İLM-İ SİMADA TERKİP ANLAYIŞI

            İlm-i simanın sırrı, terkip ölçülerindedir. Terkip ölçüleri, birçok uzvun manalarını yoğurarak mizaç yekununa ulaşmayı mümkün kılar. Terkip ölçüleri olmaksızın eldeki verilerden ulaşılabilecek bir netice yoktur.

            Terkip ölçüleri meselesi, hayatın her alanında sözkonusudur ve önemlidir. Tefekkür faaliyeti sığlaştığı ve tefekkür mahareti kaybolduğu için birçok mesele artık gündemden kalkmıştır. Kaybolan konuların başında da “terkip ölçüleri” gelmektedir. Oysa terkip ölçüleri olmaksızın en basit işler bile (mesela çorba bile) yapılamaz. Terkip ölçüleri olmaksızın çorba yapmaya kalkışmak, çorba için lüzumlu olan unsurları gelişigüzel bir tencereye doldurmaktır. Çorba yapabilmek veya çorbanın “lezzetini” oluşturmak için hangi unsurdan ne miktar kullanılacağı bilinmelidir. Çorba yapmak kolay olduğu ve zaten insanlar bunu bildiği için “terkip ölçüleri” bahsi, müstakil bir mesele halinde insanların gündemine girmemektedir. Başka bir ifadeyle, insanların yapageldikleri (alıştıkları) işleri gerçekleştirmek için terkip ölçüleri gibi bir meseleye ihtiyaç duymayacakları vakadır. Fakat yeni bir iş yapmak istediklerinde veya bilmedikleri bir konuda çalışmak (veya düşünmek) zorunda kaldıklarında ilk ihtiyaçları “terkip ölçüleri” veya “terkip anlayışı”dır. Lakin terkip anlayışı unutulduğu için yeni bir işe teşebbüs ettiklerinde işin gerekli tüm unsurlarını gelişigüzel tencereye doldurmaktadırlar. Böyle bir durumda ortaya “lezzeti” olan bir yemek çıkmaması tabi olmasına rağmen neticeye şaşırmaktadırlar. Üstelik kendi beceriksizliklerini ve anlayışsızlıklarını görmezden gelip, sözkonusu işin “yapılamayacağına” veya o işin “gerçekleştirilemeyeceğine” karar vermektedirler.

            İlm-i sima bahsinin gündeme gelmemesinin en büyük sebebi, “terkip ölçülerinin” veya “terkip anlayışının” olmamasındandır. Uzuvların mizaçtaki karşılıklarını gelişigüzel bir araya getirerek mizaç yekununa ulaşmak imkanı bulunmadığından, Marifetnamedeki ilm-i sima bahsi anlaşılamamakta ve uygulanamamaktadır.

 

*İlm-i simanın terkip anlayışı

 

1-Ön şartlar

2-Anlayış haritası

3-Kaideler meratibi (hiyerarşisi)

4-Tezatların terkibi

5-İstidatların teşhisi

6-Ahlakın tespiti

 

            İlm-i simanın terkip anlayışı, yukarıdaki başlıklardan müteşekkildir.

 

*Ön şartlar

 

            Ruhun bedeni oluşturması bir süreçtir ve bu sürecin sonuna kadar bedende değişiklikler olur. Bu sürecin kaç yaşına kadar devam edeceği sorusunun cevabı muayyen değildir ve her fert için farklıdır. Bu sebeple, ilm-i simadan faydalanabilmek için kişinin mezkur süreci tamamlaması şarttır. Çocuklarda ilm-i sima marifetiyle mizaç teşhisleri yapmak kabil değildir.

 

*Anlayış haritası

 

            Ruh ile beden arasındaki münasebet anlayış haritasının birinci boyutudur. Anlayış haritasının ikinci boyutu, mizaç ile ahlak münasebetidir. Anlayış haritasının üçüncü boyutu, Ruh ile Akıl münasebetidir. İlm-i simanın anlayış haritasını bu üç boyutun meydana getirdiği sacayağı oluşturur.

 

*Kaideler meratibi (hiyerarşisi)

 

            Terkip anlayışının ön şart ve anlayış haritasından sonraki ilk şartı, kaideler meratibidir. Hangi kaidelerin hangi mertebede olduğu bilinmelidir. Zira üst mertebede bir kaide mevcut ise alt mertebede bulunan zıt mahiyetteki kaide geçersiz hale gelir. Böylece farklı mertebelerdeki tezatların halli de kendiliğinden gerçekleşmiş olacaktır.

 

*Tezatların terkibi

 

            Aynı mertebelerdeki kaidelerin terkibi yapılmalıdır. Bu noktadaki problem, aynı seviyedeki kaidelerin birbiri ile tezat teşkil etmesi halinde meydana gelmektedir. Aynı mertebedeki kaidelerin tezat teşkil etmesi halinde meseleyi halletmenin iki yolu vardır. Biri, tezatları terkip etmek, diğeri tezatları iptal etmektir.

 

*İstidatların teşhisi

 

            İstidatlar bahsi, mizaç hususiyetlerinin teşhisinde ayrı bir ehemmiyete sahiptir. İstidatların ehemmiyeti, hem temin edecekleri faydadan gelmekte hem de mahiyetlerinden kaynaklanmaktadır. İstidatlar, mizaç hususiyetlerinin yekunu içinde farklı şekilde dururlar. Umumiyetle mizaç hususiyetlerinin birçoğu ile (en azından birkaçı ile) tezat teşkil edebilirler. İstidatlar ayrıca teşhis edilebilirse mizaç hususiyetlerinin yekununa aykırı gibi dursa bile olduğu gibi kabul edilmelidir.

 

*Ahlakın tespiti

 

            En zor konulardan birisi, ahlaki hususiyetlerin tespitidir. Zira ilm-i sima aslında ahlakı değil, mizacı teşhis etmek için kullanılan bir ilim dalıdır. Fakat Marifetname’de mizaç hususiyetlerinin dışında ahlaki hususiyetlerin de teşhis edildiğini görmek kabildir. İnsan bedeninin özelliklerinden ahlaki hususiyetlerin teşhis edilmesi kabil değildir. Çünkü ahlak, kesbidir. İlm-i sima ile mizacın teşhis edilebilmesinin sebebi, mizacın kesbi (kazanılan) değil vehbi (potansiyel olarak mevcut olan) olmasıdır.

            Ahlakın sonradan kazanılması gerçeğine rağmen ilm-i simanın ahlaki hususiyetlerden de bahsetmesinin sebebi, bazı ahlaki hususiyetlerin bazı mizaç hususiyetlerinin kaçınılmaz neticesi olması veya büyük ihtimalle o neticelerin gerçekleşeceğinin öngörülmesidir.

            Ahlaki hususiyetlerin teşhisi meselesi, ilm-i simanın en çetrefilli konularından biridir. Bu noktanın iyi anlaşılmaması halinde ilm-i sima uygulamaları ciddi hatalar verir.

 

            İlm-i simada terkip anlayışı ve terkip ölçüleri konusuna devam edeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir