İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -6-

Suçun Çeşitleri

İslam Hukukunun umumi kaidesine göre, suçlar takibat mevzuu ve yasaklanmış fiil olmaları bakımından aynıdır.

 Şöyle ki; Suç olan fiile bir başka açıdan baktığımız zaman çeşitli olduğunu görürüz. O zaman da suçları bakış açılarımıza göre çeşitli bölümlere ayırmamız mümkün olur. Cezanın büyüklüğü bakımından göz attığımızda hadler, kısaslar, cinayetler veya tazirler olarak bölümlere ayırmamız mümkündür. Suçu işleyenin kastı bakımından bir taksim yapmamız gerekirse kasten işlenmiş suçlar, kasıtsız olarak işlenen suçlar diye ikiye ayırmamız mümkündür. Öte yandan suçun açığa çıktığı zaman bakımından suça göz attığımızda karmaşık suçlar ve açık suçlar olarak ayırabiliriz. Suçun işleniş şekline göre konuya baktığımız zaman müsbet, menfi, basit, alışkanlık eseri, muvakkat ve muvakkat olmayan suçlar diye taksim etmemiz mümkündür. Suçun kendine has özelliği açısından baktığımızda topluma karşı işlenen suçlar, fertlere karşı işlenen suçlar, adi suçlar ve siyasî suçlar diye taksim edebiliriz.

 

 

Cezanın Büyüğüne Göre

Suçun Taksimi

 

İttifak halinde kanaat şudur ki, İslam hukukunda temel esas mal ve can emniyetinin korunmasıdır. Mal ve can masumdur. Gerek insana gerekse insanın malına yapılan her zarar fiili onu yapana eğer haklı değilse ödetilir. Eğer işlenen suç cezayı gerektiriyorsa ceza verilir. Ama suç cezayı gerektirmeyecek türden bir fiil ise malî taviz ile cezalandırılır. Eğer işlenen fiil takibat konusu oluyorsa suçtur, takibat konusu olmuyorsa suç değildir. O takdirde sadece zararlı fiil olarak ifadelendirilir. Şu halde suçla zararlı fiil arasında ancak her ikisinin de işleyen tarafından tazmin olunması bakımından bir münasebet söz konusudur.

Fiil bir suç olabilir ve o suçu işleyenin cezalandırılması gerekebilir. Ayrıca aynı fiil aynı zamanda zararlı bir fiil olur ve onu işleyen kendisine zarar verilmiş olan kimseye tazmin olunur. Mesela harem- i şerifde (Mekke’de Kabe’nin avlusunda) birinin mülkündeki avı yok etmek (ki Mekke’nin hareminde avlanmak yasaktır.) Yahut zimni birinin rakısını içmek gibi.  Bu iki halde de suç işleyen kişi av ve içki hükümlerine göre takibata uğrar. Avın ve içkinin değerini sahiplerine ödemesi gerekir. Halbuki her iki fiil de şer’an yasak olan fiillerdir. (Şerh-i feth’ül –Kadir cilt, 4, s. 61)

Bu noktada İslam hukuku ile beşeri hukuk birleşir. Ve ikisi de insanın başkasına zarar veren fiillerinden dolayı medenî bakımdan sorumlu kabul eder. İşlenen fiil ister kanun nazarında suç olarak kabul edilsin ister kabul edilmesin. Eğer bir fiil suç ise aynı zamanda başkasına zarar vermekte ise onu işleyen cezayı hakeder. Ve zararı veren tazmin eder. Bu noktada islam hukukuyla beşeri hukuk aynıdır.

DEVAM EDECEK

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir