İSLAM MAARİF ANLAYIŞI-16- VARLIK TELAKKİSİ-2-

Varoluş sürecinin ikinci safhası, “hal” sahibi olmaktır, o da canlılıktır. “Hal”, bir açıdan bakıldığında hareketin başında ve sonunda, başka bir açıdan bakıldığında hareket “hal”in başında ve sonundadır. Böylece her ikisi de birbirini inkıtaa uğratır, birbirinin kesintisizliğini iptal eder ve birbirini kuşatır. Hal sahibi varlıkların hareketleri, kesik kesiktir.
“Hal” sahibi olmak, hareket sahibi olmaya nispetle, varoluş sürecinde ileri bir safhadır. Aralarındaki mesafe, aşılabilir kısalıkta değil. Hiçbir cansız varlık bu mesafeyi aşıp, “hal” sahibi olma iktidar ve istidadında değildir. Varoluş sürecinin hiçbir safhası, diğerinin devamı değil, her biri diğerlerinden müstakildir. Müstakil olduğu için, her birinin bilgisi de müstakildir ve kendi alanına aittir. Varlık evrimleşerek mesafe kat etseydi, kendinden önceki safhanın bilgisine sahip olurdu, oysa durum öyle değil. Her safhanın bilgisi, o safhaya aittir ve orada kalmaktadır. Sadece insan, ruh ve akıl ile teçhiz edildiği için, tüm varoluş safhalarına dair bilgi ve idrak sahibidir. İnsanın bu bilgisi de, evrim yoluyla değil, bizzat kendisine ait hususiyetler cihetiyledir.
Hal sahibi olmak, varlıktan hayata geçiştir. Kesintisiz hareket durumundaki varlık, hayat sahibi değildir. Bu sebeple eğitim değil, doğrudan şekillendirmeye muhataptır. Hayatın başlamasıyla birlikte eğitim de başlar.
İslam maarif anlayışı, insan ile mahdut değildir, bitki ve hayvanlara da şamildir. Bitki düşük yoğunluklu “hal sahibi”, hayvan ise ona nispetle yüksek yoğunluklu “hal sahibidir”.
*
Hal sahibi olmayan varlıklarda “değişim” sıfıra yakındır. Değişim olarak müşahede edilen hadiseler umumiyetle şekildedir, muhtevada değil. Muhtevada gerçekleşmediği müddetçe değişim yok hükmündedir. Hal sahibi olmayan varlıklardaki şekil değişimleri, muhteva değişimini meydana getirmez. Hal sahibi varlıklarda hem muhteva değişimi hem de şekil değişimi mümkündür. Şekil değişimi muhteva değişimini şart kılmaz ama muhteva değişikliğini de gerçekleştirebilir, muhteva değişimi ise şekil değişimini çok zaman zorunlu olarak meydana getirir. Bu sebeple eğitim mümkündür, zira eğitim, değişimi muhtevada gerçekleştirmek için yapılır.
Hayat (hal) yoksa eğitim yoktur, hem fiilen kabil değildir hem de maksat olarak gerekçesini kaybeder.
*
Hal sahibi olmak, hem değişimin faili hem de mefulü olmaktır. Değişim, iki istikamet için vaki ve caridir, aşağıya doğru veya yukarıya doğru… İnkişaf da mümkün, irtica da…
Hal sahibi varlıklardaki değişim, hareket ile kaim değildir, hem hareket ile değişim mümkün hem de sübut ile… Sübut halinde değişimin mefulüdür, hareket halinde ise fail de olabilir meful de… Hal sahibinde değişim mecburiyettir, dahili (kalbi, zihni) unsurlar ve kuvvetlerle veya harici (varlık ve cemiyet) unsurlar ve kuvvetlerle gerçekleşir. Hal sahibi için sübut, değişmemek değil sadece inattır.
Değişim mukadder olduğu içindir ki, “Bir günü bir gününe denk olan zarardadır, aldanmıştır”. Denk (eş, eşit) olma hali, değişmeme hali değil, mukayeseli olarak irtica yani zarar yani geriye gidiştir. Namütenahi inkişaf, bu sebeple İslam’ın varlık ve insan telakkisinin hareki özetidir.
İslam Maarif Anlayışının, varlık, insan ve hayat telakkisi, doğru istikametteki kesintisiz inkişaf üzerine kuruludur. Yani insanın zihni ve kalbi evrenini, güzergahlarını muhtar bırakarak, sırat-ı müstakim üzere, mütemadi inkişafın, unsurları, mecraları, mekanizmaları, malzemeleri ile tezyin ve inşa etmektir. Hiçbir menzili “sübut merkezi” olarak kabul etmeyecek akl-ı selimi inşa etmektir. Hiçbir menzili, “nihai menzil” saymayacak bir kalb-i selimi gerçekleştirmektir. Hiçbir menzili, “oluş merhalesi” haline getirmeyecek bir zihni evren örmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir