HAYRETTİN KARAMAN-FİKRİNİ BEYAN EDERKEN KENDİNİ TEKZİP EDEN ADAM

HAYRETTİN KARAMAN
FİKRİNİ BEYAN EDERKEN KENDİNİ TEKZİP EDEN ADAM
Hayrettin Karaman’ı nasıl bilirsiniz? Profesör? Alim? Akil? Arif? Nasıl bilirsiniz gerçekten? Yardım edelim…
Bir adam, kendi makalesinde, fikrini beyan ederken, kendini (fikrini) tekzip etmeyi nasıl becerebilir? Bakın nasıl yapılabilirmiş bu iş.
Konumuz, 27 Ağustos 2010 tarihli, Yeni Şafak gazetesindeki köşesindeki “Recim Yoktur” yazısı. Başka hiçbir kaynağa ihtiyaç duymaksızın, yazarın kendi makalesindeki bilgileri değerlendirmekle iktifa edeceğiz.
Yazıda recim cezasının Hz. Resulullah (SAV) Efendimiz tarafından birkaç kez uygulandığını söylüyor. “Hz. Peygamber, hayatında uygulanan birkaç recim cezasında hazır bulunmamış, infazı başkalarına havale etmiştir. Suçun ispatı bu vak’aların tamamında suçlunun itirafıyla hâsıl olmuş ve ceza, Müslüman suçluların ısrarla günahtan temizlenmeyi istemeleri üzerine infaz edilmiştir.”.
Bu bilgileri nakleden yazar, nedense yazının başlığı olan “recim yoktur” hükmüne varıyor. Ne demek bu? O uyguladı ama yok, demek mi? O uygulasa da yok, demek mi? O uygulayabilir ama biz olmadığını düşünüyoruz, demek mi? O’nun uygulaması bizi ilgilendirmez, bize göre yok, demek mi? Ne demek bu? Dikkat edin, kendi makalesinden naklediyoruz bilgileri. Bu hadiselerin olmadığını söylemiyor yazar, bunlar var, gerçek fakat “recim yok” diyor. Bu hadiseler kayıtlarda var ama sıhhatli değil, doğru değil gibi bir şeyler dese anlayacağız. O zaman konuşulacak konu başka olur. Fakat yazar açıkça, O uyguladı ama yok diyor.
Bu bilgilerin doğruluğu konusunda emin ve ısrarlı. Tekrar ederek anlatıyor hadiseyi. “”Zina ettim, beni cezalandırarak temizle” diye gelen Müslümanları Hz. Peygamber önce geri çevirmiş, söylediklerini duymamış gibi davranmış, ısrar etmeleri üzerine kurtarıcı telkinlerde bulunmuş, “Deli mi, içmiş mi, yaptığı zina olmadığı halde öyle mi sanıyor?” demiş, bütün bunlara rağmen ısrar ettikleri için cezalandırma yoluna gitmiştir (Müslim, “Hudûd”, 16, 22).”.
Bu bilgileri makalesinde veren yazar, nasıl olur da “recim yoktur” hükmüne varır? Problem nerede? Problemin nerede olduğunu bulmamız lazım. Çünkü içinde yaşadığımız çağ, bilgiye ulaşmanın kolay ve ucuz olduğu bir çağdır. Bu sebeple bilgisizlikten daha ciddi meseleler var. Zaten Hayrettin Karaman, Türkiye’nin sayılı ilahiyatçılarından birisi. Yani konu, bilgi değil.
Konu, hassasiyet, teslimiyet ve idrak olmalı. Yazar makalesinin girişini şöyle yapıyor; “Önce “Kur’an Yolu” isimli tefsirimizde ne dedik ona bakalım: “…Bize göre bu hadislerin uydurma olduğunu söylemek -usule göre- mümkün olmamakla beraber getirdikleri recim cezasıyla ilgili bazı sorular ve problemler de yok değildir:”
Hadisler uydurma değil ama ceza ile ilgili problem var, anlamındaki yaklaşıma bakın. Hadisler sahih ama problem ihtiva ediyor gibi bir bakış açısı. Neyden bahsediyor? Hadis-i Şeriften… Kimden bahsediyor? İki Cihan Serveri’nden… Yüksek hassasiyet, derin teslimiyet ve keskin idrak, bunlar “alim”in hususiyetleridir. Bunları terkip ettiğinizde ortaya ne çıkar? Akl-ı Selim… Eksik olan neymiş? Birçok şey eksik ama toplam olarak söylemek gerektiğinde eksik olan Akl-ı Selimdir.
Akl-ı Selim, insanın İslam’a teslim olduktan sonra, İslam’ın kendinde inşa ettiği akıldır. Eğer, zihni evreninizde (ve kalbinizde) akl-ı selimi inşa etmemişseniz, başka bir akıl formuyla İslam’a bakıyorsunuzdur. İslam, kendi inşa ettiği akıl ile anlaşılır, başka bir dünya görüşünün veya kültürün inşa ettiği akılla değil… Anlaşılan Hayrettin Karaman’da akl-ı selim yok. Ağır mı oldu? Durun daha bitmedi, sabredin.
“İslâm’dan önce de uygulandığı için ilk İslâm topluluğunun tanıdığı, yadırgamadığı, caydırıcı bulduğu bir ceza çeşididir. Bu sebeple Hz. Peygamber çok az da olsa bu cezanın uygulanmasına izin vermiştir.”
İfadeye dikkat edin. “Hz Peygamber çok az da olsa bu cezanın uygulanmasına izin vermiştir”. Cümleye bakınca, sanki başka zina suçu da işlenmiş ama Hz. Resulullah (SAV) Efendimiz, bunların bir kısmına uygulamış bir kısmına uygulamamış. Suçun az işlenmiş olması aklına gelmiyor mu dersiniz. Naklettiği birkaç hadiseden başka da zina suçunun işlenmiş olduğunu ima ediyor gibi anlamak yanlış anlamak mı olur? Suçun azlığından hareketle cezanın yokluğu neticesine varılır mı? Bir defa da uygulanmış olabilirdi, bir defa suç işlenmiş olması halinde. Kaldı ki, az uygulanması çok tabii değil mi? Sahabeden müteşekkil bir cemiyetin o suçu az işlemiş olması tabii değil mi? Sahabelerin yoğun bir şekilde o suçu işlemiş olmaları mı gerekiyor? Nasıl bir anlayış Hayrettin Karaman’ın ki. Ne dediğini biliyor mu acaba diye soracağım, bana kızacak insanlar. Hakikaten akl-ı selim mahrumu…
Yazının sonundaki şu ifadeye bakın. “Şu halde şeriatı uygulama adına bugün recimi uygulayanlar, sebep olduğu sonuçlar bakımından İslam’a kötülük etmektedirler.”.
Aynı cezayı Hz. Resulullah (SAV) Efendimizin de uyguladığını nakleden adamın aynı yazının sonundaki ifadesini görüyor musunuz? Dilimiz varmıyor söylemeye, O da mı (haşa) şeriata kötülük yaptı? Vazgeçtim akl-ı selimden, normal bir akıl sahibi de değil diyeceğim, kalb krizi geçirecek.
Hayrettin Karaman, profesör, alim gibi sıfatlarla tanınıyor. Muhtemelen bazı insanlar da bana, “sen kimsin ki, o alimi eleştiriyorsun” diye karşı çıkacaklar. Fakat insan Hayrettin Karaman’ın bu yazısını okuduktan sonra akıl hacmini fark ediyor. Adamın aklı bir bardak hacminde, bardağa okyanusu boca etsen ne olur, bir bardak su alır. Akl-ı Selime sahip olmayan kimse, ne olursa olsun, İslam’ı doğru anlama imkanına sahip değil ki. Akl-ı Selim olmayınca, bilgileri zihinlerinde çalkalayıp duruyorlar, zar atar gibi bazı bilgileri bir araya getirip, “orijinal fikir” diye piyasaya sürüyorlar.
Her şeye rağmen Hayrettin Karaman’ı, bir konuda takdir etmek gerekiyor. Bilgileri olduğu gibi nakletmiş. Bazıları (mesela Mustafa İslamoğlu), recim cezasının Asr-ı Saadette bir defa uygulandığını söylüyor. Bilmem cahilliğinden bilmem kastından… Karaman ise bilgileri tüm dürüstlüğü ile naklediyor fakat umursamıyor. Takdir mi edilmeli tekdir mi, onu da bilemedim.
Not: Bu yazı, Karaman’ın Yeni Şafak gazetesinin internet sitesindeki arşivinde mevcut olan yazısı ile birlikte okunmalıdır. O yazının tamamını buraya alamamamızın sebebi, malum olduğu üzere, “telif kanunudur”.
NURETTİN SARAYLI

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir