İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-1-GENEL BAKIŞ

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-1-GENEL BAKIŞ
Bir konu gündeme gelmeden, gündemi oluşturan fikir adamları o konuyu konuşmadan (tartışmadan) muallakta kalıyor, ne olduğu belirlenemiyor. O konu ile ilgili olduğu zannedilen fikir adamlarının da bakışı, kavrayışı, seviyesi anlaşılmıyor, kamuoyu sadece zanlarıyla baş başa kalıyor. İslamcılık tartışması bu hadisenin orijinal bir misalini oluşturdu. Tartışma başlamadan önce, kamuoyunda tanınan birçok fikir adamı (yoksa köşe yazarı mı demeliyiz) “İslamcı” zannediliyordu. İslamcı zannedildiğini söylediğimiz fikir adamlarının bulunmadığı mecliste, onların fikri hüviyeti konuşulsa, herkes ittifakla “İslamcı” olduğuna hükmederdi. Bu ne demek? Kamuoyunda tanınan köşe yazarlarının, fikri hüviyetlerini kafi derecede ortaya koyamadığı anlamına gelmiyor mu? Başka bir ifadeyle, yazılarını okuduğumuz köşe yazarları, fikri hüviyetlerini ifade etmekten aciz halde değiller mi? Ya da bu bir acizlik değil de fikirsizlik hali mi? Yani bir konu tartışmaya açılana kadar, herhangi bir köşe yazarının o konuyla ilgili tavrı, kararı, tercihi, yaklaşımı belli olmuyor. İnsanlar “zanlarıyla” baş başa kalıyor, kendi zanlarıyla inşa ettikleri bir fikri hüviyeti onlara giydiriyor ve o şekilde okumaya devam ediyor. Fikir piyasası için dehşetengiz bir durum…
Düşünce kamuoyunu oluşturan insanların, hangi düşünce çerçevesine sahip olduğunun bilinmemesi, bir tür düşünce dolandırıcılığıdır. Yazarlar, temel konularda neler düşündüklerini beyan etmeksizin yazı yazıyorlar ve okuyucu onlarda olduğunu vehmettiği bazı özelliklerden dolayı düşüncelerini takip ediyor. Dolandırıcılığın tabiatı da zaten tam olarak bu; dolandırıcı, kendisinde olmadığı özelliklerin (imkanların, şartların) kendinde olduğu vehmini muhatabında oluşturabildiği ölçüde dolandırıcılığını yapabilir. Yıllardan beri İslamcı olduğu zannıyla okunan yazarlar, her nedense bu güne kadar İslamcı olmadıklarını beyan etme zahmetine katlanmadan, okuyucuların bu zannından faydalanmış görünüyorlar.
Ali Bulaç’a, İslamcılık tartışmasını başlattığı için ne kadar teşekkür etsek az. Tartışmanın muhtevası bir tarafa, piyasada arz-ı endam eden yazarların fikri hüviyetini tespit hususunda kapsamlı bir test oluştu. Her ne kadar hala bu konu ile ilgili olduğunu düşündüğümüz herkes bu teste tabii tutulamadıysa da, yolu teste uğrayanlar için tayin edici bir fonksiyon icra etti. Tartışmaya katılmayan, tarafını, yaklaşımını, düşüncesini belli etmeyenler de ayrı bir inceleme konusu. “Bu kadar önemli bir konuda tavır almayan Müslüman fikir adamı olur mu?” sorusu, fikir piyasasında sorulmaya devam ediyor.
*
Yazı serimizin başlığından anlaşılacağı üzere, konumuz, İslamcılık tartışmasının “haricileri”. Tespitlerimiz de hariciler ile ilgili.
İslamcılık tartışması başladığından beri kendini hariçte konumlayanlar, İslamcı olmadığını beyan edenler, İslamcılığa temelden karşı çıkanlar, küçük bahanelerle (isimlendirme gibi) çerçeve dışında durmaya gayret edenler… Gerçekten bunların haline bakınca, İslamcılık tartışmasının piyasada travma etkisi yaptığını görmemek mümkün değil. Yusuf Kaplan, 20.08.2012 tarihli, “Siyah Bayram, Kara Leke” başlıklı son yazısında, bu travmanın neticesi olarak feveran ediyor ve soruyor; “Evet, nasıl olur da, Müslüman kimlikli yazarlar, “İslâmcılar, en büyük felâkettir” der?” Derler, çünkü bu adamların fikri hüviyetini bilmiyorduk, çünkü bu adamlar fikri hüviyetlerini ortaya koymamışlardı, çünkü bu adamlar temel meselelerde yazı yazmamıştı, çünkü bu adamların fikri hüviyetini belirleyecek önemli tartışmalar açılmamıştı.
Konu daha bitmedi, tartışmaya katılmayanlar açısından ise daha başlamadı. Tartışmayı başlatan Ali Bulaç, 20.08.2012 tarihli, “Tartışma Bitti, Defter Yeniden Açılıyor” başlıklı son yazısında, tartışmanın yeni bir aşamaya girdiğini ifade ediyor. Evet, devam etmeli, özellikle tartışmayı başlatan Ali Bulaç’ın, tartışmayı devam ettirmek hususunda bir mesuliyeti olduğu malum, ne var ki hassasiyet sahibi her yazarın bu tartışmayı ısrarla devam ettirmesinde fayda var. Bir taraftan tartışmaya hala katılmamış olanları sahaya çekmek, sahaya girmeleri için onları zorlamak gerekiyor diğer taraftan tartışmaya girenlerin fikri hüviyetlerini kristalize etmek için meseleyi derinleştirmek, boyutlarını çeşitlendirmek, konularını zenginleştirmek gerek.
*
İslamcılık tartışması, tartışmanın “haricilerini” teşhis açısından fevkalade faydalı oldu. Haricilerin bir kısmı o kadar ileri gittiler, o kadar haddi aştılar, o kadar ağır sözler söylediler ki, artık Türkiye ve dünya Müslümanlarının istikametlerini tayin etme hususunda, sahih bir dünya görüşüne sahip olma zamanı, bunu tartışmaya açma vakti geldi. Zaman gazetesinde Bilal Sambur isimli biri, fikir beyan etmeye çalışırken, hezeyanlarını saçtığı yazısı ile meselenin önemi anlaşıldı. (Bilal Sambur’un yazısını müstakil olarak değerlendireceğiz)
Artık saflar netleşmeli, taraflar belli olmalı, tartışmanın ikinci aşamasında “çerçeve” kristalize edilmelidir. Muhtemeldir ki, çerçeve kristalize edilmeye başlandığında, daha dökülenler olacak, bu arada yayın organlarının tavrı da vuzuha kavuşacaktır. Gazetelerin köşe yazarlarına müdahale etmemelerini anlamak kabildir ama “yorum” sayfalarında, köşe yazarları dışından gelen yazıları seçerken sanırım “yayın politikalarının” gereğini yapmaktadırlar. Yayın politikalarının netleşmesi açısından da bu tartışma turnusol kağıdı vazifesi görecek gibi… Bu arada Yusuf Kaplan’ın son yazısında, Zaman gazetesindeki Bilal Sambur ve başkalarının konu ile ilgili yazılarını Fethullah Gülen’e şikayetinin de nasıl bir netice vereceğini takip etme imkanımız olacak.
Ben Türk medyasında, daha önce bu kadar verimli, belirleyici, safları tayin edici bir tartışma olduğunu hatırlamıyorum. Muhtemelen en hayırlı, en verimli tartışma budur. Bilal Sambur gibilerinin yazılarının bir faydası oldu, o da, tartışmayı yeniden ateşledi. Belki de o densizlikler olmasaydı tartışma yavaşlayacak ve bitecekti. Cenab-ı Allah’ın kimi neye hizmet ettireceğini bilmek kabil değil.

Share Button

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-1-GENEL BAKIŞ” üzerine bir düşünce

  1. Azizim kolay gelsin. Bu yazı serisine başladığına sevindim. Birkaç “hariciyi” sana devredeyim, beni de rahatlattın böylece, teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir