İSLAM’IN HAYAT ANLAYIŞI –3-

 İSLAM’IN HAYATTAN GERİ ÇEKİLME HATTI

Dünya görüşlerinin test edildiği noktalardan birisi de, hayattan geri çekilme anlayışlarıdır. Hayatta asla geri çekilmeme düşüncesine sahip olan dünya görüşleri, “insanilik” vasfıyla ilgili tereddütler oluşturmaktadır. Ne pahasına olursa olsun hayattan geri çekilmemekte ısrar eden ve kendi prensiplerini hayata tatbik etmekten çekinmeyen dünya görüşlerinin insan anlayışı, insanı malzeme mahiyetine ve kıymetine kadar indirmektedir.

Hayat, dünya görüşü ile insanın temas ettiği meydandır. Dünya görüşü bu meydanda “doğru” olarak kendini gösterirken, insan bu doğruya muhatap olan temel gerçeklik olarak kendini gösterir. İnsan dediğimiz “merkezi gerçeklik” veya gerçekliklerin merkezi, “doğru” ile hangi şartlarda temas kurabileceğini bilmelidir. Dahası doğruların insanlar tarafından temas kurulabilir olması gerekir. Hakikaten insan denen merkezi gerçekliğe uygun olmayan doğruların, “doğrulanabilir” olduğunu söylemek imkânsızdır.

Dünya görüşünün her ölçüsü, her şartta doğrulanamaz. Her ölçünün tatbik şartları vardır ve o şartlarda doğrulanabilir. Dolayısıyla tatbik şartları gerçekleştirilmemiş olan ölçülerin tatbik çabası, suni bir durum oluşturur. Suni durumlar bazen öyle noktalara kadar varmıştır ki, en vahşi ideolojik tatbikatlar ve katliamlar meydana getirmiştir. Hiç bir dünya görüşü hiçbir kuralını (teklifini veya reddini) insan canı pahasına test etme ilkelliğine düşmemelidir. Prensiplerini, insanı katlederek doğrulanabilir hale getirmeye çalışan dünya görüşleri, özünde insana hitap etmemekte, insanı sadece malzeme olarak görmektedir.

İnsanı malzeme olarak görmemek ve insanı muhatap almak, bir dünya görüşünün hayatta geri çekilebilme payı ile anlaşılabilir. Hayatta ne kadar geri çekilebiliyorsa, o nispette insanı muhatap almakta ve onu önemsemektedir.

*

İslam’ın hayattan geri çekilme payı var mıdır? Varsa geri çekilmenin nihai hattı nedir? İslam hayattan hiçbir şekilde geri çekilmeyecek kadar sert ve kaba mıdır? Eğer böyleyse hayatı yaşamak (İslam’ı yaşamak) nasıl mümkün olabilir? İslam’ın hayattan geri çekilmesi, kendini hayattan tecrit etmesi ve temel esasını reddi değildir. Geri çekilmenin ölçülerden vazgeçmek şeklinde anlaşılması zaten yobaz anlayışıdır. İslam, hayattan “tatbik şartları” cihetiyle geri çekilir. Mesela su olmadığında teyemmümün caiz olması veya hastanın oruç tutmayabilmesi veya canın tehlikeye girmesi halinde İslam’ın veya Allah’ın dil ile inkârına cevaz vermesi gibi. Sistematik bir anlayışla İslam’ın hayattan geri çekilme hattının tespiti fevkalade önemlidir.

İslam’ın hayattan geri çekilme yaklaşımının temelindeki anlayış, insanı ve hayatı mukaddem görmesinde ortaya çıkar. İslam, kendini hayat ile paralel olarak sunar. Hayatın mümkün olmadığı yerde kendinin gerçekleşmesi için çaba göstermez. İşin başında hayatın mümkün olması gerekir. Hayatı mümkün kılmayacak hiçbir anlayış, İslami kaynaklı olamaz. İslam, hayatı imha edecek hiçbir teklif veya redde sahip değildir. Aksine İslam, hayatı mümkün ve sürdürülebilir kılacak tüm teklif ve tedbirleri önceler. Hayatı imha ve iptal edecek bir teklifle karşılaşıldığında, anlaşılmalıdır ki o teklifin İslam ile alakası yoktur. İslam, hayatı mümkün kıldıktan ve sürekliliğini temin ettikten sonra kendini hayata sunar ve hayatın muhtevasını kendi teklifleri ile doldurmaya teşebbüs eder.

Hayatın mümkün kılınması ve sürekliliğinin temin edilmesi, İslam’ın hayattan geri çekilme hattını gösterir. Hayatın mümkün kılınması için İslami kaidelere riayet etmemek gerekirse bunu mesele etmez. Çünkü öncelikli meselesi, hayatın mümkün kılınmasıdır. Hayatın mümkün kılınması ve özellikle de sürekliliğinin temin edilmesi, İslam’ın hayattan geri çekilmesi bahsinde çok büyük bir alanı, gerektiğinde boşaltabileceğini gösterir. Hakikaten zaman zaman hayatın mümkün kılınması ve sürekliliğinin temin edilmesi için İslam’ın “iman” teklifinden başka tüm alanlardan geri çekilmesini gerektirebilmektedir.

* İslam’ın hayatta geri çekilebilmesinin nihai hattı, ikidir. Birisi iman diğeri candır.

İslam’ın hayatta geri çekilebilmesi konusunun mahiyeti doğru teşhis edilmelidir. Hayattan geri çekilmek, kendini veya esaslarını inkar veya ret etmek değildir. Geri çekilmenin esası, tatbik şartları itibariyledir. Bir kaidenin tatbik şartları yoksa o kaide tatbik edilmez fakat tatbik şartlarının oluşturulması için çaba gösterilir. İslam’ın hayatın her mecrasında, her alanında ve her konusunda ne kadar ve nasıl geriye çekileceği bahsi çok uzundur. Burada yapmaya çalıştığımız şey, temel anlayışını oluşturmak bakımından “nihai geri çekilme hattı”nın tespitidir.

Nihai geri çekilme hattı, bilindiği üzere zaruretler ve mecburiyetlerle ilgilidir. İslam, zaruret sözkonusu değilse hiçbir kaidesinden tek adım geri atmaz. Zaruretin ilk manası hayat, nihai manası ise candır. Namaz, erkeklerde nihai geri çekilme hatlarından biridir. Mesela abdest almak için su bulunmasa teyemmüm ile kılınmalıdır, hasta yatağında kımıldayamayacak halde yatıyor olsa gözleriyle kılmalıdır. Fakat kadınlarda nihai geri çekilme hatlarından biri değildir namaz ve özel hallerinde kılmamalıdırlar. Namaz misali önemlidir zira namazda tüm tatbik şartları ortadan kalksa bile emrin ifa edilmesi gerekmektedir.

* İslam’ın hayatta son geri çekilebilme hattı, imandır.

İslam’ın hayatta nihai geri çekilme hattından birisi imandır. İmandan geri çekilmez. İmandan geri çekildiğinde insanla veya insan imandan vazgeçtiğinde İslam ile irtibatını keser. Fakat can sözkonusu olduğunda iman ile irtibatını “dil”den kesecek kadar da canı aziz bilir. Lakin iman zaten kalbi bir hadisedir ve dil ile olanı, izhar içindir. Bu sebeple insanın kalben imandan vazgeçmesi kabil olmadığı gibi İslam’da kalp mecrasında imandan daha geriye çekilemez. İmanın nihai geri çekilme hattı olması, İslam ile insan arasındaki temel irtibatın iman olduğunu gösterir. İslam’ın imandan geri çekilmemesi ise imanın, İslam’ın nihai özü (özün özü) olduğunu gösterir.

Bu durum, amelin imanın cüz’ü olduğu kanaatine sahip bazı cereyanlar için de anlamlı olmalıdır. Zira İslam, “insandan ne zaman vazgeçer?” sorusu çok önemlidir. Hayatın sınırsız sayıdaki ihtimali karşısında bu sorunun cevabını kolayca ve ıstırapsız şekilde vermek, İslam ile ünsiyetin kurulamaması demektir. İslam’ın hayattan geri çekilmesi, insandan vazgeçmesi değil aksine insandan vazgeçmemesi manasına gelir. İslam insandan hiçbir şartta vazgeçmek istemediği için hayattan geri çekilmektedir zaten. İnsandan vazgeçmemesi, insana kıymamasıdır. İnsandan vazgeçmemesi, hayata kıymamasıdır.

* İslam’ın hayatta son geri çekilme hattı, candır.

Can sözkonusu olduğunda İslam hayatın tamamına yakınında vazgeçebiliyor. Fakat hiçbir can diğerinden daha aziz değildir ve kişi kendi canını muhafaza için başka canları yok edemez. Bu manada yaşamak için başkasının canına kastetmek İslam’ın geri çekilme hattında bulunmaz. İslam’ın canı aziz bilmesi genellikle yanlış anlaşılmaktadır. Can azizdir fakat nihai aziz olan can değildir. İnsana canını muhafaza edebilmesi için hayal dahi edemeyeceği kadar imkân sunan İslam, candan daha aziz olarak “İMAN”I kabul etmiştir. Fakat muvazeneye bakın ki, imanı da dil ile inkâra kadar geri çekilebilmektedir.

Hiçbir İslami hüküm, canı yok etmek için kullanılamaz. İslam, canı korumak ve hayatı yaşanabilir kılmak için vardır. Bu noktada ilk akla gelen cihat bahsidir. Cihat, cana kıymak ve hayatı imha etmek için değil canı muhafaza ve hayatı sürekli kılmak için vardır ve şarttır. İslam’ın teklif ettiği hayat, asla zilleti bünyesinde barındırmaz. Müslüman’ın canına ve hayatına kasteden her türlü tecavüz, cihat ile ve en şiddetli bir şekilde bertaraf edilmelidir. Bu tavır özünde, cana ve hayata kastedenlerin haksız tecavüzlerine karşı canı ve hayatı muhafaza için muadil güç kullanmak demektir.

Cihat mefhumunun Arapçadaki savaş manasına gelen harb kelimesinden değil de çaba, gayret gibi manaları muhtevi olan “cehd” kelimesinden üretilmiş olması manidardır. Cehd kelimesi aslında savaşı ihtiva etmez. Çaba, gayret manalarını ihtiva eden cehd kelimesi, hayatı yaşamayı mümkün kılan, insandaki “merkezi hamle”dir. Cehd kelimesinden, savaş manasını da muhtevi cihat mefhumunun üretilmesi, cihat ile hayatın birbiri ile ne kadar iç içe geçtiğini ve birbirine ne kadar ihtiyaç duyduğunu göstermesi bakımından fevkalade bir örgüdür. Istılahın (terminolojinin), bir kültür/medeniyet için temel anlayış altyapısı olduğu malumdur. Cihattaki mananın, harb kelimesine değil cehd kelimesine yüklenmesi, İslam’ın ıstılah maharetini göstermesi bakımından fevkalbeşerdir.

*

İslam’ın hayattan geri çekilmesi bahsi ile Müslümanların hayattan geri çekilmesi bahsini birbirine karıştırmamak gerekir. Birbirinden tefrik edilmesi zor olan bu iki bahis, İslam’ın anlaşılmasında ve yaşanmasında fevkalade problemleri üretmektedir. İslam’ın hayattan nihai geri çekilme payının fazla olması, Müslümanların hayattan geri çekilmemesi içindir. Müslümanların hayattan geri çekilmesi, İslam’ın geri çekilmesine olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Müslümanlar hayatın ta merkezinde bulunabilsinler diye İslam hayattan geri çekilebilmektedir.

*

İslam’ın veya Müslümanların hayattan geri çekilmesi bahsindeki anahtar kelime, tavizdir. Geri çekilme ile taviz verme bahsi birbirine en çok karıştırılan konulardır. İslam’ın hayattan geri çekilmesi ile tavizin hiçbir alakası yoktur. Taviz, Müslümanların hayat karşısında aldıkları tavırlar ile alakalıdır. İslam’ın geri çekildiği alan, şartları meydana gelmişse, taviz vermek değildir. Taviz, Müslümanların, İslam’ın geri çekilmediği noktada geri çekilmesidir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir