İLİMLERİN TASNİFİ-12-MEDENİYET ŞURASI

İLİMLERİN TASNİFİ-12-MEDENİYET ŞURASI
Terkip ilimlerinden icazet alanlara “allame” isminin verilmesi (farklı teklifler tabii ki olabilir) muvafık olur. Diğer ilimlerden (tetkik ve tatbik ilimlerinden) icazet alanlara “alim” sıfatı verilebilir. Allamelerden müteşekkil bir “medeniyet şura” ihdas edilmelidir.
*
Ülkedeki maarif nizamının temel umdelerini tespit, istikametini tayin, tatbikatını murakabe eden mevkidedir. Maarif siyaseti, münhasıran bu şura tarafından tespit ve murakabe edilir. Hükümet sadece idari salahiyete sahiptir.
Maarif sistemi içinde terkip ilimlerinin tahsil edileceği hususi okullar kurulur. Şura bu okulların en küçük meselelerinde bile ilk ve son salahiyet sahibidir. Bu okullara alınacak olan talebelerden, bu okullardaki öğretmen kadrolarına kadar tek yetkilidir. Müfredat şura tarafından tespit edilir. Bu okullar, sadece ihtiyaçlarının karşılanması bakımından maarif vekaletine bağlıdır.
*
Medeniyet Şurası, teşri meclisinin (yasama meclisinin) üstünde, ikinci meclis olup, kanunları, medeniyet tasavvuru çapında ve çerçevesinde tetkik ve murakabe etmeli, tekrar görüşülmesi için meclise gönderebilmelidir. Buradaki murakabe, sadece İslam hukukuna uygunluk tetkiki değil, ondan daha geniş olmak üzere İslam medeniyetine uygunluk tetkikidir. Sadece İslam hukukuna uygunluk denetimi, dar bir denetimdir. İslam Hukukuna mugayir olduğu tespit edildiğinde reddetme salahiyeti, İslam Medeniyet Tasavvuruna uygun olmadığı tespit edildiğinde ise tekrar görüşülmek üzere meclise gönderme salahiyeti olmalıdır.
*
İdare (hükümet ve mahalli idareler) umumi siyasetleri tespit ederken şura ile istişare eder. Umumi siyasetler tespit edildikten sonra yürütmesi idareye aittir. Şura, umumi siyasetin tespitinde, oy birliği ile bir hususu reddettiğinde, idarenin o siyaseti kabul ve tatbiki muhaldir.
İdarenin vazifesi, İslam’ı, medeniyet çapında olmak şartıyla hayatta “gerçekleştirmektir”. İslam Medeniyetinin, “gerçeklik altyapısını” inşa etmektir. Bu sebeple medeniyet şurası da diyebileceğimiz “allameler şurası” tarafından muvafık görülen temel siyaseti takip ve tatbik etmektir.
*
Şura, yargının içtihat makamıdır. Yargılamanın temyiz makamı değil, sadece içtihat makamıdır. Temyiz mahkemesi, bir hususta içtihat ihtiyacı olduğuna kanaat getirdiğinde, meseleyi şuraya gönderir. Şuranın o mesele hakkındaki içtihadı, temyiz mahkemesi başta olmak üzere, tüm yargıyı bağlar. Şuranın içtihatları, teşri faaliyetinin kaynaklarındandır.
Hukuk tedrisatı ve hâkimlik mesleği, şuranın hususi alaka alanındadır. Şura, insan ilmi şubesi ile hâkimlerin mesleğe alınmasına, tayinine ve azline kadar müdahildir. Temyiz mahkemeleri üyeleri üzerinde ise salahiyet inhisarı mevcuttur.
Şuranın teşri (yasama) ve kaza (yargı) üzerindeki salahiyetleri, hem yargı bağımsızlığını hem de hukuk bağımsızlığını ifade eder. İslam Medeniyetinde hukukun kaynağı (demokrasilerde ve diğer beşeri sistemlerde olduğu gibi) siyaset değildir. Siyaset de dahil olmak üzere hayatın her alanının kaynağı hukuktur. Bu sebeple sadece yargı değil, hukuk da bağımsız olmalıdır. Hukukun bağımsızlığı temin edilmeden yargı bağımsızlığı gerçekleştirilemez. Hukuk ve yargının bağımsızlığının muhtemelen en sıhhatli ve en muhkem yolu, salahiyeti, medeniyet şurasına vermektir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir