İRAN-SURİYE-HİZBULLAH HATTI, YEZİDLER TOPLULUĞU

İRAN-SURİYE-HİZBULLAH HATTI YEZİDLER TOPLULUĞU
Mevlid kandilinde Humus’a saldırdı, Yezidler topluluğunun Suriye kolu. Bu güne kadar ki tek saldırıda en fazla şehit verilen hadise… Yüzlerce insan, kadın, çocuk, ihtiyar toprağa düştü. Cesetler cami havlularına taşınıyor, yaralılar derme çatma yerlerde narkozsuz ameliyat yapılıyor. Şehirlerde elektrik, su, gıda ve daha birçok ihtiyaç maddesi yok. Mevlid kandilinde bile bir şehre saldıracak kadar Yezidleşen alçaklar güruhu, hiçbir İslami ve insani ölçü tanımıyor.
Esed nam Yezid’in bunları yapacağını tabii ki biliyoruz. O, Yezidliği babasından tevarüsen devraldı. Esas anlamadığımız, İran’daki Yezidlerle Lübnan’daki Yezidlerin hangi zaman aralığında Yezidleştiği… Hizbullah’a bakar mısınız, İsrail askeri öldürür gibi sivil halkı, Müslüman insanları öldürüyor. Öldürdüğü insanlar için tek ölçüleri var anlaşılan, Şii değilse, İsrail askeri ile başka bir insanın farkı yok… Öyle mi Hasan Nasrallah? Militanlarına ne diyorsun, Suriye cephesine gönderirken? “Burada Yahudilerle savaşıyorduk, orada da Sünniler var, ha Yahudi ha Sünni” mi diyorsun. Nasıl motive ediyorsun militanlarını? “Yahudiler açık düşman, Sünniler gizli düşman, onlar Yahudilerden bile daha tehlikelidir” mi diyorsun. Eline silah tutuşturduğun o zavallıları böyle mi motive ediyorsun?
Ya sen Ahmedinecat? Eceliyle ölen Humeyni’nin mezarı başında ağlayacak kadar “yufka yürekli”, “narin”, “vicdanlı” adam, devrim muhafızların Suriye’de masum halkı avlarken, her gün onlarca insan katlederken, mevlid kandilinde yüzlerce insanı hunharca öldürürken, gözünden bir damla yaş akmıyor. Sizin vicdanınız hangi ölçülerle inşa edildi? O ölçülerin içinde Şia’dan başka bir kıymet yok mu? Şii olmayan bir insan, “insan” sınıfından sayılmıyor mu sizin oralarda? Hadi Müslüman saymadığınızı anladık, bir yıla yaklaştı Sünnileri Müslüman saymadığınızı anlamamız, insan damı saymıyorsunuz? Siz Hz. Hüseyin’in yoldaşları(!), ne zaman Yezidleştiniz? Hangi ara Yezidleştiniz de gözümüzden kaçtı?
İsimlerinin başında Ayetullah, Hüccetülislam olan Yezidler, siz kimin ayeti (delili), neyin hüccetisiniz? İslam’ın hücceti olmadığınızı anladık, peki neyin hüccetisiniz? Ne zamandır melun şeytanın hücceti oldunuz da haberimiz olmadı? Büyük şeytan ABD idi, tamam, doğru, iyi de siz ne zamandır küçük şeytan oldunuz? ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da ve daha birçok yerde, İsrail’in Batı Şeria’da, Gazze’de yaptıklarından bir farkı mı var sanırsınız, Suriye’de yaptıklarınızın? Sizin oralardan bakınca farklı gibi görünüyorsa eğer, bilin ki, imanınız ve vicdanınız kalmadığındandır. Bu kelimeleri kolay kullandığımızı zannediyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz. Sizin kolaylıkla Müslüman kanı dökmenize aldanıp da bizim bu kelimeleri kolay kullandığımızı zannetmeyin. Bir insanın iç dünyasını Müslüman öldürmeye bu kadar kolay alıştırmayı CİA veya MOSSAD işkencecilerinden mi öğrendiniz? Bu kelimeleri kullanmamızın bir sebebi de, artık hiçbir İslami ölçüyü ve hiçbir insani ölçüyü umursamaz hale gelen İran, Şam, Lübnan’daki ahmakların vicdanlarını, “kendi hassasiyetleriyle” harekete geçirmeye çalışmak… Ha bunu umursarlar mı? Bu son umut… Bunu da umursamazlarsa…
*
Şia’nın insan aklını ve zihnini ahmaklaştıran bir özelliği var. Mesela 12 asırdan fazla bir zamandır, Mehdi beklemek bahanesiyle İslam’ın kamu hukukunu askıya alan “alimler” ile doludur. Halkın böyle bir inanca sahip olmasını anlarım, halka kolay kolay kızmam da… Çünkü onların sorumluğu alimlerin üzerinde. Fakat bir akımın alimleri bu inanca sahip olursa iş değişir. Hem de yaklaşık on üç asırdır… Bu çapta bir ahmaklık misali dünya tarihinde yok. Düşünün ki bir akımın alimleri, 13 asırdır temel meselelerde yanlış yapıyor. Bu nasıl bir ahmaklık… Yani ahmaklık Şia’nın genetiğinde var. Dolayısıyla insanları ahmaklaştırma konusunda asırlardır tecrübe sahibi olan bir kafa yapısı, hem de dünyada tek…
İran-Suriye-Hizbullah hattına bakınca, Şia’nın insanları ahmaklaştırma maharetini görmemek mümkün değil. Tahran ve Kum şehirlerindeki Yezidlerin emirlerini, İran’daki binlerce insan “doğru” kabul edecek ve Suriye’de mazlum insan öldürecek kadar ahmaklaşıyor. Şam’daki Yezidin emirlerini “doğru” kabul edecek kadar o ülkedeki insanlar ahmaklaşıyor. Lübnan’daki Yezidin emirlerini “doğru” kabul edecek kadar ahmaklaşıyor. Hem de bir zamanlar İsrail’in korkulu rüyası olan insanlar… Nasıl hissediyorsunuz kendinizi, “ha Yahudi ha Sünni” duygularıyla mı çekiyorsunuz tetiği?
Tahran’da, Şam’da, Güney Lübnan’daki Yezidlerin emirlerine itiraz eden çıkmıyor. Kitle halinde ahmaklaştırma işini yapan bu Şia nasıl bir şeytan fikriyatı geliştirmiş ki. Bu nasıl bir afyonlama işi? Kitlesel afyonlama işini Şia’dan başka kimse yapamadı dünya tarihinde. Hasan Sabbah bile tek tek afyonluyordu. Bu nasıl melun bir metottur anlamadım. Tüm halkın imanını ve iradesini felç eden bir melunluk…
*
Anlaşılan o ki artık ümmetin bir Şia ve İran problemi var. Şia ve İran, ümmetin ortasına bırakılmış bir çeşit şeytan, en ağırından bir fitne, yerin dibine batasıcalar, ne zaman firavunlaştınız? Ümmet bu fitneyle yaşayamaz. Ümmet coğrafyasının bir kenarında olsa neyse, tam ortasında… Bu fitneyle nasıl yaşayabiliriz ki?
Şia problemi var, çünkü adamlar hem vicdansız hem de ahmak… Ümmetin bir Şia problemi var çünkü ahmak insanları dost edinmemek gerekir. Ahmakları dost edinmektense, düşman edinmek daha faydalı… Ümmet kardeşliği ile ilgili tüm bağları kendiler çözdüklerine göre, artık bizim öyle bir mesuliyetimiz kalmadı.
*
Haki beyin, “İran büyük oyunu görmemek için direniyor” başlıklı yazısındaki öngörüler gerçekleşiyor. Libya’ya hemen müdahale eden dünya, özellikle batı, Suriye’ye bir türlü müdahale etmiyor. Sünni-Şii arasındaki gerilim, uçurum, kin ve nefret zirveye çıksın diye… Yezidlerde batının bu projeksiyonunu gerçekleştirmek için tüm imkanlarını seferber ediyor. Bir yıl daha Suriye bu şekilde giderse, ABD sadece Suriye’de, İran’a karşı savaşacak 500.000 bin gönüllü asker bulabilir hale gelir. Ahmak İran, ahmak Hizbullah, tüm geleceklerini Esed denilen Yezide ipotek ettiler ve kendilerde hızla Yezidleştiler.
FARUK ADİL

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir