İSLAMCILIK MESELESİ-11-İÇTİHAT BAHSİ

İSLAMCILIK MESELESİ-11-İÇTİHAT BAHSİ
Ali Bulaç’ınde içinde bulunduğu belli bir kesim, içtihat meselesiyle fazla meşguller. “İçtihat kapısının kapalı olduğu” düşüncesini her nerden üretiyorlarsa, bu düşünceye karşı gölge boksu yapar gibi mücadele ediyorlar. Öncelikle “sahih geleneğin”, içtihat kapısının kapalı olduğuna dair bir düşüncesi ve hükmü yok. Sadece içtihat yapmanın ve müçtehit yetiştirmenin zorlaştığı çünkü ilim dallarının sayı ve çeşit olarak zenginleştiği, her ilim dalının da bilgi ve muhteva yekununun fevkalade arttığı bir dönemde yaşandığı beyan ediliyor. Buna rağmen müçtehit yetişebilir mi? Evet… İçtihat kapısı kapalı mı? Hayır… Ne var ki hem müçtehidin yetişmesi hem de içtihat yapılması fevkalade zor.
Müçtehit yetiştirmenin ve içtihat yapmanın zorluğundan mülhem “içtihat kapısının kapalı” olduğuna dair kanaat izhar edenler olmuştur. Bu yaklaşımı, “içtihat kapısı kapalıdır” şeklinde anlayıp, tüm İslami anlayışını bu kanaat ile mücadeleye ayıranlar olduğu görülüyor. Öncelikle anlaşılmayan nokta şu; içtihat müessesesi mühimdir ve son dönem uleması bu ehemmiyet üzerinden bir hassasiyet geliştirmiştir. Buradaki hassasiyeti anlamamak ve içtihat bahsinde hoyratça kalem oynatmak, idraksizlik ifadesidir.
*
İçtihat kapısının açık olduğunu düşünen bazılarının bu müesseseyi ne kadar hoyrat kullandığını bir misalle izah edelim. İsminin önünde “İlahiyat profesörü” unvanı olan bazıları, faizin, enflasyon oranını geçmeyecek nispetteki kısmının faiz olmadığını söylüyor. Bu şekilde içtihatta bulunuyor demeye dilimiz varmıyor. Yaptıkları izah da gayet mantıklı, dikkat edin sadece mantıklı… Buradan hareketle mantığın da nasıl bir şey olduğunu izah fırsatı bulabiliriz.
İzahları şu; bir kişiye yüz lira borç verdiğinizde, enflasyon oranı yüzde on olan bir iktisadi iklimde, bir yıl sonra o parayı yüz lira olarak aldığınızda, “alım gücü” olarak verdiğiniz parayı almış olmuyorsunuz, verdiğinizden daha az bir miktar almış oluyorsunuz, öyleyse verdiğiniz ile aldığınız para miktarı, “denk” olmuyor. Denk olması için yüz lira değil, yüz on lira almanız gerekiyor. Mantık gayet sağlam görünüyor değil mi? Ne var ki bu mantık, tam olarak kapitalist bir mantıktır.
Bu düşünceye sahip olan sözde ilim adamları, iktisat ilmini bilmedikleri için, faizi, enflasyonun neticesi zannediyor. Oysa iktisat ilmini derinliğine bilenler, durumun tam aksine olduğunu yani faizin enflasyonun sebebi olduğunu anlarlar. Borç olarak verdiğiniz paradan (hangi sebeple olursa olsun) daha fazla miktar aldığınızda, enflasyon meydana gelir. İktisadi mevzularda içtihat yapabilmek için iktisat ilmini de bilmek lüzumu anlaşılıyor mu? İktisadi konularda içtihat yapmak için, iktisat ilminin tahsil edilmesi lüzumunu anlamayan, iktisat ilminde de mütehassıs olmayan bazı profesörler(!), hoyratça içtihat yapıyor ve fena halde yanlış neticeye ulaşıyor.
Bu içtihatlarının(!) bir gerekçesini de, Müslümanları, enflasyonun zararlarından korumak şeklinde açıklıyorlar. Yani verdiği borç parayı aynı rakamla tahsil ettiğinde zarara uğradığını düşünüyorlar. Keza yine tam olarak kapitalist mantık ve anlayışa hapsolmuş haldeler. “Zarar” mefhumunun İslami tarifini bile bilmiyorlar. “Zarar” mefhumunu, sadece iktisadi çerçevede izah ediyorlar, bu mantık da zaten tam olarak kapitalist kavrayışta mevcut. Bu düşünceyle hareket ettiklerinde, (haşa) zekat vermenin de “zarar” mefhumuna gireceğini anlamıyorlar. İslam, fayda ve zarar tariflerini, sadece bu dünyayı esas alarak yapar mı, hatta sadece iktisadi çerçeveye mahkum şekilde fayda ve zarar tarifi yapar mı? (Kaynak Haki Demir)
Çağdaş müçtehit taslaklarının vahim durumları ve fahiş hataları ile ilgili misal çok fakat mesele bu kadarla anlaşılmış olmalıdır. İçtihat ve müçtehit bahsinde dikkat çeken bir husus var, müçtehit olmak için gereken kalbi ve zihni donanımın ağırlığı ve zorluğu adamların hiç umurunda değil, buna rağmen “müçtehit” olmak için can atıyorlar. Ağır mesuliyeti yerine getiremeyenler, müçtehitlik için gereken şartları hafifletmeye çalışıyor. Sıradan adamları müçtehit yapacak bir kolaylık, ucuzluk, basitlik sergiliyorlar. Bu yolla, ehemmiyeti pek fazla olan içtihat müessesesini kendi seviyelerine indirip, kendilerini müçtehit yapmak çabasındalar. Çok sinsi bir yaklaşım. Sinsiliği derinliğinde değil, “mantık oyunlarında”. Bunların kullandığı mantığın, “kapitalist mantık” olduğunu farketmeyen Müslümanlar, adamları müçtehit zannediyor, içtihat kapısının da bu “cüceler” tarafından açılabileceğini düşünüyor. Bu adamlara bakınca, içtihat kapısını kilitlemek hatta mühürlemek gerekiyor.
Doğru anlayış, içtihat kapısının kapalı olduğu istikametindeki yaklaşımdır. Kapalı ama kilitli değil, ehli geldiğinde “evinin kapısını” açacak kadar kolaylıkla açabileceği bir kapıdır. Fakat ehli olmayanlara da “kale kapısı” gibi ağırdır. Sürekli açık tutulması ise, fikir ve ilim serserilerinin yol geçen hanına çevirmesine yol açacağı için tehlikelidir.
*
Meselenin aslı ise şu; mevcut içtihatların “tatbik altyapılarını”, “tatbik şartlarını” oluşturmak başka bir ifadeyle, İslami hayatı inşa etmek. Mevcut içtihatların tatbik şartları oluşturulduğunda, yeni içtihada ihtiyacımız olup olmadığını anlarız, ihtiyacımız varsa eğer, müçtehit yetiştirmek için gerekli ilmi müesseseler üzerinde çalışırız. Her şartta müçtehit yetiştirecek müesseseler inşa ve ihdas edilmelidir ama eğer mevcut içtihatların tatbik şartlarını oluşturduğumuzda yeni içtihada ihtiyacımız yoksa bu bahis acil meseleler listesinin geri sıralarında kalabilir.
İslam iktisat nizamı, bu nizamın müesseseleri, altyapısı, imkanları, malzemeleri üretilmeden bu alanda yapılacak tüm değerlendirmeler, kapitalist ve sosyalist sistemlerin anlayışı, mantığı, malzemelerine mahkumdur. İslam iktisat anlayışı ve nizamı üretilmiş olsa ve bunun müesseseleri tatbik edilse, “faizsiz sistem” kurulmuş olacağı için, enflasyon ve faiz ile ilgili “içtihat” ihtiyacı olmayacak. Ama adam, meselenin fikri çerçevesine dair hiçbir şey söylemeden, kapitalist sistem içindeki, kapitalist yaklaşımın ürettiği problemlere İslami çözüm arıyor. Komikliğe bakın… Kapitalist iktisadi yapıyı, İslami yara bandıyla tedavi etmeye çalışıyor, bunun adına da “içtihat” demez mi, çıldırmamak elde değil. Üstelik bu adam profesör…

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir