İNFAK, KARZ-I HASEN VE SİSTEM ÇAPINDA DÜŞÜNMEK

İNFAK KARZ-I HASEN VE SİSTEM ÇAPINDA DÜŞÜNMEK
İnfak meselesinde çok sayıda müessese kuruldu. Muhtemelen binlerce vakıf ve dernek, infak müessesesini ihya etmek için canla başla çalışıyor. Ülkenin her şehrinde (il ve ilçelerinde) birden çok sayıda vakıf ve dernek, infak müessesesi için takdire şayan işler yapıyor. Bu faaliyetler neticesinde cemiyet ayakta tutuluyor. Bu hizmetlerin karşısında tazimle eğilmekten başka söylenecek söz yok.
Fakat “karz-ı hasen” bahsi, başlık olarak bile unutuldu. İslam’ın ahlak ve iktisat sistemi, “karz-ı hasen” müessesesine de çok ehemmiyet verir.
Nedir “karz-ı hasen”?
Güzel borç… Güzel borç verme usulü… Borçluyu yormadan, borcu ödemenin iktisadi (mali) imkanlarına kavuşana kadar mühlet tanıyarak borç vermek…
Bilindiği üzere infak, üst başlıktır. Muhtevası çok geniştir. Zekat da infaktır fakat farz olan infak… Diğer taraftan, mali durumu ne olursa olsun bir insana ikramda bulunmak da infak başlığı altındadır. İnfak, mana hacmi çok geniş olan bir ıstılahtır. Bu çerçeveden bakıldığında, “karz-ı hasen” de infak çeşitlerindendir.
Ülkemizde çok sayıda infak müessesesi bulunuyor. Fakat infak, umumiyetle, geri dönüşü olmaksızın (beklenmeksizin) yapılan yardım şeklinde anlaşılıyor. Ülkede inşa edilen infak müesseseleri, infak ıstılahının mana yekunu içindeki bir çeşidine (karşılıksız yapılanına) matuftur. Bu çerçevede kurulan ve faaliyet gösteren müesseselere dair bir tenkitten bahsetmiyoruz. Fakat infak ıstılahının bir çeşidi üzerine bu kadar çok müessesenin kurulmasına rağmen diğer çeşitlerinin sıfır noktasında kalması, idrak körlüğü oluşturuyor.
Karz-ı hasen, aslında karşılıksız yardım edilmesine ihtiyacı olmayan fakat geçici bir zaman dilimi için mali zorluk yaşayan (şimdiki dil ile nakit sıkıntısı yaşayan) kişilerin ihtiyaçlarını karşılamaya matuftur. Hayattaki bu açığın karşılanmaması, Müslümanların nakit ihtiyaçlarını bankadan faizli kredi çekerek karşılamalarına sebep oluyor. Faiz illetinden uzak durma imkanı oluşturulamıyor.
Aslında karz-ı hasen, öncelikle Müslüman ferdin ahlaki hususiyetlerinden biridir. Ferdi bir bahistir. Fakat Müslümanlar her nedense, karz-ı hasende bulunmanın ahlaki derinliğine sahip olamıyorlar. Muhatabı (borçluyu) incitecek tavır ve davranışlardan veya eda ve mimiklerden kurtulamıyorlar. Nakit ihtiyacı olan Müslümanlar, bir Müslüman’dan borç almaktansa bankadan kredi almayı tercih eder hale geldiler. Haysiyetlerinin bir şekilde rencide olduğu misaller yaşadı herkes. Ve kolay olan ama mesuliyeti ağır olan bir yol tercih edilmeye başlandı.
Anlamadığım nokta şu; Müslümanlar birbirlerine tahammül edemez hale mi geldiler? Başka şekilde sormak gerekirse, Müslümanlar birbirlerine tahammül edemez hale geldiler ama faizli kredi almayı göze alabilir hale mi geldiler? Fazla teferruata girmeye lüzum yok.
Müslümanların birbirine karz-ı hasen usulüyle borç vermeyecek kadar cimrileştiklerini veya paraya aşırı düşkünleştiklerini söylemek ucuz bir tespit olur. İnfak için tahsis edilen para miktarına bakınca, Müslümanların ne kadar cömert ve diğerkam oldukları açıkça ortaya çıkıyor. Öyleyse aksayan nedir?
Meselenin aksayan boyutu, müesseseleşmeyi bilmememiz. Başka bir ifadeyle “kurucu düşünce” sahibi olmamamız. Daha başka bir ifadeyle, “kurucu insan” kadrosu yetiştiremiyor olmamız. Aksayan noktayı daha derinlerde aramak gerekirse, “sistem çapında düşünememek” şeklinde teşhis edebiliriz zannındayım.
Aklımız gözümüzde mi bizim? Birileri bir müessese inşa ettiğinde, herkes o müesseseyi tekrarlıyor. İnfak müesseseleri kurulup ciddi bir boşluğu doldurduğu görülünce, herkes o müesseseden kurmaya başlıyor. Kurmalarına itirazımız tabii ki yok. Lakin hayatın başka alanlarında da ihtiyaçlar ve problemler var. Hayattaki en küçük münasebeti bile müessese haline getirmeli değil miyiz? Hayatı kuşatacak, tüm alanlarına nüfuz edecek, her ihtiyacı karşılayacak sayısız müesseseye ihtiyacımız yok mu? Binlerce infak müessesesi kuruluyor ama bir tane karz-ı hasen müessesesi kurulmuyor. Bu durum karşısında ne düşünmeliyiz?
Sistem çapında tefekkür zafiyeti olduğunu söylemekten başka bir tercih imkanımız var mı? Parça fikirlerle iştigal etmek, İslami hayatı inşa etmeye kafi mi? Parça fikirler İslam’ın yekunu olmadığına göre, parça fikirlerin tatbikatı, İslam’ın topyekun tatbikatı olmayacaktır. Mevcut hayatın içinde bir “renk” olarak kalmaktan kurtulamayacak mıyız?
Sistem çapında düşünebilme maharetine kavuşmalıyız. İslam’ı sistem çapında anlamalı ve tatbik sistemini inşa etmeli değil miyiz?
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir