İNŞA FİKRİ-6-

İNŞA FİKRİ-6-
İnşa fikri, en zor fikir çeşitlerindendir. Şekillendirilemez, denklemi kurulamaz, nakli fevkalade zor, en önemlisi de ferdi ve enfüsi olmasıdır. Umumi çerçeveler oluşturulması kabil, belli belirsiz bir sistem geliştirilmesi mümkün fakat net bir harita, sarih bir denklem, açık bir şekil üretmek zordur. En tayin edici hususiyeti, medeniyet tasavvurundan süzülmesidir. Medeniyet tasavvuru, inşa edilecek şeyin ne olduğunu gösterdiği için inşa fikrinin en azından hedeflerini tayin etmiştir. Bir fikrin hedefini (hedeflerini) tayin edebilmek, o fikri büyük nispette üretmek olur.
İnşa fikri, kaynak ve çerçeve, merkez ve muhit anlayışı ile kurulabilir. Kaynak kitap ve sünnet, çerçeve ise irfandır. Merkez dünya görüşü, muhit ise medeniyet tasavvurudur.
Dünya görüşünden hareketle ferdi oluş ve varoluşların en küçüğünden en büyüğüne kadar her birinin ilmini, en küçük içtimai münasebetten en büyük içtimai oluş havzalarına kadar her birinin müessesesini kurabilmenin kalbi ve zihni altyapısı, inşa fikrini oluşturur. Doğumdan önce başlamak üzere ferdi varoluş süreçlerini, silsilesini, istikametlerini tanzim ve tayin edebilmektir. Bedeni (biyolojik) gelişme, zihni ilerleme ve kalbi derinleşme safhalarının her birini ilmi disiplin altına alabilmenin fikridir. Fertten başlayarak, cemaat, cemiyet, millet ve ümmet çaplarındaki tüm içtimai varoluş havzalarına kadar her münasebeti ilmek ilmek örebilmenin adıdır. Tüm bunları, dünya görüşünden hareketle medeniyet ufkundaki devasa havzada, riyazi katiyetle fakat ruhi müphemlikle, sarih fakat girift bir bünye tertibine kavuşturmaktır. Yani dünya görüşünün muhtevasını, tüm ferdi ve içtimai oluş kompozisyonuna zerketmektir.
İnşa fikri için her ne söylenirse söylensin maksadı ifadeye kafi gelmiyor. İnşa fikri, pergelin bir ucu dünya görüşünde olmak üzere geniş bir daire çizen diğer ucunun oluşturduğu uçsuz bucaksız medeniyet sahasındaki her santimetre karenin, dünya görüşü (onun manası) tarafından işgal edilmesidir. İşgalin inşa suretiyle yapılmasıdır. Nakış nakış işlenecek olan tüm hayat alanlarına İslam’ın muhtevası o kadar nüfuz etmiş olacak ki, o havzada yaşayan gayrimüslimlerin bile tavır ve edalarından o mana tütecektir.(4)
___
(4) Tütmüştür de… Osmanlıda yaşayan gayrimüslimlere bakınız, kendilerine tanınan tüm hürriyetlere rağmen, kılık ve kıyafetinden, tavır ve davranışlarına kadar her hallerinden içinde yaşadıkları medeniyetin manası tütmüştür. Rum ve Ermeni patriklerine (Ortodoks) bakın, ellerindeki asada ve boyunlarındaki kolyelerde bulunan haçları kaldırın, sakalı, bıyığı, kıyafeti, tavır ve edalarına kadar birçok şey mensup oldukları medeniyetin merkezi manasını (İslam’ı) çağrıştırıyor. Haçları alıp da camiye götürüp vaaz kürsüsüne çıkarsanız cemaat yabancılık çekmez. Oysa merkezleri Osmanlıda olmayan Katoliklere bakınız, bize ne kadar yabancıdırlar.
İnşa fikrinin en mühim hususiyeti, terkip, tertip, tanzim ve inşa ettiği her işe, bağlı olduğu dünya görüşünün mührünü basmaktır. Dünya görüşünün manasını, dilde mefhumlara dercetmek, fikirde muhtevaya zerketmek, mimaride taşa nakşetmek, musikide sese üflemektir. Fertte ruha gömmek, cemiyette münasebet ve müesseselere gizlemektir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir