İSLAM MEDENİYET TASAVVURU-4-ÜÇ ŞAHSİYET TERKİBİ

Veli, alim, mütefekkir… Bunlar ana şahsiyet terkipleridir, bu üç şahsiyetin zevk-i selime bakan yüzü, dördüncü şahsiyet çeşidini (terkibini değil) gerçekleştirir, sanatkar… (Sanatkar bir sonraki yazının konusudur).
*
Veli, doğrudan hakikat ile meşguldür. Zaten tasavvuf, hakikat mektebidir. Veli şahsiyet, hakikat ve hakikatin de sahibi olan Allah ile meşgul olan zattır. Hakikat, eşyada değil insanın derunundadır, bu sebeple veli şahsiyet kalb mütehassısıdır. Eşya hakikati taşıyacak bir “varlık” değildir. Zaten emaneti kimse teslim almamıştır, dağlar bile taşıyamayacağını bilmiştir. Emanet insandadır, insanın da kalb ve ruhunda mahfuzdur. Eşya mı? O, hayatın muhtelif ihtiyaçlarını karşılayacak varoluş malzemesidir. Varoluşun müntehası “sükun”dur. Eşya mütemadi hareket halindedir, çünkü varoluşunu tamamlayamamış varlık kırıntısıdır. Varoluşunu asla tamamlayamayacağı için de sükuna kavuşamaz, kesintisiz hareket halindedir. Sükun, ancak kalb ve ruhta kabildir, varoluşunu tamamladığında… Bu manada sükun, “huzurda bulunmaktır”. Huzurda fiil kalmaz, orada kıpırdamak bile kabil olmaz, oranın hali sadece “edeb” halidir. Edebin ufku ise nefes bile almamaktır.
*
Alim, “ilmin maluma tabi olduğu” alan ile “malumun ilme tabi olduğu” alan arasında mekik dokur. Bir taraftan maluma (eşyaya) tabi olan ilmin keşfi ile meşguldür diğer taraftan ilmin (Kur’an-ı Kerim’in) malumunu inşa etmekle…
Müslümanlar misilsiz bir ihsana muhataptırlar, bu ihsan, Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın ezeli ve ebedi ilminden insanlara ihsan edilen sonsuz kaynaktır. Bu sebeple Kur’ani ilimler, “malumun ilme tabi olduğu alan”dır. Alim, Kur’an-ı Kerim’deki ilmi keşfedip, onun “malumunu” inşa etmek vazifesine sahiptir. Fakat alim çift kanatlıdır ve eşyanın hakikatini (hakikati değil, eşyanın hakikatini) keşfetmek için “ilmin maluma tabi olduğu alanda” da faaliyetini devam ettirir. Netice olarak alimin vazifesi, “malumun ilme tabi olduğu” mecra ile “ilmin maluma tabi olduğu” mecra arasındaki ahengi keşfetmektir. (Bu bahis müstakil olarak tetkik edilmiştir, sırası geldiğinde yayınlanacaktır).
*
Mütefekkir, veli ve alim şahsiyetlerin elde ettiği “hikmet” ile hayatı inşa eder. Mütefekkir, faaliyetini zamani boyutta sürdüreceği için, İslam’ın şahsiyet terkibini ve içtimai nizamını tesis etmelidir. Meselenin bu kısmı zamana bağlı olduğu için umumiyetle tefekkür ehline kalmıştır.
Mütefekkir şahsiyet terkibine az şey düştüğünü zannedenler yanılıyor. Bu günün dünyasında İslami hayatı inşa etmek gibi bir vazife yüklenen mütefekkirler, çok büyük bir boşluğu işgal ediyorlar. İslami hayatın malzemelerini toplamak, onları şekillendirmek, inşa etmek, yeniden terkip etmek… Bu vazife zannedildiğinden çok zor… Diğer iki şahsiyet terkibine nispetle daha az kıymetli olması, daha küçük bir boşluk doldurduğu manasına gelmez. Otomobilin kaportası motoruna nispetle daha az kıymetlidir ama daha fazla yer kaplar.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir