HALK SAVAŞI DOKTRİNİ-2-SÜREKLİ SAVAŞ

HALK SAVAŞI DOKTRİNİ-2-SÜREKLİ SAVAŞ
Sürekli savaş prensibi, dayanıklılık içindir. Savaşlarda ilk ve son vurulan, mutlaka imha edilmesi gereken güç kaynağı, dayanıklılıktır. Bir ordu veya halk iyi savaşabilir ama uzun bir savaşa dayanamayabilir. Savaşın neticesini alanlar, savaşı zafer ile neticelendirenler dayanıklı olanlardır. Sürekli savaş prensibi halkın dayanıklılığını uzatmak içindir, bu sebeple savaşı hayat tarzı haline getirecek, savaşta hayatı yaşamayı mümkün kılacak tedbirler, münasebetler, müesseseler, hayat alanları, hayat tarzları geliştirir. Sürekli savaş prensibi, gerekirse savaş nesilleri yetiştirir.
Savaş, dayanılması en zor olan hayat tarzıdır. Savaşı dayanılır hale getirmek için bazı tedbirler alınmıştır, birincisi düzenli ordudur, ikincisi kısa tutulmasıdır, üçüncüsü kendi ülkesinin dışında başka ülkelerde savaşmaktır.
*
Düzenli ordu kurmanın birçok sebebi var muhakkak, bu sebeplerden birisi de savaşı tahammül edilebilir hale getirmektir. Düzenli ordu kurulmakla savaş birimleri oluşturulmuş, halk ile savaş arasına bir perde çekilmiş olur. Düzenli ordunun savaşı, halkın savaşı değil, devletin savaşıdır. Her ne kadar cepheden cenazeler gelse de, insanların evlerinin çatısına bomba düşmesindekine benzer etkiler yapmaz.
Savaşın kısa tutulması, kısa zamanda hedeflere ulaşması savaşı dayanılır hale getirir. Düzenli ve güçlü orduları olan ülkeler, uzun savaşları kolay kolay düşünmezler, esas olan kısa, etkili, imha edici savaştır. Kısa sürede bitirilen savaş, her halkın tahammül edeceği bir sorumluluktur. Çünkü halklar da savaşın kaçınılmaz olduğunu, bazen kaçınılmaz hale geldiğini anlarlar. Önemli olan ise kaçınılmaz olan savaşı kısa sürede bitirebilmek, kısa sürede hedeflere ulaşabilmektir.
Savaşı başka ülkelerde yapmak, kendi halkınızdan uzak tutmaktır, halkın savaşa dayanabilmesinin en önemli sebeplerinden birisi budur. Savaşın tek etkisi can kaybı değildir, savaşın içinde yapıldığı ülkede can kaybı kadar olmasa da dev yıkımları var. Hava kuvvetlerinin kurulduğu, füze sistemlerinin geliştirildiği modern dönemlerde savaş, cephe savaşı olmaktan çıktı. Eğer savaşı düşman ülkesine taşıyacak gücünüz yoksa, düşmanı sınırda veya herhangi bir cephede durdurmak ve cephe gerisini güvenlik altına almak imkansızdır. Bu sebeple modern savaşları “uzakta”, ülkenizin dışında yapmanız gerekmektedir. Halklar, başka ülkelerde cereyan eden savaşlara uzun süre tahammül edebilirler.
*
İslam ülkelerinin tamamı veya herhangi birisi, batı veya doğu bloku ile savaşmak istediğinde, savaşı kendi ülkesinin dışına taşıma imkan ve gücüne sahip değil. İşte problemin özü burası, bundan dolayı da “halk savaşı doktrini” mecburiyet haline geliyor.
İslam dünyası güçlenene kadar tabii ki savaştan uzak durmalı fakat savaşı bizim istemiyor olmamız, savaştan uzak durmamız için kafi değil. İşte işin ikinci önemli noktası da burası… Savaşı biz başlatmayız ama bu durum savaşın başlamayacağı anlamına gelmez. Öyleyse mevcut imkanlarımızla savaşa hazır olmamız şart.
İslam’a ve Müslümanlara düşman ülkeler yani batı ve doğu bloku ülkeleri, savaşları kendi ülkelerinde değil düşmanlarının ülkelerinde (İslam ülkelerinde) yapacak kadar güçlüler. Bu imkan, onların savaşa uzun süre dayanma gücünü oluşturur, bizim ise halk savaşı yapmamızı zorunlu kılar.
Düşmanın uzun süre dayanabilme yeteneği, bizim de uzun süre dayanmak zorunda olduğumuzu gösterir. Eğer düşmanlar kadar dayanıklı olamazsak, olamayacaksak, savaşı başlatmadan teslim olmak daha doğrudur, hiç değilse savaşın yıkıcı etkilerinden korunmuş oluruz.
Pekala teslim olmalı mıyız? Asla… Mademki teslim olmayacağız, mademki savaşı düşmanın topraklarına götüremeyeceğiz, mademki düzenli orduyla direnemeyeceğiz, öyleyse “halk savaşı doktrini” mecburiyettir, öyleyse “sürekli savaş” özelliğine sahip bir halka sahip olmak zorunluluktur.
*
Sürekli savaş stratejisi, savaşı hayat tarzı haline getirmekle mümkün olur. Yaşamak için savaşın bitmesini beklemek, hayatı savaş sonrasına ertelemek, ümit periyotlarını kısa tutmak hezimetle sonuçlanır. Halkın savaş kabiliyeti, dayanıklılığı artırılmalı, uzun savaşlara hazır hale getirilmelidir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir