İLİMLERİN TASNİFİ-4-TEKEVVÜN İLMİ

İLİMLERİN TASNİFİ-4-TEKEVVÜN İLMİ
Tekevvün ilmi, varlık ilminin terkip ilmidir. Müspet ilimler, tekevvün ilminin tetkik ilimleridir. Müspet ilimlerin ürettiği bilgilerin tatbik edilmesi için “tatbik ilimleri” mevcuttur. Bunların toplamı, tekevvün ilmi çatısı altında toplanır ve onun mütemadi murakabesine tabidir.
Tekevvün ilmi, tetkik ilimlerinden (müspet ilimlerden) elde edilen bilgileri yoğurur, mana mimarisini kurar ve terkip eder. Tetkik ilimlerinde keşfedilen bilgileri, başıboş bırakmaz, her ilmin kendi sahasında kalmasına müsaade etmez, bilgilerin (ve ilimlerin) birbirinden bağımsızlaşmasına rıza göstermez. Neticede tüm müspet ilimlerin aynı temel bahis ile ilgilendiklerini, elde ettikleri bilgilerin merkezi konusunun aynı olduğunu, ilimlerin birbirinden ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın aynı istikamete yöneldiğini bilir. Bu sebeple, bilginin muayyen bir merkez ekseninde mimari plana ihtiyacı olduğunu kabul eder.
Takip ettiği temel mikyas, “ilim maluma tabidir” hikmetidir. Hiçbir faaliyetinde bu hikmet ve mikyası ihlal etmez. Bu hikmete aykırı düşen her bilgiyi “gerçek” kabul etmez ve reddeder. Bu sahada “maluma tabi olmayan” bilginin, “keşfedilmiş” bilgi değil, “üretilmiş” bilgi olduğunu bilir ve buna mani olur. Müspet ilimlerde “üretilen” her bilginin, ilmi dolandırıcılık olduğunda ısrarlıdır.
Tekevvün ilmine bağlı olan tetkik ilimleri (müspet ilimler) tam manasıyla hürriyet sahibidir. Tetkik ilimleri, keşif ilimleri olduğu için, sadece “ilim maluma tabidir” ölçüsüne bağlıdır ve bunun dışında tamamen bağımsızdır. “İlim maluma tabidir” ölçüsü ise bu sahada, bilgi üretmeyi değil keşfetmeyi mümkün kılan, “her ne ise odur” hikmetinin peşinde gitmeyi şart kılan “teminat”tır. Tekevvün ilminin kendine bağlı tetkik ilimleri üzerindeki tasarrufu, tetkik ilimlerinin keşif faaliyetlerini sınırlandırmak, engellemek ve çarpıtmak salahiyetine geçit vermez. Bilakis, tekevvün ilmi, tetkik ilimlerinin hürriyetinin teminatı, keşif faaliyetlerinin muharrik gücüdür.
Tetkik ilimleri, tekevvün ilmi ile tatbik ilimleri arasında bulunur. Tekevvün ilmine ve tatbik ilimlerine nispeten en bağımsız ilimler bunlardır. Çünkü tetkik ilimleri, keşif ilimleridir. Hem tekevvün ilminin hem de tatbik ilimlerinin bilgi ihtiyacını tetkik ilimleri karşılar. Tetkik ilimlerinin sınırlandırılması asla sözkonusu olmamakla birlikte, fiili bazı sınırlar olması kabildir. Mesela halkın ve medeniyetin acil ihtiyaç duyduğu bilgilere yönelmesi gibi… Bu durumda da nazari bir tahdit asla sözkonusu olmaz, sadece acil ihtiyaçlar, faaliyet konuları arasındaki sıra listesini değiştirir.
Tetkik ilimleri, bilgiyi çıplak haliyle keşfeder. Bilgi herhangi bir şekilde zarflandığında, ona bir mana yüklenmiş olur ki bu iş tetkik ilimlerinin görevi değildir. “Maluma tabi olan” bilgiyi, bulduğu hal üzere muhafazaya alır ve tekevvün ilmine (sahasının terkip ilmine) gönderir. Bilgiyi tekevvün ilmine göndermeden üzerinde herhangi bir işlem yapmaz.
Tekevvün ilmi, kendine ulaşan “çıplak bilgiyi”, mana mimarisi içindeki yerine oturtur. Terkip ilmindeki mana haritasında yeri bulunan bilginin hangi boşluğu dolduracağı anlaşılır, böylece o bilginin “manası” anlaşılmış olur. Anlamlandırılmış bilgi tekrar tetkik ilimlerine gönderilir.
Tetkik ilimleri, keşif faaliyetlerinde sahip olduğu tam hürriyete, tekevvün ilminden kendine gönderilen “anlamlandırılmış bilgi” üzerindeki çalışmalarda sahip değildir. Tekevvün ilmi tarafından manası tespit ve suretinin mimari planı tayin edilmiş halde gönderilen bilgilerin, tatbik ilimleri tarafından uygulanabilmesi için ihtiyaç duyulan “sureti”, tetkik ilimleri inşa eder. Suret inşası, tekevvün ilminin tayin ettiği çerçevede, tatbik ilimlerinin katkısı ile tetkik ilimleri yapar. Bu safhaya gelen bilgi, “tatbik edilebilir” mahiyete kavuşmuştur, artık bilgi, tatbik ilimlerinin mülkiyetindedir.
Tatbik ilimleri, kendine ulaşan bilgiyi uyguladıktan sonra, elde ettiği neticeleri (fayda ve zararları) ve tecrübeleri tetkik ilimlerine gönderir. Tetkik ilimleri, elde edilen neticelere bakarak zararları gidermeye, faydaları artırmaya çalışır.
Tüm bu bilgi akışları, bürokratik koridorlarda olmaz. Burada izah edilen husus, ilimlerin bilgi ile münasebetini tespit içindir. Her tetkik ilminin başında bir terkip ilmi allamesi bulunması mümkündür ve bilgi doğrudan onun tasarrufu ile mana haritasına yerleştirilebilir. Ciddi gelişmelerde tek allame tarafından değil, allameler şurası tarafından değerlendirilebilir. Meselenin teşkilatlanma çerçevesi, işleyiş usulü ayrı bir konudur.
*
Tekevvün ilmi, tetkik ve tatbik ilimlerinin keşfettikleri bilgiler ve elde ettikleri tecrübeleri kendi havuzunda toplar. Bilgi ve tecrübelerden iki hedefe ulaşmak ister. Birincisi “saf ilim” hedefi olan “varlık telakkisi” (yani bir çeşit ontoloji) diğeri ise “saf fayda” olan bilginin maksadı…
Tekevvün ilmi, tevhidden hareketle, varlığın mahiyetinin “vahdet” ifade ettiği, kesretin, tevhidden değil, varlığın mahiyetindeki vahdetten neşet ettiği hakikatinin peşine düşer. Tevhidin kainattaki tecellisinin “vahdet” olduğunu bilir ve tüm nazari çalışmalarını bu istikamete teksif eder. Kainatin vahdet mimarisine mugayir bilgiler ortaya çıktığında iki hususu tetkik eder. Birincisi, bilginin keşfedilmiş değil üretilmiş olduğu gerçeği, ikincisi vahdet mimarisinin kuruluşunda bir eksiklik veya yanlışlık olma ihtimali… Bilgi, tatmin olununcaya kadar tekrar tekrar süzgeçten geçirilerek (test edilerek) tetkik edilir. Eğer bilgi, üretilmiş değil, gerçekten keşfedilmiş bilgi ise, vahdet mimarisinin kuruluşunda eksiklik ve yanlışlık arar. Bu manada vahdet mimarisi, hiçbir zaman sabitlenmez.
Vahdet mimarisi hiçbir zaman sabitlenmez, çünkü “ilim maluma tabidir” ölçüsünü takip eden fikri ve ilmi faaliyetlerin güzergahı çok uzundur (muhtemelen sonsuzdur). Bu güzergahın kıyamete kadar müntehasına ulaşmayacağı bilinir. Nihayetine ulaşılmamış güzergahın “topyekun nazariyesi” kurulamaz. Yekununa ulaşılamayan bilginin, “nihai nazariyesi” kurulamayacağı için, “vahdet mimarisi” her zaman değişmeye ve gelişmeye açık ve hazırdır.
İslam medeniyet anlayışı, müspet ilimler mecrasında, bilginin müntehasına ulaşmış olmayı kabul etmez. Bu sebeple tekevvün ilmi, sürekli hareketli, sürekli inkişaf eden, sürekli kemal çizgisinde mesafe alan bir sahadır. Tekevvün ilmi asla kendini “dondurmaz”, “bitti” demez, “nihayetine ulaştık” düşüncesini kabul etmez, “toplamı bulduk” hissine savrulmaz.
*
Tekevvün ilmi, keşfedilen bilgilerden vahdet mimarisi kurmak gibi nazari vazifeyle birlikte, bilgilerin tatbik edilmesi ve faydalanılması hedefini de güder. Tatbik ve fayda maksadı kaldırılan bilgi, entelektüel gevezelik haline gelir. Vahdet mimarisi, “idrak etmek”, tatbik faaliyeti ise dünyayı imar etmektir. İdrak ve imar, insanın dünyadaki “hilafet” vazifesinin tezahürleridir. Sadece idrak etme fakat tatbik etmemek, hilafet vazifesini reddetmektir. İslam, insana, hilafet vazifesini deruhte edebilmenin ruhi, içtimai ve fiziki şartlarını ve imkanların temin eder.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

“İLİMLERİN TASNİFİ-4-TEKEVVÜN İLMİ” için 5 yanıt

  1. Çıplak bilgi öz bilgi değil, nötr bilgidir, üretilmiş bilgi bazen vehmedilmiş bilgi, bazen kültürel kodlarla harmanlanmış bilgidir.

  2. Hayat boyu imanının faydasını görmemiş olanlar,Allah’ın(cc)kendilerine vermiş olduğu nimeti idrak ve şükrünü eda etmek için çalışmamış olanlardır.Ahirette nasıl felaha kavuşulur?

  3. Hocam;nötr bilgiden kastınız, daha bir şeye katılmamış bilgi midir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir