İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-24-HAYAT TELAKKİSİ-6-

Hayat, sıhhat ve kudret merkezinde deveran ediyor. İnsanın sıhhatli ve kudretli olduğu yaş aralığı, hayatın deveran havzasını oluşturuyor. Sıhhat ve kudret muhafaza edildiği takdirde hayat, yirmi ile altmış yaş aralığında gerçekleşiyor. Altta (sıfır ila yirmi yaş arası) ve üstte kalan (altmıştan sonrası) kısım, “hayat havzası” tarafından taşınıyor.
İnsanın sıhhatli ve kudretli olması, kendi meseleleriyle ilgilenebilmesinin yanında, başkalarının meseleleriyle de ilgilenebilme imkanına sahip olmasıdır. Bu imkan hayat parantezinde mevcuttur. Parantez içinde olan insanlar hayatın failidir, parantez dışında kalanlar ise parantez içindekilerin mesuliyet ve mükellefiyeti altındadır. Bu durum, hayatın tabiatındandır.
Hayatın tabiatından kaynaklanan bu hal, hayatın vahdetinin gerçekleştirilmesi gereken cihetlerinden biridir. Hayatın tabiatına bakarak, hayatı üçe taksim edip, her birini diğerinden müstakil hale getirmek, hayatı çözmek ve dağıtmaktır.
Hz. Adem Aleyhisselam, doğumla değil doğrudan yaratılmayla dünyaya geldiği için, annesiz ve babasızdır. Çocuğunun olmasına mukabil anne ve babasının olmaması, insan tabiatında evlat sevgisinin fazla, ebeveyn sevgisinin az oluğunu gösterir. Bu sebeple insanlar, sıfır ile yirmi yaşına kadar ki dönemi yaşayan çocuklarına tabii olarak temayül gösterirler fakat kendileri yetişkin olduktan sonra ebeveynlerine karşı alakaları ve temayülleri azalır. Bu sebeple hayatın vahdeti, umumiyetle altmış yaş üstü için kırılır, dağılır, çözülür. Günümüzde insanlar, yirmi yaş altındakileri bile hayatlarından çıkarmakta beis görmemekte, ferdi temayüller o cihette de “insani hususiyetleri” zafiyete uğratmaktadır.
Fiili ve içtimai imkanlar (ve imkansızlıklar) mahfuz olmak üzere, “çekirdek aile” denilen ailevi şekillenme, hayatın vahdetini imha ediyor. Aşağı doğru (yirmi yaş altı) hayatın vahdetine zarar vermiyor gibi görünse de ona da ağır zararlar veriyor ama esas olarak yukarı doğru (altmış yaş sonrası) tam bir imha vazifesi görüyor.
Çekirdek ailede, çocuklara, ancak ebeveynin tecrübesi nakledilebilmektedir. Yirmi ila otuz yaş arasında evlenen insanın kazandığı tecrübe ise, hayatı yaşamaya kafi değil. Buna mukabil “geniş ailede” nakledilen tecrübe, iki neslin tecrübesidir ki neslin birisi en az ellili yaşlara ulaşmıştır. Geniş aile, hayatı üç nesille harmanlamakta, çekirdek aile ise iki nesille harmanlamaktadır. Mesele sadece tecrübe naklinden ibaret değil aynı zamanda ve belki de daha mühim olan kültür naklidir. Kültür nakli ise iki nesil arasında gerçekleştirilemez, en az üç nesil şarttır.
Çekirdek aile, tecrübe ve kültür naklini inkıtaa uğrattığı için, hayatın vahdetini bozuyor, örgüsünü çözüyor, devamlılığını iptal ediyor. Her nesil hayata nerdeyse baştan başlıyor. Her nesil baştan başladığında, içtimai süreçler temadi etmiyor, terakki gerçekleşmiyor, inkişaf imkansızlaşıyor. Tecrübe nakledilemediği için ferdi inkişaf kesintiye uğruyor, ahlak ve kültür nakledilemediği için de içtimai inkişaf iptal oluyor.
Kültür nakledilemediği için her nesil kendi başına kalıyor, emperyal kültür projeksiyonlarına açık ve hazır hal geliyor. Türkiye laboratuvarında hadiseye bakıldığında bu durum açıkça görülebiliyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında (1950 ye kadar) silah zoruyla yapılan ve sürdürülen devrimler, ülkenin görüntüsünü değiştirdi ama kültürel dokuya nüfuz edemediği için Anadolu “pasif direniş” şeklinde olsa dayandı. Ta ki 1980 li yıllarda başlayan “çekirdek aile” furyası, içtimai çözülmeyi dehşetengiz bir hıza yükseltti. Silah zoruyla başarılamayan yozlaşma, çözülme, çürüme, kültürün naklini imkansızlaştıran çekirdek aile ile silahsız şekilde gerçekleştirdi. Son yirmi yıllık çözülme, cumhuriyet tarihinin altmış yıllık çözülmesinden daha yüksek bir tahribat meydana getirdi.
Hayatın vahdetinin çözülmesi, ülkedeki batılı siyasi rejimin ve doğrudan batı kültürünün önündeki direnişi kırdı. Hangi dünya görüşü olursa olsun, inşa edeceği hayatı, kendi mihverinde bir vahdete kavuşturmak ister. Bu topraklarda asırlardır süregelen İslami hayatın inşası, çok derinlere nüfuz etmiş, çok muhkem müdafaa hatları oluşturmuştu. Gerçekten de Anadolu, cumhuriyetin silahlı zorbaları ve eşkıyaları tarafından çözülememişti. Çekirdek ailenin meydana getirdiği tahribat, milyonluk ordularla gerçekleştirilememişti. Hayatın vahdeti yıkıldı, örgüsü çözüldü, direniş zayıfladı.
Küçük bir misal, zararın hangi çapta olduğunu göstermeye kafi. İki nesille teşkil edilen (çekirdek) ailede, çocukların, babalarına nasıl davranacağına dair bir “emsal” bulunmuyor. Çocuk, ebeveynine karşı davranışın emsaline sahip olamadığı için, ebeveynin o konudaki eğitimi manasız ve tesirsiz kalıyor. Ziyaretlerle bu boşluk doldurulamıyor. Çocuk, babasının, dedesine karşı nasıl davrandığını göremeyince, babanın bu hususta vereceği eğitim nakıs kalıyor.
*
Hayatın zayıflıklarından, hastalıklarından, problemlerinden kaçmak, bu tür halleri hayatın dışına atmaya çalışmak, hayatın ilmeklerini çözmek, parçalayarak dağıtmak, hazdan ibaret bir anlayışa savrulmaktır. Elli altmış yaş üzerindeki yaşlıları veya daha erken yaştaki hastaları veya zihni ve bedeni özürlüleri hayatın dışına iteklemeye çalışmak, hayatı, “haz parantezine” almaktır. Bu tür düşünce ve davranışlar, insani altyapı ile izah edilemez, insanın hayvandan da aşağılara kadar düşebilme istidadıyla ancak izah edilebilir. Calib-i dikkattir ki bu tür halleri hayatın dışına itme başarısını da insani hususiyetin merkezi kabul edilen “akıl” ile gerçekleştirmesidir.
İnsan tabiatı, yaşayacağı hayatı, hastalıklardan, zayıflıklardan, problemlerden tecrit etmek çabasındadır. Hastalananı, ihtiyarlayanı, problemleri olanı öteleyen, hayat havzasının dışına atan, bunları görmeye bile tahammül edemeyen bir “zevk” yoğunluğuna mütemayildir. Vefa, kadirşinaslık, diğerkamlık gibi ahlaki hususiyetler, az sayıda insanın tabiatında (mizacında) mevcuttur. Bu hususların, ahlakın katkısıyla “şahsiyet terkibine” eklenmesi gerekiyor. Hayatın tabii mecralarına “ruh” üflenmezse, hayat zayıflıkları, hastalıkları, ihtiyarlıkları ila ahir, dışına itmek temayülündedir. Sadece bu misaller bile hayatın tabii mecralarına itimat etmeyi engellemeye kafi olmalıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir