İMAMET VE VELAYET-İ FAKİH SARMALINDAKİ ŞİA

İMAMET VE VELAYET-İ FAKİH SARMALINDAKİ ŞİA
Şia, iman esaslarına bir madde daha eklemiş ve İmameti icat etmiştir. İmamet meselesi “iman konusudur” ve ona inanmayan Şii olamaz. (Hamdolsun Şii değiliz). İman konusu haline getirilen bir konu, en az peygamberlik seviyesine çıkarılıyor. Allah, kullarından istediğini peygamber yaptığı gibi dilediğini de İmam olarak seçiyor. İşin geldiği noktaya bakın… İman konusu haline getirildiğinde hemen eklemek şart oluyor, “İmam, masumdur, günahtan, hatadan arındırılmıştır”. İmama peygamber demiyorlar ama sıfatları bakımından onunla (haşa) eşitliyorlar. Peygamberler gibi (haşa) seçilen, peygamberler gibi (haşa) masum ve günahsız olan imama itaat, Şia’ya göre, tabiatıyla farzdır. Hem peygamber gibi seçildiğini hem de onun gibi masum olduğunu kabul ettiğiniz bir kişiye itaati farz görmeniz fazla mantıksız değil, İslam’a aykırı olması ayrı bir mesele.
İmamın asla hata yapmayacağını, yanlış karar almayacağını, günah işlemeyeceğini düşünmek, sadece İslam’ı anlamamak değil, aynı zamanda insanı ve hayatı da anlamamaktır. Allah, peygamberlerine bile hata yaptırmıştır ki, “insan” oldukları unutulmasın ve peygamberler “ilah” edinilmesin… Evet, Peygamberler masumdur çünkü hataları bizzat Allah tarafından vahiyle düzeltilmiş ve affedilmiştir. İmamlara vahiy gelmeyeceğine göre, hata yapmak, yanlış yapmak, günah işlemek gibi insani hasletleri olacaktır. Bunlardan arındığını söylemek, peygamberlerden de (haşa) üstün bir sıfat taşıdığını söylemektir.
Anlaşılmayan nokta şu, Hz. Resulü Ekrem’in ashabına ve zevcelerine hakaret ve küfür eden bir topluluk, kendilerine imamet gibi, tüm yanlışlardan, günahlardan, hatalardan, insani hal ve davranışlardan arındığını söylediği bir müessese inşa ediyor. Hz. Resulü Ekrem’in arkadaşlarına karşı asgari bir hürmeti göstermekten dikkatle uzak duran ahlaksız ve edepsizler, kendilerine bir put inşa etmekten imtina edememektedir. Edemezler çünkü bir defa anlayışın merkezi kayınca, nerede duracağı belli olmaz.
İmameti, günahsız, hatasız, yanlışsız bir insan olarak tarif edince, tabii olarak ona karşı isyan etmek zinhar haram kılınır. Öyle ya, hata yapmayan, günah işlemeyen, yanlış karar vermeyen bir insana karşı isyan edilir mi? Doğrusu böyle bir insana isyan edilmez fakat böyle bir insan olacağını kabul etmek, insan tabiatını ve hayatı anlamamaktır. İslam’ı ise hiç anlamamaktır zira bu tarif, tevhide aykırıdır. Tevhid, yeryüzündeki en büyük insan sınıfı olan Peygamberleri bile hatadan münezzeh kılmamıştır ki, Allah’ın uluhiyetine şirk koşulması için malzeme ve imkan oluşmasın. “İmam zulmederse isyan etmek gerekmez mi?” diye bir soruyu Şiilere soramazsınız. Çünkü imam asla zulmetmez çünkü o günahsız, hatasız, yanlışsızdır.
Bir adamı günahsız, hatasız, yanlışsız kabul ederseniz, tabii olarak onun her söylediğini “doğru” olduğuna inanırsınız. Zulmetmeye başladığı zaman da, hatasız, günahsız, yanlışsız biri olduğu için, onunki zulüm değil, İslam’ın ta kendisidir. Anlaşılıyor mu, Suriye’deki zulüm, katliam ve vahşetin, Şiiler ve Şii sempatizanları tarafından “normal” karşılanması.
Dünya hukuk sistemlerinde sadece İslam Hukukunda olan “meşru isyan” müessesesi, Şia’da yok. Meşru isyan müessesesini ilk tatbik eden ise Hz Hüseyin’dir. Zalim ve melun Yezid’e karşı, İslam Hukukunun meşru isyan müessesesinin gereğini yapmıştır. Ehl-i Sünnetin inşa ettiği İslam Hukukunda “meşru isyan” müessesesi teferruatıyla tanzim edilmiştir. Hz Hüseyin’in peşinden gittiğini söyleyen Şia’da meşru isyan müessesesi yoktur. Onlarda sadece isyan vardır, isyan ise kendileri dışındakilere karşıdır. Kendi devletlerinde zulüm olduğunda veya devletleri zulmettiğinde isyan zinhar haramdır ve meşru isyan müessesesi yoktur. Çünkü onların imamı veya velayet-i fakihi, asla günah işlemez, asla hata yapmaz, asla yanlış karar vermez, Suriye’de kadınlara tecavüz etmek, çocukları öldürmek ise zulüm ve vahşet tariflerine girmez. Anlıyor musunuz, Suriye’deki hadiseler adamların vahşet ve zulüm tariflerine girmiyor. Önceki yazılarımızdan birinde “Allah, ümmeti ve insanlığı Şia’nın vahşetinden korusun” diye dua ederken, meramımızı kafi derecede anlatamamış olmalıyız. Adamların zulüm ve vahşet tarifleri, toplu katliamları, kadınlara tecavüzü, çocukların boğazları kesilmek süretiyle katledilmesi gibi hadiseleri kapsamıyor. Bu hadiseleri bile zulüm ve vahşet tarifleri içine almayan bir “topluluk” tabii ki vahşetten başka bir şey üretemez.
EVET… ALLAH, ÜMMETİ VE İNSANLIĞI ŞİA VAHŞETİNDEN KORUSUN.
Müslümanların dikkatine… Türkiye’deki Şia takiyye yapıyor. Şia sempatizanları da, “karasevda”ya yani “kör sevda”ya tutulmuş halde. Hiçbir şey düşünmüyorlar, araştırmıyorlar, umursamıyorlar. Bu kara sevda meselesini sonraki yazılarımızda tetkik ettik.
Şia’daki imamet müessesesi, İslam’a sokulmuş en büyük bidattir. Öyle bir bidattir ki, İslam’ı kökünden imha edecek çaptadır.
Velayet-i Fakih mi? Oda, kayıp imam gelene kadar onun yerine zulmedecek olan adamdır.
NURETTİN SARAYLI

Share Button

İMAMET VE VELAYET-İ FAKİH SARMALINDAKİ ŞİA” üzerine 2 düşünce

  1. DÜŞÜN VE ANLA
    1-) Allah (C.C) siz ehl-i beyti arındırıp tertemiz yapmak istiyor.
    2-) Ümmetin âlimleri İsrailoğullarının peygamberleri gibidir.
    3-) Resulullah’ın (SAV) hilafet makamında geride bıraktığı boşluk ancak (oğulları) İmamlar tarafından doldurulup temsil edilmelidir.

  2. Velayet-i Fakih mi? Oda, kayıp imam gelene kadar onun yerine zulmedecek olan adamdır..öyle mi..

    8 yıldır ehlibeyt sevenlerdenim.(şia lık öyle kolay değildir.şia kelimesinin karşıtı Ammar yasirler Malik eşterlerdir)
    8 yıl önce 8 saatlik araştırmam neticesinde yukarıdakiler gibiydi düşüncem..
    Benim seni muhattap almam için önce İnandıgın Peygamberinin ısmet sıfatını kabul etmen gerekiyor imamet daha sonraki olay..kaldı ki velayet i fakih (rehber) in masum olduğunu bu yaşıma kadar ancak iftiracı ve zinazadelerden duydum.
    Tekrar söylüyorum Rehberin masumiyetine inanmayan zinazadedir demiyorum
    İftira atan Zinazadedir.’Tıpkı amellerin ölçüsü’ne 1400 yıl önce buğz edenler gibi.vesselam.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir