HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-18-HZ. OSMAN(RA)-2-

Haki bey bu nokta önemli… Hz. Resulü Ekrem Efendimizin meşvereti ile tedrisatının birleştiği nokta. Hem meşveret hem tedrisat… Talebelerinizle müşavere eder misiniz? Buradaki kıvam müthiş değil mi? Bu konudan bahsedelim biraz.

Değil mi? Talebenizle istişare eder misiniz? Doğru bir soru ve doğru bir yaklaşım, talebelerinizle istişare eder misiniz? Bu soruya, müderrisin “Hatem’ül Enbiya” olduğunu, dini son olarak getiren en büyük Risalet sahibi olduğu hususunu da ekleyiniz ve tekrar sorunuz. Talebelerinizle istişare eder misiniz? Bu sorunun cevabı, hayırdır. Kimse böyle bir şey yapmaz. Fakat O yapmıştır. Çünkü O, her şeyin en mütekamil ölçüsünü getiren, o ölçüleri en mütekamil şekilde tatbik eden, insanlığın ufku bir şahsiyettir. Tedrisatla meşvereti harmanlayan, ikisi arasında müthiş bir terkip ve terkip kıvamı gerçekleştiren bir Resuldür ve bu yolla sahabe gibi güzide bir kadroyu inşa etmiştir. Yine yeri geldi, “sahabenin ehemmiyeti nedir?” sorusunu bu meseleyle ilgili olarak tekrar cevaplayalım. Sahabenin ehemmiyetinin sebeplerinden birisi de, müderrislerinin Risalet olmasıdır. Risalet tarafından talim ve terbiyeye tabi tutulmuş olmasıdır. Sahabeyi hafife alanlar için söylüyorum, O müderrisin ders halkasını asla bulamayacakları için, kendilerini veya başka birilerini sahabeyle mukayese etmek küstahlığına düşmesinler. Risalet tedrisatının da bir hususiyetini ifade ettik, meşveret ile tedrisatın mütekamil kıvamda terkip edilmesi… Hem Risalet’in talim ve terbiyesinden geçmiş bir kadrodur sahabe hem de böyle bir kıvamın meyvesidir. Buyurun, yakalayabilirseniz yakalayın o kıvamı.

Nasıl tezahür ediyor o kıvam?

Azizim tezahürlerine dair bir şeyler söyleyelim ama o kıvamı anlamak da, anlatmak da, tatbik etmek de kabil değil. Anlamış edalarıyla anlatmayalım ama sezebildiğimiz, hissedebildiğimiz kadarıyla bir şeyler söyleyelim. Lakin mevzuun, söylediklerimizden ibaret olduğu zannedilmesin.

Öncelikle sahabe haddini, mevkiini, mevziini bilir, mesela sorulmadan reyini söylemez. Ders (veya sohbet) halkasının merkezinde oturan “şahsiyet” Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizdir. Sorulmadan fikir beyan etmek, en hafif tabiriyle edepsizliktir. Bu husus, sahabenin talebe olduğu noktadır. Merkezdeki Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam efendimiz, bir konuda fikirlerini sorduğu andan itibaren, sahabe meşveret meclisinin azaları haline gelir. Görüş beyan edenlerden birinin fikrini kabul ve tatbik etmeye veya hiçbirini kabul etmeden kendi reyi istikametinde karar verdiğinde, sahabe talebeliğe avdet eder. Karardan sonra münakaşa yoktur, zira o noktadan sonra meşveret meclisi son bulmuş ve tedrisatın sınıfı teşkil edilmiştir. Ve tabii ki bunun dışında sayısız incelikler ve sırlar…

Risalet ile müderrislik vazifelerini birbirinden tefrik etmek fevkalade zordur. Hadiselerin içinde sezmek gerekir, bir hadise baştan sona tedrisata dairdir, başka bir hadise din vazetmeye matuftur. Din vaazı ve inşasında mutlak hâkimdir. Mesele o noktaya geldiğinde nefesinizi tutup, hazırolda bekleyeceksiniz, başka yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Fakat her meselede iki konu birbirinden bu kadar sarih şekilde tefrik edilemez, bazı hadiseler tedrisat olarak başlamış, din vaazı ile bitmiştir. Veya bazı hadiseler din vaazı ile başlamış, tedrisat ile devam etmiştir. Anlamak için zengin bir tetkik, zorlu bir tahlil gerekir. Her hadise kılı kırk yararcasına tetkik edilmeli, hangi hususiyetin nerede başlayıp nerede bittiği ince çizgileriyle tespit edilmelidir.

Çok zor bir konu… Hoyratlığa gelmeyeceği anlaşılıyor, biz hadiseleri değerlendirmeye devam edelim, hadiselerin içinde gördüğümüz noktalarda şerhler düşelim, sanırım böyle daha faydalı olabilir. Bu sebeple Hz. Osman(RA) devrine dönelim. Hz. Osman’ın (RA) şehit edilmesi konusunda kalmıştık.

O devir yani dört halife devri, İslam’ın siyasi tecrübe üretim dönemidir. Devlet ve siyaset tecrübesinin üretilmesinin önemi, hilafetle ümmet arasındaki münasebetin usullerinin oluşturulmasıdır. Hakikaten Hz. Ebu Bekir döneminde neden problem olmamıştır? Hz. Ali’ye sorulan bir sorudur bu ve cevabı harikuladedir ve vecizdir. “Hz. Ebu Bekir döneminde problem olmadı sizin döneminizde niye bu kadar problem var?” diye sorulduğunda, şu muhteşem cevabı veriyor. “Ebu Bekir’in yanında Ömer, Osman, Ali vardı. Ömer’in yanında Osman, Ali vardı. Benim yanımda kim var?” Bizim dört halifede temayüz eden vasıflar ile hayatın altyapısı arasında kurduğumuz münasebet, Hz. Ali (RA) Efendimizin bu cevabında muhteva olarak mevcut. Hz. Ebubekir (RA) Efendimiz zamanında hayatın dört sütünü da ayakta, öyleyse hayat dimdik ayaktadır. Yukardan aşağıya doğru geldikçe yıldızlar yani sütunlar tek tek kayboluyor. Bugün ki ümmetin problemlerinden biri de bu. Hilafet ve halife bahsinde niye patinaj yaptığımız noktasından bahsediyorum. Hz. Ebu Bekir’i halife seçerseniz, kural koymanıza gerek olmayabiliyor.

Neden?

Çünkü Hz. Ebubekir’in Şeriatı ihlal etmeyeceğini biliyorsunuz. Şeriatı anlama ve tatbik etme konusunda nefsini katmayan, katmayacağı belli olan, insanlığın Risalet ve Nübüvvet’ten sonraki en kamil, en derin şahsiyetidir, zirvesidir. Bu manada, mesela, hilafetin yetkilerini konuşmanız gerekmiyor. Zaten öyle güzide birini bulduğunuzda endişeyi bırakın ve itaat edin. Problemlerimizden birisi bu, herhangi birini Hz. Ebubekir mevkiine koymak… Ölçülerini oluşturmadan, nizamını kurmadan Hz. Ebubekir (RA), Hz. Ömer (RA), Hz. Osman (RA) ve Hz. Ali’nin (RA) makamına, mevkiine birini oturttuğunuzda, ortaya diktatör çıkıyor. Bugün, Hz. Ebubekir’e (RA) olan itaati, o zamandaki sahabenin itaatini başka birisi için talep ederseniz, her şey birbirine karışır. Bugün için söylüyorum, böyle bir işi yaptığınızda ortaya diktatör çıkar. Kendisinde öyle bir itibar, öyle bir kıymet, öyle bir makam gören günümüz insanının diktatör olmaktan başka şansı kalmaz. Nefisler bunu taşımaz. Hz. Ebu Bekir’e gösterilen itaati birine gösteriniz, o adamın aldığı ruhi eğitimi imha ederseniz. Devasa bir nefs çıkarırsınız, put çıkarırsınız ortaya, onun için Hz. Ömer’in o tavrı hilafetin ölçülendirilmesi bakımından derin bir idrak ve büyük bir tecrübedir. Hatırlayın, cemaate hitaben, “Yoldan saparsam, ya da yanlış yaparsam ne yaparsınız?” diye soruyor ya. Mesela bu hadise hilafet ümmet bahsinde çok büyük bir tecrübe üretimidir. Bunu Hz. Ömer’in yapmış olması çok önemlidir. Hz. Ömer’e kim kılıç çekebilir, kim cesaret edebilir? Bu sebeple Hz. Ömer’in (RA) yapması mühimdir, o celadet ve cesaret timsali sahabe, ümmete, hilafetin mikyasını gösteriyor. Vefatından sonra görülmüştür ki hilafet devri boyunca adaletten bir milim sapmamıştır. Ama o soruyu sormuş çünkü teorik olarak öyle bir ihtimal vardır. Hilafet kendisiyle kaim değil, kendinden sonra da ümmet yaşamaya devam edecek. Öyleyse ümmete bunu göstermek gerekir. Halifeye ne kadar itibar edilirse edilsin, neticede Müslümanın sadakati, Allah ve Resülünedir. Hilafete veya başka herhangi bir idari mercie itaat, onların Allah ve Resulüne itaati nispetindedir. Dört halife devri, tüm bu hususlar için birer tecrübe üretim alanı olmuştur. Siyasi tecrübe Hz. Osman dönemine gelene kadar çok azdır. Zaten Hz. Ebubekir döneminde neredeyse hiç yoktur çünkü o, Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizden ne gördüyse olduğu gibi tatbik etmiştir, zaten hilafet süresi de çok azdır. Dolayısıyla Hz. Ömer devrinde siyasi tecrübe yoğun şekilde üretilmeye başlanmıştır. Ne var ki bir halife devrinde ne kadar yoğun ve zengin tecrübe üretmiş olsanız da, neticede o halifenin idare tarzıyla mahduttur. Hz. Ömer devrinde üretilen tecrübe, celadet, adalet ve dirayet sahibi bir halifenin devrini yansıtır. Mesela o tecrübeler, munis bir mizaca ve naif bir ahlaka sahip başka bir halife devrinde fazla işe yaramayabilir. Nitekim Hz. Osman döneminde hadiseler böyle gelişmiş, celadetin yerini munis bir mizaç almış, celadetin tecrübesinden munis halife devrinde faydalanılamamıştır. Tabii ki Hz. Osman devrinde yeni meseleler var, İslam devletinin coğrafi sınırları sürekli genişliyor, nüfus sürekli artıyor, hakimiyet altına giren kavim ve kültür çeşitliliği çoğalıyor.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir