İKTİSAT TELAKKİSİNE DAİR TESPİTLER-1-KAPİTALİZM

İKTİSAT TELAKKİSİNE DAİR TESPİTLER-1-
KAPİTALİZM
Dünya kapitalizm cennetine dönüştü, başka bir iktisat telakkisi ve nizamı kalmadı, aslında ise son iki asırdır farklı bir iktisat telakkisi imal edilememişti. Kapitalizm dışında iktisat telakkisi imal teşebbüsü sosyalizm ve komünizm tarafından temsil edildi lakin yirminci asırdaki tatbikat tecrübesi gösterdi ki öyle bir telakki imal edilememiş ve öyle bir tatbikat mümkün olmamıştır. Müslümanlar ise son bir iki asırdır imal ve inşa faaliyetlerinden uzak oldukları, bu zafiyeti derinliğine yaşadıkları için, İslam İktisat Telakkisi oluşturamamışlardı. Kapitalist telakki aslında “doğru fikir” olduğu için tek ve hakim düşünce olarak kalmadı, başka bir telakki ve nizam geliştirilemediği için böyle bir netice zuhur etti. Kapitalizm de son yıllarda ağır buhranlar yaşamasına, bu buhranlar sürekli derinleşmesine rağmen, hala başka bir iktisat telakkisi üzerinde çalışılmıyor olması calib-i dikkattir.
Kapitalizm tenkidi uzun bir bahis, burada üzerinde duracağımız nokta, kapitalizmin dünya çapında (yani tüm insanlığa şamil şekilde) tatbik edilebilecek bir sistem olup olmadığıdır. Bilgi, fikir ve kültürün sınırsız şekilde tüm dünyayı dolaştığı bir zaman diliminde, emek ve mal dolaşımını ne kadar engelleme teşebbüsü olsa da, artık dünyanın “tek Pazar” haline geldiğine şahit oluyoruz. Öyleyse herhangi bir alandaki telakki ve nizamın, milli devletler ve sınırları belli siyasi coğrafyalarda tatbik edilebilmesi, “doğruluk teminatı” olmaktan çıktı. Artık bir fikir veya nizam, tüm dünyada tatbik edilebiliyorsa muteber olacak, sadece küçük coğrafyalarda (devletlerde) tatbik edilebiliyorsa itibar kazanamayacaktır.
Bu durum yeni… Yeni çağda, fikir ve ilim adamları için “dünya çapında” düşünmekten başka yol kalmadı. Yakın gelecekte tefekkür faaliyetinin ve mütefekkirlerin temel mikyası, dünya çapında düşünmek olacak. Bu mikyas, fikir ve ilim adamları ile bu işlerin sahtekarlarını da birbirinden tefrik etme imkanı oluşturacak.
*
Kapitalizm, bu zamana kadar kendini dünya çapında test etmemişti, son otuz yıldır dünyanın yoğun şekilde kapitalistleşme süreci yaşaması ile birlikte dünya çapında imtihanın eşiğine geldi. Son yıllardaki iktisadi buhran, aslında iktisadi buhran değil, kapitalizmin buhranıdır. Kapitalist iktisat telakkisinin yaygınlaşmasıyla birlikte dünya çapında tatbik edilebilir olup olmadığı test edilmeye başlandı ve bu imtihanı aşamadı.
Yirminci asrın ikinci yarısına kadar batının bilgi, bilim, teknoloji, kültür alanlarındaki üretimi dünyadan çok ileriydi. Mesele iktisadi mahiyet arzetmiyordu, kapitalizmle ilgili de değildi. Batının bilgi ve bilim üretim seviyesi ile dünyanın aynı alanlardaki üretim seviyesi arasında dehşet bir uçurum vardı. Batı üreticiydi, dünya ise Pazar, yani tüketici… Böyle bir vasatta, hangi iktisat telakkisinin cari olduğunun ehemmiyeti, zannedildiğinden çok daha azdır.
Doksanlı yıllarda Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte sosyalist-komünist ideolojinin, dolayısıyla kapitalizmin anti-tezi olan sosyalist-komünist iktisat telakkisinin de çökmüş olması doğru değerlendirilemedi. Bu hadise, kapitalizmin zaferi, sosyalizmin mağlubiyeti olarak okundu, böyle okumak batıya psikolojik terapi etkisi yaptı ve kimse bunu sorgulamadı. Aslında mesele, batı ile doğu arasındaki bilgi ve bilim üretimindeki seviye farkıydı, batı bu alanlardaki üretiminde hala dünyanın önündeydi. Bu yaklaşım tabii ki sosyalizmin tatbik edilebilir bir iktisat telakkisi olduğu manasına gelmiyor ama mesele sadece sosyalizmin ideolojik zafiyeti olarak görüldüğünde, eksik teşhisler perdeleniyor.
Sovyetlerin çökmesiyle hızlanan kapitalistleşme süreci, son yirmi yılda büyük mesafeler aldı. Dünya neredeyse yüzde seksen nispetinde kapitalistleşti. Dünya kapitalistleşirken aynı zamanda bilgi ve bilim üretim maharetini kazandı, bunları tatbik ederek teknoloji ve mal üretimini geliştirdi. Yine işin esası dünyanın kapitalistleşmesi değil, batıyla rekabet edebilir seviyede bilgi ve bilim üretebilmesi, bunun tatbikatını gerçekleştirebilmesi, teknoloji ve mal üretebilir hale gelmesiydi. İtiraf etmek gerekir ki dünyanın bilgi, bilim, teknoloji ve mal üretim sahalarındaki gelişmesi, kapitalist iktisat telakkisi üzerinden meydana geldi. Böylece dünya hem kapitalistleşti hem de her alandakki üretimini geliştirdi.
Herkesin gördüğü ama bir fikir örgüsü haline getiremediği hadise şu; dünya kapitalistleşip de her alanda mal ve hizmet üretmeye başladığında, üretim üstünlüğünü kaybetti, rekabet maharetini kaybetti, Pazar imkanlarını kaybetti. Bir çok ülke üretmeye başlayınca Pazar sıkıntısı başladı. Diğer taraftan “gelişmiş ülkeler” denilen batılı ülkeler, en azından işçi maliyeti bakımından rekabet imkanını kaybetti, batının sermayesi bile doğuya kaymaya başladı. Aylık iki yüz dolar işçi maliyetinin olduğu ülkeler, aylık iki üç bin dolar işçi maliyeti olan ülkeleri tabii ki ezecekti. Bunu yapabilmesi için gereken tek şey, üretme maharetini geliştirmesi ve o iradeyi göstermesiydi. Böyle de oldu…
Kapitalizm dünyaya açılınca anlaşıldı ki, gelişmemiş ülkelerdeki üretim maliyetleriyle rekabet etmek imkansızdır. Öyleyse kapitalizm, bir ülkeyi veya bölgeyi belli bir seviyeye kadar geliştirir daha sonra oradan taşınır ve başka bir ülke veya bölgeyi geliştirmeye başlar. Terkettiği ülkeleri ve bölgeleri de viraneye çevirir. Batının yaşadığı iktisadi buhranın temeli burada gizli… Batı, kapitalist olduğu için geliştiğini zannediyordu, hayır, bilgi, bilim, teknoloji, mal üretiminde üstünlük sahibi olduğu için gelişmişti, şimdi ise kapitalist olduğu için çöküyor. Sovyetlerin çökmesiyle birlikte entelektüel alanda zafer kazandığını zanneden, bunu çığlık çığlığa ilan eden batı, kapitalizme övgüler dizerken, asıl felaketinin kapitalizm olduğunu ancak yirmi yılda anlayabildi. Geçmiş olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir