İSLAM’IN İKİNCİ ÇAĞINI BAŞLATACAK KUTLU İNSANLAR

İSLAM’IN İKİNCİ ÇAĞINI BAŞLATACAK KUTLU İNSANLAR
ABD ve bazı Avrupa ülkeleri Muhammed Mursi’nin salıverilmesini istemiş, bu ne anlama geliyor? Biz ABD’yi umursar mıyız, asla… Ama o açıklamanın bir anlamı var, Mısır’da yaptırdığı darbeye İhvan’ın sert ve sabırlı isyanının neticeleri ortaya çıkmaya başladı. Demokratik seçimlerle iktidara gelen Müslümanların elinden iktidarı almayı güya zekice organizasyonlarla başaran ABD, Mısır’ın yiğit evlatlarının sert tepkisine çarptı, ortaya çıkacak neticenin kendileri için daha büyük zarar doğuracağını gördüğü için politikasını değiştirmek zorunda kaldı. “Sakın anlaşmayın… Bu bir ihtilal” başlıklı yazımızda bahsini ettiğimiz üzere, askeri darbe Mısır’da Müslümanlar için çok daha iyi bir netice ortaya çıkaracak. İhvan’ın direnişi, bu neticeyi, darbeye destek veren hatta bizzat planlayan ülkelerin bile anlamasını sağladı.
İhvan, bu süreçte, tarihi boyunca yaşadıkları en büyük imtihanla karşı karşıya kaldı ve tarihinin en büyük imtihanını kazandı. Zaferin hala gerçekleşmemiş olması, neticenin ne olacağının belli olmaması bu durumu değiştirmez, imtihan, ne zaman ne yapacağımızla ilgilidir, netice ile ilgili değil. Zafer, doğrudan doğruya Cenab-ı Allah Azze ve Celle’dendir, zaferi nasip eder veya etmez, O bilir. İmtihan tedbirdedir, neticede değil, İhvan, tedbirini aldı, imtihanı kazandı.
Tedbir ile netice arasında bir illiyet rabıtası yok mudur? Tabii ki var, tüm tedbirler neticeye matuf olarak alınır, netice alıcı tedbirler geliştirilir ve tatbik edilir. Gözler neticededir, tedbirler onu gerçekleştirmek içindir, neticeden bağımsız tedbir alınmaz, “tedbir fikri” neticeye kilitlidir. Tüm bunlara rağmen netice Cenab-ı Allah Azze ve Celle’nin tasarrufundadır, böyle bilinir, böyle inanılır.
Cunta ittifakı çözülüyor, bundan sonra çözülmesi hızlanacak… Mücadelenin dirayet ve cesaret eşiğine gelindi, İhvan’ın dirayet ve cesareti ise meseleyi neticeye götürmeye kafi derecede kavidir. Allah Azze ve Celle her türlü yardımını kesintisiz olarak ihsan etsin.
Tahrir boşaldı ve bir daha dolmadı, tüm çabalara rağmen dolduramıyorlar. Dolduramazlar, çünkü orası toplama kalabalıktı, karşılarında dirayet ve cesareti görünce doldurmaları tamamen imkansız hale geldi. Böylece halkın nerede olduğu açığa çıktı, toplama kalabalıklarla dirayetli kalabalıkların hangi mevzide olduğu anlaşıldı, tüm dünya bu duruma şahit oldu. Mısır’ın ve Mısır halkının ne olduğu anlaşıldı, Kahire meydanları, Allah ve Resulullah sevdalıları ile doldu taştı. Mısır halkının kime sadık olduğu görüldü, Allah ve Resulüne sadık olanların, Allah ve Resulullah’a sadık olmayanlara sadakatlerini sunmayacakları bilindi.
İslam ülkelerinin tapusunun kime ait olduğu daha nasıl anlatılabilirdi ki… Bu coğrafyanın manevi tapusu Müslümanlara aittir, o tapunun mürekkebi şehit kanlarıdır. Bir şehide karşı bin kafir leşi yere serilene kadar bu toprakların tapusu Müslümanlara aittir. Ucuz zeka gösterileri, hafifmeşrep akıl oyunları ile darbe yapmak, bu toprakların tapusunu Müslümanların elinden almaya kafi değil. “Garp kurnazlıkları” ile İslam tapusunu yırtıp atacaklarına inananların pozitif akılları bu meseleyi anlayamaz.
Yirmi birinci asır İslam çağının başlangıcı olacaktır, bunun bedelinin ne olacağı mühim değil… İslam’ın ikinci büyük çağı başlayacak, bu çağın başlaması için bedel hesabı yapmak bizim (Müslümanların) işi değil. Allah’ın verdiği canı, O’na, O’nun istediği ve sevdiği şekilde vermekten çekinecek insanlar değil Müslümanlar… İslam’ın ikinci büyük çağı başlayacak, milyarlık para kaynaklarına rağmen başlayacak, milyonluk ordularına rağmen başlayacak… İslam dünyasındaki milyonlarla ifade edilen hain kontenjanına rağmen başlayacak…
İslam’ın ikinci büyük çağının başlaması için Türkiye zeka ve tedbir anlayışının şahikasını gösterdi, şimdi Mısır, cesaret ve şecaatin şahikasını gösteriyor. Her İslam ülkesi bir özelliğini tecelli ettirecek, her Müslüman halk başka bir hususiyeti kristalize edecek. Bundan sonra tüm İslam coğrafyası fevç fevç İslam’ın saflarına koşacak, orada kendine mevzi arayacak, büyük cephe kurulacak.
Bundan sonra küfrün hesapları tutmayacak, oyunları kendi ayağına dolaşacak, her ne yaparsa İslam’ın ve Müslümanların lehine neticeler çıkacak. Çünkü zamanı geldi, çünkü rahmet sağanak halinde inmeye başladı. Şimdi mesele, Cenab-ı Allah Azze ve Celle’nin muradına memur olmakta, murad-ı ilahi vasıtasız tecelli halinde, öyleyse Müslümanlar o muradın tahakkukunda vesile olmak için sıraya girmeliler.
Bu ne güzel bir çağdır, belli ki Allah Azze ve Celle nurunu tamamlamayı murat etmiştir. Bu ne güzel çağdır, bu çağda yaşayan Müslümanlar ne güzel Müslümanlardır, Allah’ın nurunu tamamlamasına vesile, vasıta, memur olan Müslümanlar için ne büyük bir ihsan vardır. İslam’ın ikinci çağını başlatacak olan Müslümanlar, Allah’ın yeryüzündeki halifeleri, ne mutlu onlara, ne mutlu size, ne mutlu bize…

“İSLAM’IN İKİNCİ ÇAĞINI BAŞLATACAK KUTLU İNSANLAR” için bir yanıt

  1. “Zaferin hala gerçekleşmemiş olması, neticenin ne olacağının belli olmaması bu durumu değiştirmez, imtihan, ne zaman ne yapacağımızla ilgilidir, netice ile ilgili değil. Zafer, doğrudan doğruya Cenab-ı Allah Azze ve Celle’dendir, zaferi nasip eder veya etmez, O bilir. İmtihan tedbirdedir, neticede değil”

    Ne kadar güzel bir bakış açısı. Zaten meseleyi böyle ele alan insan her halükarda zafere ermiş demektir.
    Ufuk açıcı yazılarınızla bizi aydınlattığınız için teşekkürler, sevgili yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir