İHANET GÜNLÜKLERİ-(31.03.2014)-HEZİMET…

İHANET GÜNLÜKLERİ-(31.03.2014)-HEZİMET…

“Cemaat günlükleri” başlığı ile başladığımız yazılarımıza bundan böyle “ihanet günlükleri” başlığı altında devam ediyoruz. Cemaat günlükleri başlığı, meseleye çok naif bir bakış açısıdır ve meselenin tabiatını ifade etmekten çok uzaktır.

Bugün 31 Mart… Seçim sonuçları belli oldu, sonuçlar “ihanet örgütünün” hezimetini tescil etti. “Uzun Adam”, balkon konuşması yapmadı, yaptığı konuşma, “balkon konuşması” şablonunda değildi, tek ortak özellikleri “balkonda” yapılmış olmasıydı.

Yaptığı konuşmada, peşine düşen İslam coğrafyasından yüz milyonlarca Müslüman ile Türkiye’de peşine düşen yaklaşık yirmi beş milyon insanın duygu ve düşüncelerine tercüman oldu, onların itimadını sarsmadı, aksine ahdine sadık kaldı, kalacağını gösterdi. “Hesap soracağı, inlerine gireceğiz” beyanını tekrarladı ve savaşı başlattı.

İhanet örgütü sözcüleri gece boyunca, her zamanki “balkon konuşmasını” yapmasını bekledi, bunu tavsiye etti, bunun yapılması gerektiğini söyledi durdu. İhanet ettiklerini bildikleri için, başlarına geleceği de biliyorlardı. Açıktan yalvaramadılar, meseleyi siyasetin “dili” ile açıklamaya, Erdoğan’ın herkesin başbakanı olduğunu hatırlatmaya, genel ifadelerle “af dilemeye” çalıştılar. Kısaca adamların dili ve üslubu şuydu; “Tamam, biz yanlış yaptık ama sen bunu dile getirme, genel bir barış ilan et ve beraber yaşamaya devam edelim”… Adamların ihanetlerinden vazgeçeceğine inansak belki doğru yol budur ama bir özür bile dilemeden, muzaffer kumandanın merhamet göstermesini istiyorlar. Merhamet göstersin ki yine gizliden gizliye ihanete devam edebilsinler.

Tayyip Erdoğan’ın “keskin bir basireti” var, sürecin nereye geldiğini, nasıl davranması gerektiğini biliyor. Bu seçim, normal bir siyaset süreci değildi, bu seçim tam bir ihanet hamlesiydi. İhaneti cezasız bırakmak, mazluma ve mağdura zulüm yapmaktır. Zalim ve hainin gönlünü almak, mazlum ve mağdurun kalbini kırmaktır. Haine itibar etmek, sadakate ihanet etmektir. İhaneti görmezden gelmek, vefayı imha etmektir. Bugün bunları en iyi anlayan, çünkü en iyi tecrübe eden Tayyip Erdoğan’dır. Liderlik gerektiğinde merhamet etmektir ama asla ihaneti görmezden gelmek, hainlere güleryüz göstermek değildir. Liderlik, ihaneti kıvamında olmak üzere mutlaka cezalandırmaktır.

İhaneti cezalandırmayan lider, sadakati, vefayı, itimadı yanında bulamaz. İhanetin görmezden gelen, hainleri cezalandırmayan insan lider olamaz. Liderliğin bir özelliği de “muktedir” olmaktır, cezalandırmak muktedir olmanın alametidir. Müeyyide uygulayamayan bir kişinin liderliğinden bahsetmek, silahsız ordu kurmak kadar komiktir.

Bir ülkenin ve milletin başına gelebilecek en kötü şey, ihanetin cezalandırılmamasıdır, daha kötüsü de itibar görmesidir. Türkiye iki asırdır hainleri cezalandırmadığı, yer yer ödüllendirdiği için bir türlü kendine gelemedi. Bunun temel sebebi yeterince muktedir olamamasıydı tabii ki, artık hainlerin cezalandırılması zamanı geldi. Yeni Türkiye, hainlerin cezalandırıldığı, hainleri cezalandıracak kadar muktedir olduğu, hainleri cezalandıracak bir liderliğe sahip olduğu gün kurulmuş olacaktır.

“Cezalandıran Türkiye”, yeni dönemin en bariz vasfı olacaktır. Hala cezalandırabilen bir ülke ve devlet olamamışsak, daha çok işimiz var demektir. Cezalandıran Türkiye, devlet olmuş demektir, cezalandıran Türkiye, dünyada kendine bir yer açmış demektir, cezalandıran Türkiye, Ankara’dan yönetilmeye başlanmış demektir.

Tayyip Erdoğan, yeni balkon konuşmasında ne yapacağını açıkça ilan etti. İşte şimdi yeni Türkiye’den bahsediyoruz.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir