İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-26-TEDRİSAT ANLAYIŞI-1-

Tedrisat usullerinin şahikası, sohbettir. Sohbet, sünnettir. Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin hayatının büyük kısmı, tedrisatının ise tamamı, sohbet şeklinde cereyan etmiştir. Sohbetteki tesir gücü ve verimlilik seviyesi, hiçbir tedrisat usulünde yoktur. Günümüzde batının “sohbet”i tedrisat usulü olarak hiç kullanmadığı, hatta keşfetmediği malum ama Müslümanların bir kısmının da habersiz olduğuna dair görüntüler calib-i dikkattir.
Sohbet, gönüllülük esasına dayanır. Mecburiyet olmadığı için sohbete gelenler, öğrenmeye, anlamaya hazır haldedirler. Kalpleri, ruhları, zihinleri, akılları açıktır ve talepkardır. Bilindiği üzere tedrisatın (eğitim öğretimin) en mühim meselesi, talebenin talepkarlığıdır. Talepkar olmayana bir şey vermek kabil olmaz.
Kalp açık olmadığında bir şey almaz. Kalbin açık olması, sahibinin talepkarlığı ile ilgilidir. Sahibi talepkar olmayan kalbi açmak, hariçten mümkün değildir. Kalp açık olmaksızın yapılan tedrisat, zorakidir. Zoraki tedrisat, kalbe kadar inmez, yerleşmez, kalıcı olmaz, en önemlisi anlaşılmaz, en fazla ezberlenir. İdrak faaliyetinin kaynağı kalptir. Kalbi açmayan, hazır hale getirmeyen, idrak etmek için kıvranmayan insan, tedrisat süreçlerine dahil olmaz.
*
Sohbet ile ilgili akla gelen ilk endişe, bir usul çerçevesinde yapılmıyor olmasıdır. İlim tahsili usulsüz olmaz. Tedrisat, muhakkak bir usule tabi olmalıdır. Sohbette usul vardır, olması mümkündür. Sohbet denildiğinde günümüzün “geyik sohbeti” akla geldiği için, sohbetin usulden uzak olduğu zannedilir. Sohbetin aslında usul ikame edilmiştir.
Usulsüz konuşmaların bulunduğu mecliste, sohbet yoktur. O mekana meclis (medrese) denmez. Sohbetin çok farklı şekillerde yapılabiliyor olması, orada ilim tahsilinin imkansız olduğunu göstermez. Menfi misaller emsal olmaz. İlim sohbetleri, ilim tahsillerinin en verimli olanlarıdır. Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin “devr-i saadetlerinde” en yaygın tatbik edilen sünnet, sohbettir. Sahabenin tedrisatı da, sohbetle gerçekleştirilmiştir. Tarihin en kıymetli insan kadrosu olan “Sahabe-i Kiram”, sohbetin meyvesidir. Sohbetin hem sünnet olması hem de sahabe gibi bir kadro yetiştirmesi, en kıymetli, en tesirli, en verimli tedrisat çeşidi olduğuna misaldir.
Sohbet çeşitlerinin fazlalığına aldanmamak gerekir. Günümüzde sohbetin hakikisi az kaldığı ve pek rastlanılmadığı için mesele anlaşılmaz hale gelmiştir. Misali (tatbikatı) olmayanın idraki zordur. Sünnete uygun misalinin bulunmaması (pek azalması) çok hazindir. En yaygın ve yoğun tatbik edilen sünnetlerin başında olan sohbet, İslam İrfanının mayalandığı iklim olmasına rağmen, maalesef Müslümanların gündeminden ve hayatından büyük nispette çıkmıştır.
*
Sohbet bahsinde ilk akla gelen, çocukların tedrisatında nasıl kullanılacağı meselesidir. Çünkü Asr-ı Saadetteki yaygın misali, büyük insanlar üzerinde (ve arasında) tatbik edilmiş olmasıdır. Sohbeti, her yaş ve seviye aralığı için tedrisat numunesi haline getirmek, İslam Maarif Anlayış ve Nizamının temel meselelerinden kabul edilmelidir.
İlkokul seviyesindeki tedrisatta “sohbet” numuneleri (modelleri) geliştirmek ilk bakışta zor görünüyor. Buna aldanmamak gerekir. Zor görünmesinin en mühim sebebi, bu konu üzerinde çalışmamış, düşünmemiş olmamızdır.
Osmanlı medreselerindeki tedrisat usulü tetkik edildiğinde görülecektir ki, sohbet, tedrisatın merkezi haline getirilmiştir. Mesela ders işlenmesi şöyledir; müfredattaki bahis açılır, müderris o bahisle ilgili kısa fakat özüne yönelik bir izah yapar ve söz talebelere bırakılır. Bu noktadan sonra müderrisin vazifesi, sohbeti idare etmek ve çerçeve içinde tutmaktır. Tamamen sohbet iklimi oluşturulur ve ders o çerçevede işlenir. Tüm talebeler o bahis etrafında “usule” riayet ederek sohbet ederler, müderris, talebelerin meseleye vukufiyetini, yaklaşımını, bakışını, anlayıp anlamadığını takip ve müşahede eder. Gerekli gördüğü yerde müdahale eder.
Tek tedrisat usulünün sohbet olması gerekmez, muhakkak ki farklı tedrisat usulleri üzerinde de çalışmamız gerekir. Sohbeti tedrisat anlayışımızın merkezine almamızın birçok sebebi var, mesela birisi, her yaşta, her seviyede, her donanımdaki insanla gerçekleştirilebilir olmasıdır. Hiçbir tedrisat usulü, bu şümule sahip değildir, en azından bu derinlikte bir verimlilik ile bu kadar geniş bir tatbikat sahasına sahip olamaz.
Sohbeti tedrisat safhalarının tamamında tatbik etmek, her safhada aynı usulle tatbik etmeyi gerektirmez. Her seviye için farklı sohbet usulü geliştirmek mümkün ve hatta mühim bir ihtiyaçtır. Meseleye bu şekilde bakmadığımız takdirde, şimdiki akademik seviyelerden misal vermek gerekirse, doçentlik tez savunması ile ilkokul çocuğunun tedrisat usulünü aynileştirmek garabetine düşebiliriz.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir