İLİMLERİN TASNİFİ VE “TERKİP İLİMLERİ”

İLİMLERİN TASNİFİ VE “TERKİP İLİMLERİ”

(Terkip ve İnşa dergisi 2. sayı)

Batı, son birkaç asırdır o kadar çok bilgi üretti ki, bilgiyi tertip ve tasnif etmekten aciz kaldı. Yapılan tertip ve tasnif çabaları ise akim kaldı, bilgiyi derleyip toparlama imkanını oluşturamadı. Bilgi çözüldü, dağıldı ve nihayet tam bir bilgi kaosu meydana geldi.
Dışarıdan bakanlar batının bilgi üzerindeki tasarrufunun mutlak olduğunu zannediyor. Batının, bilgiyi muhteşem bir tertip ve tasnife tabi tuttuğunu vehmediyor. Batının epistemolojik evreninin eksiksiz ve tezatsız olduğuna iman ediyor. Aynı duygu ve düşünceler, birkaç asır öncesine gidildiğinde bizim kadim müktesebatımız hakkında da yaşanıyor ve şöyle deniyordu; “Gök kubbe altında söylenmedik söz kalmadı”. Bu söz, bir taraftan kadim müktesebatımızın muhteşem zenginliğini gösteriyor diğer taraftan da bu sözü tekrarlayanların idrak acziyetini tescil ediyordu. Müslümanların kendi medeniyet müktesebatları için bu sözü söylemeleri anlaşılabilirdi ama batının müktesebatı için söylemeleri tam bir ihanetti ve kendi acziyetlerinin tam manasıyla itirafıydı.

Oysa batı, bilgi kaosuna yakalanmıştı, ihtisaslaşmayla birlikte bilginin dağılması ve çözülmesi mukadder hale gelmişti. Bugün batı, farklı alanlarda birbirini tekzip eden milyonlarca bilgi üretmekte, bunu dert etmemekte, hayatın bir sahasındaki gerçeklik ile diğer sahasındaki gerçekliğin birbirini nakzetmesini hazmetmektedir. Bilgi ve bilime derinliğine nüfuz edemeyenler, sadece dışarıdan bakmakla iktifa edenler, “bilimsel” çalışmalarını batı kaynaklarından “resmi intihal” yoluyla çalanlar, batının epistemolojik evreninin kırk yamalı bohça olduğunu anlama iktidarında değiller. Batı bilginin tabiatını parçaladı, genetiğini bozdu ve insanlığa bilgi ve bilim değil sadece kaos sundu.
“Gök kubbe altında söylenmedik söz kalmadı” diyenler, geçtiğimiz birkaç asırda son İslam medeniyeti olan Osmanlıyı yıktılar. Aynı sözü şimdi batı için söyleyen nevzuhur müflisler, İslam medeniyet hamlesinin önündeki en büyük engeldir ve tarihin kaydetmediği çapta bir ihanet içindedirler.
*
Bilgi, derlenip toplanarak yeniden tedvin ve tanzim edilmelidir. Tedvin ve tanzimden sonra tertip ve terkip etmemiz gerekiyor. Bunun ana haritası tabii ki “ilimlerin tasnifi”dir. Fakat ilimlerin tasnifini sadece satıhta (yatay şekilde) yaparsak, bilgiyi tertip etsek de terkip edemeyiz. İlimlerin tasnifini yatay zeminde yapmalı, sonra dikey boyutta meratip silsilesini kurmalı ve terkip yolunu açmalıyız.
Fikirteknesi külliyatından basılan “İslam Medeniyet Tasavvuru-1-Terkip ve Tefekkür” isimli kitapta, ilimlerin tasnifine dair yapılan teklif, hem yatay tasnif hem de dikey tasnifi ihtiva etmektedir. Bu mevzuda elan başka bir teklif de olmadığına göre, biraz tercihen biraz mecburen o teklif üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.
Önce ilimlerin tasnifi ile ilgili teklifi özetleyelim. İslami zaviyeden ilimlerin tasnifi, önce “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası”, “Müspet ilimler mecrası” olmak üzere dört mecra halinde taksim edilmiş, sonra her mecra kendi içinde üç mertebeye ayrılmış, zirveye “Terkip ilimleri”, ortaya “Tetkik ilimleri”, alta da “Tatbik ilimleri” yerleştirilmiştir. “Kur’an ilimleri mecrasının” terkip ilmi “tefsir ilmi”, “Tevhid ilimleri mecrasının” terkip ilmi “hakikat ilmi”, “Beşeri ilimler mecrasının” terkip ilmi “insan ilmi”, “Müspet ilimler mecrasının” terkip ilmi ise “tekevvünat ilmi” olarak tespit edilmiştir. Bu ana haritadır ve bundan sonra “tetkik ve tatbik ilimleri” ile ilgili tasniflerin yapılması gerekmektedir. Mevzumuz, mezkur teklifin dikey kısmının zirvesini teşkil eden “terkip ilimleri”dir.
*
Dergi için hazırlanan mevzu haritasında, “ilimlerin tasnifi” müstakil bir konu olarak ele alındığı için, burada terkip ilimlerini, medeniyet tasavvurumuz cihetinden ele alacağız.
Bilginin “ilim” haline gelebilmesi için tertip ve tanzim edilmesi, belli başlı bir bütünlüğe kavuşturulması, bünyesindeki tezatların telafi edilmesi gerekiyor. Bütün bunlar temel bir usule tabi kılınmak zorundadır ve “Ben böyle düşünüyorum” serkeşliği ile olmaz. Bunları, ilim ile iştigal eden herkes bilir, batı da bilir. Batı bu meseleyi her bilim dalı için takip ve talep eder. Fakat batının bir türlü ulaşamadığı, bizim ise birkaç asırdır kaybettiğimiz “Hakikat ilmi”, her ilmin kendi bünyesindeki bütünlük çabasının yanında, tüm ilimlerin de bir üst bütünlüğe sahip olmasını iktiza eder. Batı epistemolojisinden bakıldığında; mesela fizik bilimi ile biyoloji bilimi arasında tenakuz olmamalıdır, ne ki batı bu tür kaygıları taşıyamaz hale gelmiştir.
“İlimlerin tasnifi” teklifimiz, tek tek ilimlerin tasnifen sayılmasından önce, ana mecraları tespit ederek her mecra için bir “terkip ilmi” inşa edilmesi fikrine dayanır. Bilgi satıhta (yatay boyutta) terkip edilmez, edilemez. Terkip etmekten bahsediyorsak, bu çabanın gelişigüzel olmaması için terkip ilimlerini kurmalıyız. Terkip ilimlerini kuracaksak, buna ihtiyaç duyacaksak, ilimlerin yatay tasnifi yanında dikey tasnifini (meratibini) inşa etmeliyiz.
Dikey tasnif, aynı zamanda bilginin toplam evrenini inşa etmektir. Dikey tasnifi yapamadığımız için bilgi telakkisine ulaşamıyoruz. Terkip ilimlerini gündemimize bile almadığımız için kendi bilgi telakkimizi, buna bağlı olarak medeniyet tasavvurumuzu oluşturamıyoruz. Terkip ilimleri, tüm bilgi müktesebatı üzerinde tasarruf kuracak, tüm bilgi müktesebatını mülkiyetimize geçirecek usul ve yoldur.
Terkip ilimlerine giden yol berrak bir şekilde açıldığında, medeniyet tasavvurumuz ortaya çıkmış, inşa faaliyetini başlatmanın zamanı gelmiş olacaktır. Terkip ilimlerinin inşası tabii ki çok zordur, bu sebeple terkip ilimlerinin inşasını ve kemale ermesini beklemek, medeniyet tasavvurunu ve inşa hamlesini yaklaşık birkaç asır tehir etmektir. Buna tahammülümüz olmadığı gibi zaten doğru yol da değildir. Müslüman idraki, fikir ve fiil bütünlüğüne sahiptir, sadece nazari meşgale İslam’ın merkezi manasına (ruhuna) mugayirdir. Ne var ki, “ne yapacağını” bilmeyenin, fikir safhasından fiil safhasına geçmesi beklenmez. Bu sebeple terkip ilimlerinin inşasına başlanması, yolun ve usulün tespit edilmesi, istikamet ve güzergah meselesini vuzuha kavuşturacağı için, inşa faaliyeti de başlatılmalı, bir taraftan fikrin tatbikatı gerçekleştirilmeli ve bunun mahareti kazanılmalı diğer taraftan fikir, fiil dünyasında test edilmelidir.
*
İlimlerin tasnifi ve terkip ilimlerinin inşası, meseleyi “bilgi seviyesinde” halletmektir. Bilgi üzerinde tasarrufta bulunamayan kadroların, inşa ve tatbikatta neticeye ulaşacağı düşüncesi vehimden ibarettir.
RAMAZAN KARTAL
ramazankartal2000@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir