HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-16-HZ. ÖMER(RA)-8-

Nasıl? Dört halifede zuhur eden vasıflarla hayatın toplamı arasında nasıl bir münasebet var?

Hz. Ebubekir’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, sadakat ve rikkattir, Hz. Ömer’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, celadet ve adalettir, Hz. Osman’da (RA) temayüz eden vasıf ve hal, edep ve hayadır, Hz. Ali’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, idrak (akıl) ve ilimdir.

Sadakat hayatın özüdür, o yoksa hayat bir kabuktan ibarettir. Adalet hayatın gövdesi, iskeletidir, o yoksa hayat ayakta duramaz, yıkılır, çöker. Edep hayatın ölçüsü ve ziynetidir, tezyin edilmemiş hayat, yaşanılabilirlik istidadını kaybetmiştir. İdrak hayatın muhtevasıdır, o yoksa hayat sebep ve neticelerinden varestedir.

Hayat bu dört temel sütun üzerine bina edilmiştir. Bunlardan biri yoksa eksiktir, sallanmaya başlamıştır, eksiklik arttıkça zafiyet artar ve nihayet çöker. Raşit halifelerin hepsinde İslam’ın talep ettiği ahlaki meziyetler mevcuttur. Fakat her birinde, sahip oldukları mizaç ve ahlak meziyetleri, temsil ettikleri hususiyet merkezinde terkip olmuştur.

Dört halifede tecelli eden mana, hem hayatın tabiat altyapısını gösterir hem de İslami hayatın ana unsurlarını ve terkip kıvamını… Bu sebeple İslami hayatı doğrudan doğruya dört halifenin şahsiyetinde ve hayatında takip etmek mümkündür.

Pekala neden doğrudan doğruya Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizi değil de aynı zamanda dört halifenin hususiyetlerini tetkik ediyoruz? Çünkü Hz. Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin mizaç ve ahlak hususiyetlerine ve bunların terkip kıvamına ulaşmak kabil değil. O, nihai emsal olarak zaten makamında duruyor, O’nun gibi olmak, (haşa) Risalet çapında insan olmaktır ki, muhaldir.

*

Dört halifenin sırası, aynı zamanda temsil ettikleri vasıfların hayattaki ehemmiyet sırasıdır. Sadakat, adaletten öncedir, her şeyden öncedir. Sadakatten önce sadece iman vardır. Zaten sadakat, imanın tabii ve mecburi neticesidir. İman yoksa imanın ilk tecellisi olan sadakat yoktur, imanın ilk tecellisi olan sadakat yoksa adalet aranmaz çünkü gerçekleşmez. Sadakatin adaletten önce olmasını doğru görmeyenler, sadakatin muhtevasını ve mikyasını bilmeyenlerdir. Sadakatin merciini ve mikyasını (ölçüsünü) gösteren Hz. Ebubekir (RA) efendimizdir. Sadakatin mana hacmi onun tarafından doldurulmuştur ve başka bir mana atfedilmesi yanlıştır.

Hz. Ebubekir (RA) efendimizin sadakatin mana hacmini doldurduğu hadise, Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin irtihallerinde, sahabenin yaşadığı ıstırap patlamasındaki tavrıdır. Şuurların patladığı, akılların dağıldığı, ıstırabın arşa çıktığı o ağır vakıada, rikkat ve merhametinin aksine, bir irade ve dirayet abidesi tavrıyla meydana çıkıp, “O’na tapanlar varsa bilsinler ki O ahirete göçtü, Allah’a tapanlar varsa bilsinler ki, Allah bakidir”, nutkunu atmasıdır. Sadakatin mercii ve mikyası neymiş, kainatta yaşanabilecek en ağır hadise olan İki Cihan Serverinin irtihaline şahit olunduğu o gün, sadakat nasıl gösterilirmiş tüm Müslümanlar Hz. Ebubekir’den (RA) öğrensinler.

Sadakatin merciini, silsilesini ve mikyasını bilmek şartıyla, sadakat, adaletten de, edepten de, ilimden de öncedir. Merciini, silsilesini ve mikyasını anlamayanların hayatında ise sadakat, adalete de, edebe de, ilme de manidir. Zaten her şey, asli merkezinden ve asli mikyasından uzaklaştırılırsa, zıddına inkılap eder ve maksadının tersini gerçekleştirir.

Hz. Ebubekir’deki (RA) sadakatin nihai (asli) mercii Allah Azze ve Celle’dir. Silsile, önce Allah Azze ve Celle daha sonra Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselamdır. Bu silsile, Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin irtihalinde caridir. İki Cihan Serveri Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz yaşarken, sadakat, önce Risalet’e yönelir çünkü kendine Allah Azze ve Celle’yi ve O’nun vahyini bildiren Risalet’tir. Risalet dünyadayken, O’na sadakat, doğrudan Allah Azze ve Celle’ye sadakattir.

Hz. Ebubekir’deki (RA) sadakat, imanın tecessüm etmiş halidir. O sadakat, her şeyin sıhhat şartıdır. Öyle ki, o sadakatten önce olan tek şey imandır fakat o sadakat imanın da sıhhat şartıdır. O sadakat yoksa, iman yoktur, o sadakat yoksa imanı muhafaza etmek muhaldir. Hayat, hayatın da yaratıcısı olan Allah’a sadakat ile mana kazanır, yaşanmaya değer hale gelir. Adalet, o sadakatten doğar, o sadakat yoksa adaletin kaynağı yok demektir. Allah Azze ve Celle’nin hukukuna sadakat, adaletin ilk şartıdır. Hukuk adaletin kaynağı, adalet ise hukukun doğru tatbikatıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir