İSLAM ŞEHRİ-11-FİKİR, İLİM, SANAT HAVZASI

İSLAM ŞEHRİ-11-FİKİR İLİM SANAT HAVZASI
İslam şehri, fikir, ilim ve sanat havzasıdır. Her mevzuun fikrinin üretileceği bir havza, bir mekan, bir mahfil vardır, orada mayalanmamış bir fikir asla tatbik sahasına sürülmemiştir. Birçok fikir ve ilim adamı tarafından, kısmen veya tamamen imza altına alınmamış (ittifak edilmemiş) bir fikri tatbik etmeye teşebbüs eden idarecilere karşı en şedit muhalefetin yürütüldüğü mekanın adı İslam şehridir. Fikir, ilim ve sanat insanlarının, hakkında ter dökmediği bir fikri tatbik edecek idarecinin yetişmediği, hiçbir idarecinin böyle bir teşebbüse cesaret edemediği, teşebbüs edenin derdest edildiği şehir ancak İslam medeniyeti tarafından inşa edebilir. İslam şehri, sanat eserleriyle teçhiz edilmiş bir şehir değildir, her şeyin sanatkarane inşa edildiği bir şehirdir. Şehri gelişigüzel inşa edip de, bazı meydanlarına veya noktalarına “sanat eseri” dikmek, batı kültürünün alışkanlığıdır. İslam şehrinde de sanat eserleri olur, mesela abideler bulunabilir ama esas olan şehrin her taşının sanatkarane yontulması ve hendesi bir zevk ve tertiple yerleştirilmesidir.
Şehrin en mutena semtleri, fikir, ilim, sanat merkezlerinin, müesseselerinin, faaliyetlerinin mahfilleriyle teçhiz edilmiştir. İslam şehri, bu merkezlere verdiği kıymet kadar kıymetlidir.
İslam şehri, fikir, ilim ve sanatı, kalbinde, beyninde, aklında iskan etmiştir. İslam’ın tecelli ve tatbikini temin eden bu üç mecra, şehrin üç sütunudur. Sütunların birleştiği kubbe vahdettir, o camidir.
İslam şehri, kalbi ve aklı İslam’da olan fikir, ilim ve sanat insanlarının, ayaklarıyla bastığı toprağı imar faaliyetinin eseridir. İslam ile rabıtası kurulamayan bir çakıl taşının bile kapısından giremediği şehir, üç mecradan biri tarafından İslamlaştırılmış madde yekunudur. İslam ile taş ve toprak arasındaki temas ve rabıta, alim, arif ve mütefekkir tarafından kurulur.
*
İslam’da fikir, ilim ve sanatın hiçbir şubesi doğrudan maddeyle ilgilenmez. Varlık telakkisi (ontoloji) ile ilgilenen ilim şubelerinin mevzuları bile sadece ve onunla sınırlı olmak üzere varlık ile ilgilenme yanlışına düşmez. Her ilmin ve her mevzuun, Allah ve insan ile alakası vardır, bu alaka keşfedilemediğinde, anlaşılamadığında, izah edilemediğinde o ilim ve mevzuu idrak edilememiştir. Bu manada teferruata kadar inen ihtisaslaşmalar, ana çerçeveyi ve temel esasları kaybetmeye, unutmaya, gözden kaçırmaya sebep olmaz.
Fikir, ilim ve sanatın hiçbir şubesi, sadece şehir ile ilgilenmez, varlık, insan, hayat sacayağının teşkil ettiği çerçeveyi oluşturamamış bir ilim veya sanat şubesine hiçbir şey teslim edilemez. Şehir gibi mühim bir mevzuu da bu kaideye dahildir.
Şehir, Müslüman şahsiyetin ve İslam cemiyetinin, İslami çerçeve içinde yaşayacağı hayat için inşa edilir. İslam ile rabıtası, yakın veya uzak, doğrudan veya dolaylı, açık veya müphem şekilde kurulamamış herhangi bir madde parçacığının şehirde vücut bulması muhaldir. Her malzemenin tertibi, her sokağın tanzimi, her binanın teşkili, İslam’ı idrak ve tatbik manivelaları olan fikir, ilim ve sanat tarafından gerçekleştirilir.
Herhangi bir varlık veya vakıayı, mevzu veya sahayı, fikir, ilim ve sanat çerçevesinde ele almak, onlara kıymet vermektir. Bir sahanın ilminin inşa edilmemiş olması, bir mevzuun ilmi tertip içine alınmaması, bir meselenin sanatın muhatabı kılınmaması, onları gevezelik malzemesi yapar. Bu sebeple, Kur’an-ı Kerim’i mealinden ve pozitif akılla anlama çabası çok bedevidir ve oradan asla İslam şehri çıkmaz. Hususi manada Kur’an-ı Kerim’i, umumi manada İslam’ı anlamanın ciddi, seviyeli ve hassas yolu, ondaki ilimlerin keşif ve tedvin edilmesidir. Kur’an-ı Kerim’in bahsini ettiği her mevzudan en az bir ilim veya sanat dalı inşa edememek, onu hakkıyla anlamamaktır. Kur’an-ı Kerim’i bu çapta anlamayanlar, bedeviliğe mahkumdur.
*
İslam şehri, tabii ve zaruri olarak, ilimlerin tasnifi, bilginin terkibi, tefekkürün tecridi, imanın tevhidinden müstakil, şahsiyetin ferdiyetinden, cemiyetin içtimaiyatından, ümmetin vahdetinden uzak değildir. Nasıl ki bilgi yeryüzünde vahdet üzere terkip edilir, oradan tevhide yol açılır, İslam şehri de kesretin kaosa meylini men edip, hendesi bir taksim, riyazi bir terkip ile vahdetteki mutena ve muhteşem nizamı arayan mana ve madde kadrosudur. Kesreti vahdet üzere terkip etmek, tevhid etmek değildir, tevhid tekliktir, vahdet ise terkibi birliktir. Hayatı ve varlığı tevhid etme çabası, hem tevhidin hakikatine hem de varlığın tabiatına aykırıdır. Kesret hayat için şart, vahdet ise hayatın nizami altyapısı için elzemdir. Vahdet, kesretin lüzum ve tabiatını değiştirmek değil, aksine bunları kabul edip, onu, keşmekeşten (kaostan) kurtarmak ve nizami bir bünyeye tahvil etmek için gerçekleştirilen büyük terkip hamlesidir.
Kesret aynı zamanda hürriyet demektir, çokluk ve onun tabiatını kabul etmediğimiz noktada hürriyeti imha, şahsiyeti iptal ederiz. Hürriyet (kesret) hukuk ile tayin edilir, edilmiştir. Hak, ferde istinat eder, şahsiyet olmadan hak yoktur. Bu manada hürriyet ve kesret hukuk tarafından muhafaza altına alınır. Hukuk, hayat için nizami bir altyapı kurar ama vahdeti inşa etmez. Çünkü vahdet, ferdin haklarını heybesine koyduktan, teminat altına aldıktan sonra, ahlak marifetiyle haklarının bir kısmını, içtimai ihtiyaç hasıl olduğunda kullanmaktan vazgeçmekle inşa edilir. Cemiyet ve hayat hukuk ile terkip edilmez, edilemez, teşebbüs edilirse haklar ve hürriyetler imha edilir. Ferdin haklarını ve hürriyetini kullanmaktan vazgeçmesi (feragat) başka bir şeydir, ona hak ve hürriyet tanımamak başka şeydir. Bu sebeple vahdet, hukukun tesviye ettiği nizami hayat altyapısında, ahlak tarafından inşa edilen muhteşem bir terkiptir.
Evet… İslam şehri çok zor bir mevzuudur. Çünkü insan ve hayat bahisleri çok zorludur. Başlı başına çetin meseleler olan insan ve hayat bahsini, madde planında şehir olarak tecessüm ettirmek fevkalade girift bir mevzuudur. Eline kalem ve cetveli alarak şehir planı yapan ve inşa etmeye çalışanların taşıyabileceği bir iş olmasa gerek.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir