“İSLAMCILIK MESELESİ” YAZI SERİSİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

“İSLAMCILIK MESELESİ” YAZI SERİSİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA
Yazı serisine başlarken, şöyle düşünmüştüm, tartışmaya katılan bir yazarın fikirlerini değerlendirmeyi bitirene kadar ona devam etmek, ondan sonra başka bir yazarın fikirlerini değerlendirmeye başlamak… Gelişmeler bu tertip içinde yazmamıza mani oluyor. Ali Bulaç o kadar yoğun yazdı ki, onun yazılarını bitirmek mümkün olmayacak ve diğerlerine sıra gelmeyecek. Sıra gelse bile aktüelliğini kaybedecek. Yazarların fikirlerini değerlendirirken, belli aralıklarla durup, nazari tespitler yapmak, tekliflerde bulunmak gerekiyor ki bu durumda yazı tertibimiz iyice verimsizleşiyor.
Yazı serisinin tertibini değiştirdik. Bir yazarın bir miktar yazısını değerlendirdikten sonra ara verip, nazari tespitlerimizi aktaracağız ve başka bir yazara geçeceğiz. Daire tamamlandığında başa dönüp aynı yazarlardan devam edeceğiz.
*
Bu arada, Nurettin Saraylı’nın da sitemizde İslamcılık tartışmalarıyla ilgili yazı serisine başlaması güzel oldu. Nurettin bey, zekice bir kararla, meselenin “eksik” kalan boyutunu kendine saha olarak seçti. İslamcılık tartışmasının “haricilerini” yazı serisi yapmaya karar verdi, kendisine kolay gelsin diyor, teşekkür ediyorum. Teşekkürümün sebebi, benim yalnız başıma tüm tartışmayı takip etme kifayetsizliğimdir. Nurettin beyin sahiplendiği alana ait bazı yazarlar benim listemde vardı, onları da Nurettin beye tevdi ettim.
*
İslamcılık meselesine Zaman gazetesindeki bazı yazar ve yazıların cepheden taarruz etmesiyle yeni bir safha başladı. Aslında tartışma yavaşlamaya başlamıştı, Zaman gazetesinin “yorum” sayfasındaki birkaç yazı, tartışmayı ateşledi, tetikledi, tahrik etti. Zaman gazetesi yönetimi, yorum sayfasındaki yazılarla neyi hedefledi bilmem ama yazıların muhtevasından görüldüğü kadar, İslamcılık cereyanına, anlayışına ve tartışmasına karşı sistemli bir mücadele başlattı. Tam da tartışmanın yavaşladığı bir süreçte, sessiz kalarak tartışmanın bitmesini beklemeleri, İslamcılığa muhalif olanlar için daha iyi bir taktik değil miydi? Tartışmaya cepheden toslamakla, tartışmayı alevlendirdiler ki, düşündüklerinin tam aksine bir durum meydana geldi.
Tam bu noktada mühim bir hususu ifade etmemiz gerekiyor. Ali Bulaç, Hayrettin Karaman ve ileride yazılarını değerlendireceğimiz, kendilerini İslamcı olarak mevzilendiren yazarlara yönelttiğimiz tenkitler, “muhteva” cihetindendir. Yani İslamcılık (bizim dilimizle, İslami dünya görüşü) ile ilgili muhtevanın zenginleştirilmesi, derinleştirilmesi, çeşitlendirilmesi cihetinden bir tenkit yolu izliyoruz. Yoksa bizim mevziimiz, İslamcılık mevziidir ve kendini İslamcı olarak tarif eden tüm yazarların yanındayız. Zaman gazetesinin “yorum” sayfasında yayınlanan yazılara karşı, hiç tereddütsüz Ali Bulaç, Hayrettin Karaman, Yusuf Kaplan’ın arkasındayız. Muhteva ile ilgili tenkitlerimiz, “müşterek fikir üretim havzasının” oluşmasına katkıdan başka bir mana ifade etmiyor.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir