*

 

Bu seçimde CHP laiklik krizine girmedi. Laiklik ve rejim krizine girerek gerilim ürettiğinde bundan AKP nin karlı çıktığını anlamış olabilirler mi acaba? Yoksa daha öncede bunu biliyorlardı da aslında askere ve gizli güç merkezlerine çağrı yapmak için mi laiklik ve rejim krizi çıkarıyorlardı acaba? Her şeye rağmen CHP nin anlaşılmaz bir laiklik kriz suskunluğu olduğu göze çarpıyor. İlginç bir durum… Takip etmek gerek…

 

*

 

Bekir COŞKUN, iki cümlelik bir konuyu her zamanki gibi bir yazı haline getirmiş. Söyleyeceği şu: Deniz feneri dosyası neden bu kadar uzun sürede geldi? Bu cümleden bir yazı çıkarmak maharet olarak mı anlaşılıyor Hürriyet gazetesinde. Hiçbir özelliği olmayan kişileri köşe yazarı olarak çalıştırmak Hürriyet gazetesinin temel karakteri midir? Bir de amiral gemisi filan… Komik… Bu köşe yazarları ile gazetenin ilişkisi hangi temele oturuyor, merak konusu…

 

*

 

Ahmet HAKAN, arsızlık rekoru kırma maharetini kimseye kaptırmıyor. Bu gün yine bir rekor kırmış, Fehmi KORU hakkında yazdığı yazıda,

 

“Bence de sen, bu yazıp çizdiklerinle, Aydın beye “onları at / beni al” diyorsun.”

 

Kişi alemi kendi gibi bilir sözünün ne kadar aşikar tecellisi… Pes, diyeceğim ama konu Ahmet HAKAN olunca diyemiyorum. Hürriyet gazetesinin Müslümanlarla uğraşma görevini Ahmet HAKAN a tevdi etmiş olması ihtimali yüzde kaçtır?

 

*

 

İbrahim KARAGÜL, her zamanki üslubu ile dünya ekonomik krizinin ülkede anlaşılmadığından ve kafi derecede ilgilenilmediğinden şikayet ediyor, haklı olarak… Aslında hadisenin bir iktisadi kriz olmadığı veya en azından bundan ibaret olmadığı anlaşılmalı. İbrahim KARAGÜL ün de ifade etmediği nokta ise bir “medeniyet krizi” yaşandığı… Batı tüm sistemleriyle ve temel anlayışıyla çöküyor. Fakat bu çöküş ilk olarak iktisadi alanda patladığı için mesele iktisadi kriz şeklinde teşhis ediliyor. Meselenin tamamen anlaşılması için, her alandaki patlamaların tek tek gerçekleşmesi gerekiyor galiba. Ne kadar vahim bir durum… Ne büyük bir zafiyet… Durumu tüm boyutlarıyla kim daha önce anlarsa ciddi şekilde öne geçecek. En önemli konunun “fikir” olduğunu gösteren ciddi bir misal… Neticede ise ülkede bu konuya vakıf birkaç kişiden biridir İbrahim KARAGÜL…

 

*

 

Sivas ta suç örgütü oluşturma operasyonunda 31 gözaltı. Ne kadar suç örgütü varmış bu ülkede. Yakala yakala bitmiyor. Her şehirde birkaç tane var demek ki… Suçun bu kadar yaygınlaşması, suçlu sayısının bu kadar artması (geçen emniyet yetkilisinin bir açıklamasında toplam gözaltı sayısının yüzbini aştığı söylenmişti) fiili, suç olmaktan ve devleti de devlet olmaktan çıkarır. Suç örgütlerinin bir merkezden kontrol edildiği ihtimali ise suç kavramını tamamen imha eder. Eğer ülkede bu temizlik ciddi şekilde ve sonuna kadar yapılmazsa, hukuk bir gevezelikten ibaret hale gelecek.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir