İRAN SURİYE HATTI-ŞİA’NIN TARİHİ İMTİHANI

İRAN SURİYE HATTI-ŞİA’NIN TARİHİ İMTİHANI
Şia hakkında yaygın bir tenkit var, “hep Müslümanlarla savaştılar, hiç kafirlerle savaşmadılar” şeklinde… Şiilerin kalp dünyasını görecek gözümüz (kalb gözümüz) olmadığı için meselenin derinlik boyutunu (niyet kısmını) bir tarafa bırakıp, zahiri değerlendirmeler yapmıştım. Şia’nın, İslam coğrafyasının ortasında yer alması sebebiyle, savaşmak durumunda kaldığında, çevresindeki tüm ülkeler (tarih boyunca tüm devletler) Müslüman devlet olduğu için, kafirlerle savaşma imkanı olmadığını düşünmüş ve dillendirmiştim. Yani o türden tenkitleri fazla dikkate almamıştım.
İçinde yaşadığımız zaman dilimi tüm dünya için turnusol kağıdı vazifesi görüyor. Şia için daha net bir kriter ortaya koyuyor.
Suriye meselesi, Suriye diktatöründen ziyade İran’ın imtihanıdır. İran’ın yani Şia’nın… Çünkü Suriye’deki kafir diktatörü herhangi bir dini ve siyasi anlayışa göre değerlendirmek kabil değil. Nefsini put edinen ve halkın da put edinmesi için meydana diken bir Allahsız ve ahlaksız alçağın teki. Onun için hiçbir kritere ihtiyacı yok insanların. İran (ve Şia), Suriye’deki katliam ve zulmü, fikri ve fiili anlamda tamamen desteklediğine göre, Suriye’deki her “suçu” İran’ın hesabına da yazma imkanı var.
Pekala Suriye’de neler oluyor? Herkes biliyor ve takip ediyor muhakkak… Birkaç noktaya işaret edelim, anlatmak istediğimizin anlaşılması için…
Suriye’deki diktatör, sadece “iktidar” için, insanları hayvan gibi katlediyor. Katliamı tek tek yaptığı gibi şehirleri ağır silahlarla vuracak kadar gözü dönmüş şekilde topluca da yapıyor.
Halkın istememesi halinde iktidar üzerinde hiçbir hak ve yetkisi olmamasına rağmen, halkın tamamını katletme pahasına iktidarda kalmaya çalışıyor. Katliamında bir sınır var mıdır? Mesela bir milyon insan, mesela iki milyon insan, mesela halkın tamamı… Herhangi bir sınırı olduğuna dair hiçbir alamet görünmüyor.
İran ne yapıyor? Stratejik ortaklık adına, Suriye ile birlikte hareket etmekten elde edeceği bazı siyasi ve askeri menfaatler karşılığında, Suriye diktatörünün tüm halkı katledeceği işaretine rağmen, ona her türlü desteği veriyor. Suriye’de Müslim veya gayrimüslim herkesi katlediyor. Adamların hiçbir sınırı yok. İslami ve insani hiçbir çerçeve tanımıyorlar. Ne demek lazım bu alçaklara?
Meselenin anlaşılmasına katkıda bulunması için bir mukayeseye başvuralım. Sultan Abdülhamit han, kendini tahttan indirmek için yola çıkan “hareket ordusunu” imha etme izni isteyen “Bostancıbaşı’na” şu cevabı veriyor, “Benim için Müslüman kanı dökülmesine müsaade edemem”. Cennet mekan Abdülhamit han, “sultan”dır. Hani sık sık Osmanlı’yı saltanat diye ağza alınmayacak şekilde küfürlerle tenkit ettiğini zanneden Şia bozuntuları, Osmanlıdaki İslam anlayışının derinliğini ve hassasiyetini anlayacak “akıl yaşında ve çapında” olmadıkları için, Ehl-i Sünnetin Osmanlı misalinde, sultanları bile ne kadar derin Müslüman haline getirdiğini görmez ve anlamazlar. Dikkat edin… Herhangi bir iktidar çeşidi değil vazgeçtiği, “saltanat” yani “taht”… Şahsı ve saltanatı için Müslüman kanı dökülmesine rıza göstermeyen Abdülhamit han’ın yanına, Suriye’deki alçağı ve İran’daki ahmakları koyun da bir değerlendirin. Birisi saltanattan vazgeçecek kadar “Müslüman”, diğeri (İran misalinde) bazı stratejik menfaatlerden vazgeçebilecek kadar bile Müslüman olamıyor.
Şia, İslam’ın ana gövdesinden bir sapmadır. Fakat bu gün anlaşılıyor ki, insanlığın ana gövdesinden de bir sapma… İnsanları hayvan boğazlar gibi katlediyorlar. Nerden mi biliyoruz? Humus’tan tabii ki… Humus hayalet şehir haline geldi. İnsanları da hayalet haline…
*
Şia, tarihi boyunca muhalefette (bazı devlet denemeleri hariç) kalmıştır. Allah’ın hikmetine bakın… İktidar olduklarında neler yapacağını bilen Allah, onları muhalefet çerçevesinde zapt altında tutmuş ki, Müslümanlar ve insanlar vahşetlerinden emin olsun.
İran’ın Suriye’deki Allahsıza tam destek vermesinin arkasında, muhtemelen kendi iç muhaliflerine göz dağı vermek de var. Yani Suriye İran için bir “pilot uygulama”… Kendi bünyesindeki muhaliflerine, “bakın isyan ederseniz milyonlarca insan öldürmem gerekirse, öldüreceğimden şüpheniz olmasın” der gibi… Çok kötü bir durum… Yakın gelecekte İran’da da isyan ateşi yanacak ve ülkede tarihin en ağır katliamlarından biri yaşanacak gibi görünüyor. Böyle bir şey olmasını istemek bir tarafa, hayal bile etmekten uzak durmaya çalışıyoruz. Fakat hızlı şekilde oraya doğru gittiğimizi hatırlatmak istedik.
Yirmi birinci asrın “Şia vahşet çağı” olması, İslam ve Müslümanlar için, tam da yeniden doğuşun eşiğinde, telafisi imkansız zararlar doğuracağı açık. Allah, bu ümmeti ve insanlığı Şia vahşetinden korusun.
NURETTİN SARAYLI

Share Button

İRAN SURİYE HATTI-ŞİA’NIN TARİHİ İMTİHANI” üzerine bir düşünce

  1. bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli olmaktan alıkoymasın…..

    adaleti düştüğü yerden ayağa kaldırın….

    sayın yazar emperyalist dünyanın müslümanlar üzerinde oynadığı oyunları eminim çok iyi biliyorsunuz…

    size müslümanlarla savaşan müslümanları hatırlatmama gere varmı bilmem…ama ben yine de hatırlatmak istedim…

    hz ayşe validemiz cemel vak’asında kimlerle savaştı?

    muaviye hz ali ile savaşmadı mı?

    yezit denilen zalim hz hüseyini öldürmedi mi?

    müslümanlara karşı kıyım içinde bulunan haççaçlar kime karşı savaştı…

    sufyanın çocuklarına ait zalim emevi saltanatını, yine müslüman olan abbasiler yok etmeye çalışmadılar mı?

    abbasiler, imam ebu hanifeye nice işkenceleri reva görürken müslüman değller miydi?

    abbasilerden sonraki zamanlarda dünyanın farklı bölgelerinde bulunan yaklaşık dört beş büyük müslüman imparatorluk birbiriyle savaşmadılar mı?

    selçuklu birliğini oluşturmak için içinde bulunan müslüman unsurlarla savaşmadılar mı?

    osmanlının anadoluda savaştığı beylikler müslüman değil miydi?

    yavuzun savaştığı iran müslüman değilmiydi? hatta şah ismail aynı zamanda türk değil miydi?

    bu arada yavuzun alevi geleneğinden gelen biri olduğu sünni geleneğine çok mu büyük bir zarar verir?

    burada şunu söylemek çok mu zor acaba?

    ‘saltanat sahibi olmak’

    şu an suriyede yaşanan hiç bir müslüman taraftar olamaz. allah kahretsin bütün zalimleri…. suriyeki katliamı mihenk noktası alarak şia ve alevi dünyasına saldırmak adalet değildir….

    katlaim katliamdır. kim yaparsa yapsın. hepimiz lanet okuruz zalime….

    bu enerjinizi, yşadaığımız her anda her saniyede, onlarca müslüman ya da mazlumun öldürüldüğü dünyanda, buna sbebeiyet veren sltanat ve iktidar saihibi emperyalist, kapitalist zalim sistemlere yönlendirseniz daha iyi olmaz mı?

    ne oldu biz tam olarak göremedik ya da anlayamadık henüz. müslüman dünya, bütün dünya da zulmü yıkarak hakim oldu da, yada olmaya çalıştıda buna şia ve alevi dünyası mı mani oldu?

    hiç te şık olmayan bir yazı…

    sizin yerinizde olsam bu yazıyı silerdim buradan….

    tekrar ediyorum…

    bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın….

    allahın kanunu budur azizim….

    aksi halde: allahın hepimiz üzerindeki hükmünü hepimiz bekleyip göreceğiz….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir