İSLAM CEMİYETİNİN MEKAN HARİTASI

İSLAM CEMİYETİNİN MEKAN HARİTASI

İslam şehri, İslam cemiyetinin ve hayatının mekan haritasıdır. İslam’ın teklif ettiği hayatın tüm mecra ve havzaları, inşa etmek istediği cemiyetin varoluş güzergahının her menzili o şehirde mevcuttur. Keskin hatlarıyla İslam hukukunun, naif hatlarıyla İslam ahlakının, zarif hatlarıyla İslam edebinin izhar edeceği her münasebet ve müessesesi, her tavır ve edası, her örgü ve dokusu o şehrin bir caddesinde, bir sokağında, bir meydanında, bir binasında, bir taşın yontulma şeklinde karşılık bulmuştur. İslam şehri, mekanın İslamlaştırılmış halidir, İslam’ın, mekanın her noktasına bir ruh olarak, bir fikir olarak, bir ahlak olarak, bir sanat olarak nüfuz etmesidir.

Zaman ile mekanın oluş ve varoluş, olduruş ve varediş kardeşliği, mekanın zamanı cezbetmesi, zamanın mekana sirayet etmesi şeklinde cereyan eder. Mekan, varoluşun malzemelerini muhtevasına taşımakta fakat zuhuruna gücü yetmemektedir, mekanın muhtevasında mevcut olan “varlık malzemesi”, zaman ile halvetine, zamanın darbesine, zamanın sirayetine muhtaçtır. Muhtemeldir ki mekan da zaman gibi “kün” emrinin ilk tecellilerindendir. Zaman, “ol” emrinin hem neticesi hem de mekandaki varlık malzemesini olduran bir “tesir” olsa gerek. Hal böyleyse (Allah en doğrusunu bilir) mekan, varlığın tezahürü (görünür hale gelmesi, bedenlenmesi, vücut bulması) için zaman tarafından döllenmelidir. Meselenin yüksek irtifada (ilk tecelli demlerinde) nasıl cereyan ettiği “ehl-i keşfe” ait olmak üzere, biliyoruz ki zaman ile mekan temas etmediğinde, bu iki temel unsur halvet olmadığında, adına varlık denilen müşahhas alemin “vücutları” zuhur etmemektedir. Son tecelli demini esas aldığımızda gördüğümüz bu hakikat, mekanın döl vermesi için zamana, zamanın da tesirini gerçekleştirmek için mekana ihtiyacı olduğudur. İşte İslam şehrini, o şehrin manasını, o şehrin tertibini arayacağımız nokta burasıdır.
Zaman, muhtevasında “hayır” ile birlikte “şerri” de getirmekte, mekana saçmaktadır. Mekan, her iki oluş amilini de kucaklayan, her ikisine de vücut sunan bir ham bir oluş amilidir. Zamanın muhtevasındaki rahmet (“hayır”), mahiyeti şer olan, şerrin yeşermesine tekne ve teşne olan mekan tertibine inmez. (En doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir). Meyhaneye rahmetin inmesini beklemek, İslam’ı, İslam’ın hayat teklifini izahsız ve gerekçesiz bırakır. Mesele meyhane misalinde ana hatlarıyla anlaşılır hale getirilse de çok daha girift ve incedir. Bir evin planından eşya tertibine kadar mühimdir.
İslam şehri, zamanın muhtevasındaki rahmet ile şerri birbirinden tefrik edecek, rahmeti şerden süzecek, sadece rahmeti celbedecek bir nizam ve bütünlüğe sahiptir. Şehrin bir sokağında cami, bir sokağında meyhane olduğunda, o şehre hem rahmet hem de şer inecektir. Rahmet ile gazabın sarmaş dolaş indiği bir şehir, her ikisini de celbeden bir şehir, her ikisine de teşne olan bir şehir, imanı zorlayan, ahlakı yozlaştıran, ameli sevabından soyan bir mahiyet taşır.
İslam tarihinde (medeniyet tarihinde) İslam şehrinin kurulduğu, mekanın rahmetin tecellisine hazır ve onu celbedecek tertibe sahip olduğu devirlerde, büyük fikir ve ilim adamlarının yetişmiş olması, birçok sebebe bağlı olduğu kadar, rahmetin o şehre sağanak halinde inmesi ve kalplere sirayet etmesiyle de doğrudan alakalıdır. Yine İslam tarihinde, büyük fikir ve ilim adamlarının, mekanın genel tertibindeki muhtemel arızalardan kurtulmak için ya medreselerde veya tekkelerde, masivadan “tecrit edilmiş” ve rahmetin inmesi için hazırlanmış mekanlarda ikamet etmesi tesadüf değil, aksine zaman ve mekan idrakinin ne kadar yüksek irtifalara çıktığını gösteren alamettir.
Zaman-mekan sarmalı, idrak için fevkalade mühimdir. Zamana ve zamanın muhtevasındaki manaya nüfuz etmenin birinci şartı, mekanın cümbüşünden kurtulmaktır. “Mana” zamanda, varlık ise mekanda mahfuzdur. Mekana ve mekanda vücut bulan varlık cümbüşüne boğulanlar, zamanın ancak son tecelli seviyesine muhatap olurlar ki, o tecelli mertebesi, saat, gün, ay, yıl gibi görünür. Mekandan ne kadar azade hale gelinirse, zamana o kadar yaklaşılır. Zamanın mekana nüfuz etmesinden önceki haline ulaşanlar, manaya saf haliyle vakıf olurlar.
Gayrimüslim filozofların yeni bir soluk (fikir) getirenleri, mekandan mümkün olduğunca azade yaşayan, inzivaya çekilen kişiler olmuştur. İnziva, hakikatin arayışı için mekandan mümkün olduğunca tecrit olmak ve zamana mümkün olduğunca saf haliyle yaklaşmak ve nüfuz etmek içindir. İnziva, hayat tarzı olarak değil, “arayış” olarak kıymetlidir, elzemdir.
Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin, Risalet vazifesinin tevdi edilme zamanı yaklaştıkça mekandan uzaklaştığı malumdur. Günlerce mağarada kaldığı, günlerce Mekke’ye uğramadığı, uzlet ve halvet halini uzun süreli ve kesintisiz devam ettirdiği Siyer-i Nebi’nin sarih kayıtlarındandır. Kendilerine, saf mananın da ötesinde “hakikat” ineceği için, “arayışın” zirvesine çıkmış, neredeyse (belki de tam olarak) mekandan azade hale geldiği bir kıvamda vahiy inmiştir. İnziva, bizatihi yanlış değil, şartları içinde şart olan ama tüm hayatı kuşatacak kadar yaygınlaştırılmaması gereken bir haldir ve bu halin celbettiği kıymetleri başka bir halde bulmak kabil değildir.
Risalet ve Nübüvvet, kesbi mesleklerden olmadığı için tabii ki tasnif dışıdır. Bir insan tüm hayatı boyunca inzivaya çekilse de, peygamber olamaz, o makam, iktisap edilemez, ancak ihsan edilir. Ne var ki Allah Azze ve Celle, Risalet vazifesini bile inziva neticesinde ihsan etmiştir. Bu misal, ciddi bir işarettir.
İtikaf sünneti, Hz. Risaletpenah Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin ümmetine, güç yetireceği bir mükellefiyetidir. İnziva ise, daha güçlü ruhların, hakikat arayışındaki nebevi yoludur. İtikaf sünnetini tüm Müslümanlar, kudretleri nispetinde ifa etmelidirler, inziva ise has ruhların, hakikat mektebi olan tasavvuf rehberliği ve refakatinde yerine getireceği bir yol, bir usuldür. “Has Ruh” seçimi, bunların teşhisi, diğerlerinden tefriki zor meseledir. Ancak o yolda seyr-i sülukunu gerçekleştiren, menzile vasıl olan velilerin (Allah dostlarının) yapabileceği bir iştir.
İslam şehri, itikaf ve inziva için hususi mekanlar oluşturur. İslam medeniyetindeki medreselerin mekan tertibi tetkik edildiğinde görülecektir ki, talebe hücreleri mevcuttur, yani her bir talebe için bir oda mevcuttur. İlim talep edenler, itikaf ve inziva kıvamında bir mekana maliktir. İlim tahsili bilginin öğrenilmesinden ibaret bir ameliye değil, derinlere inmeyi, manaya nüfuz etmeyi mümkün kılacak mekan tertibi, zaman tayini, üstad tercihidir.
İslam medeniyeti; Müslümanların ilim, fikir, sanat faaliyetlerini, zaman ve mekanla hususi münasebet tesis ederek gerçekleştirmiştir. Mekan, bu faaliyetler için itina ile tertip edilmiştir. Hakikat ve hikmet arayışı, zamanın ritmini yakalamak, mekanda tecellisini tahkik etmek üzerine kurulmuştur. Mekan mananın tecelligahı haline getirilmiş veya mekandan (çoğunlukla mekandaki varlık cümbüşünden) tecrit edilen haller oluşturulmuştur.
İslam şehri, görünür tarafıyla rahmetin (mananın) tecelli mekanıdır, görünmeyen mahfillerinde ise rahmeti arayış ve rahmete doğru akışın mekanları oluşturulmuştur. Cemiyet için İslam şehri, mekanın İslam’ın şiarları ile tezyin edilmiş, rahmeti celbedecek bir tertip harikasıdır. “Has Ruhlar” (dehalar, istidatlar) için, inziva mahalleri inşa edilmiştir. Şehrin görünür tertibi ağırlıklı olarak akla hitap ettiği için cemiyete aittir, cemiyet İslam şehrinde her neye bakarsa Allah’ı hatırlamalıdır.
İslam şehri, mekan marifetiyle İslam’ın insan aklını kuşattığı, İslam’ın “gerçek” kılındığı, İslam dışının muhal intibaı verdiği bir terkiptir. Müminin aklı, İslam şehri tarafından kuşatılmıştır, o kuşatılmışlık içinde doğan akıl, İslam’ı mümkün, İslam dışını muhal olarak görür. Akıl, oluşmak için dış dünyadan (objeden) alması gereken tüm tesir ve telkinleri, İslam ile mayalanmış bir şehir yekundan edinir. Bu halin uzun vadede oluşturacağı “akıl donması”, fikir, ilim, sanat (toplam olarak hikmet) mahallerinde, deruni yolculukla aşılır ve oradan cemiyete teşmil edilir.

ALİHAN HAYDAR alihanhaydar@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir