İSRAİL İLK DEFA KUŞATMA ALTINDA

İSRAİL İLK DEFA KUŞATMA ALTINDA
Türkiye Mavi Marmara hadisesi ile ilgili BM raporuna karşı tavrını koydu. Malum olduğu üzere Türk Hariciyesi 5 maddelik müeyyide listesini açıkladı. ABD ve İsrail, Davudoğlu’nun açıklamasının ikinci gününde hala dilini yutmuş gibi, yutkunup duruyor. Anlaşılan o ki, İsrail ve ABD, Mavi Marmara hadisesinden dolayı Türkiye’nin bu kadar sert tepki göstereceğini hesaplayamadı. Aylardan beri Davudoğlu’nun bahsini ettiği B planı, görüldüğü kadarıyla ciddiye alınmamış. Netice olarak; İsrail, Türkiye’nin Mavi Marmara hadisesi ile ilgili taleplerini karşılamamakla, Türkiye-İsrail arasındaki tüm bağların çözülmesine sebep oldu.
Açıklanan BM raporu, net olarak söylemek gerekirse Türkiye’nin aleyhine… İsrail, muhtemelen tüm lobi imkanları ve sair güçleri ile bu rapor üzerine abandı ve böyle bir raporu çıkarttırdı. Raporun bu şekilde çıkması, ilk bakışta, İsrail’in lehine gibi görünüyor fakat değil. Geniş bir perspektiften bakıldığında, Türkiye (muhtemelen) ilk defa bir BM raporunu “yok hükmünde” saydı. Türkiye’nin bu tavrı, bağımsızlaşması istikametinde atılmış en büyük adımdır. Böylece İsrail, Türkiye ile arasındaki münasebetleri düzeltmek istediğinde BM çerçevesini de kaybetmiş oldu. Oysa rapor, İsrail’e karşı Türkiye’nin biraz daha lehinde olsaydı İsrail hükümeti, Türkiye ile münasebetlerini düzeltmek için bir bahaneye sahip olurdu.
Türkiye’nin açıkladığı müeyyideler listesinde bulunan “Doğu Akdeniz’deki seyrü sefer güvenliğini temin etmek için istediği tedbirleri alacağına” yönelik madde, muhtemelen iki ülke deniz kuvvetlerinin çatışmasına sebep olacaktır. Eğer İsrail önümüzdeki süreçte Türkiye’nin taleplerini kabul etmezse ve Türkiye aynı kararlılıkla devam ederse, iki ülkenin savaşması kaçınılmaz hale gelebilir. İsrail ile Türkiye’nin savaşmasının anlamı, İsrail-NATO savaşıdır. Böyle bir ihtimalde Türkiye, NATO’DAN gereğini yapmasını talep ettiği takdirde ne olacak? NATO, İsrail’e karşı savaş mı açacak? NATO’NUN İsrail’e savaş açmayacağı malum. NATO sorumluluğunu yerine getirmediğinde Türkiye’nin ne yapması beklenir? NATO’DAN çıkmak ve ülkedeki üslerin kapanmasını talep etmek… Türkiye-İsrail arasındaki savaş hatta savaş ihtimali, zannedildiğinden çok daha büyük neticeleri olacak bir gelişmedir. NATO İsrail’e savaş açsa da Türkiye kazanır, açmasa da… İkinci durumda Türkiye NATO’dan da bağımsızlaşır ve NATO’dan çıkması mümkün hale gelir.
Bu gelişmeler karşısında en zor durumda olan ise ABD. ABD, bir taraftan NATO’daki askeri müttefiki, NATO dışında ise siyasi ve askeri müttefiki olan Türkiye ile her türlü ittifaka sahip olduğu İsrail arasında preslenmiş durumda. ABD, iki müttefiki arasındaki ihtilafları çözemediği için fevkalade itibar kaybına uğrayacaktır. Türkiye, tavrında ve siyasetinde ısrarlı ve dayanıklı olursa, ABD’nin ihtilafı çözme çabaları, Türkiye perspektifi dışındaki tüm ihtimallerde başarısız olur. Bu süreç işlerken ABD Türkiye’ye baskı yapacak olursa (İsrail’in ümidi bu istikamette) Türkiye, ABD’den de bağımsızlaşma sürecine hızlıca girer.
Türkiye üç kuvvet tarafından muhasara altında tutuluyordu. ABD, AB ve İsrail… Bunların tesiriyle bir de BM sayılabilir. İsrail, rapor ile bir fayda elde etti. Bu doğru… Fakat Türkiye’nin bu hadise dolayısıyla girdiği yeni dış politika mecrasında fevkalade zarar etti. Çünkü Türkiye bu hadise ve İsrail’in yaklaşımı sebebiyle girdiği yeni dış politika mecrasında, BM, ABD, İsrail ve NATO’dan bağımsızlaşma sürecine girmiştir.
Bu ihtimallerin hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin, Türkiye kazançlı çıkar. Bunun temel sebebi ise zamanın istikametinin İslam’a yönelmesidir. Zaman yanınızdaysa, her ihtimal sizin faydanızadır. Zaman… Anlayanlar bilirler, zamanın diğer adı, kaderdir.
*
Türkiye’nin bahsi geçen kuşatma hatlarından kurtulması ve bağımsızlaşması, son iki asırdan beri ilk defa bu kadar mümkün hale gelmiştir. AKPARTİ’NİN bu imkan ve fırsatı anladığı ve sonuna kadar kullanmaya niyetli olduğu anlaşılıyor.
Türkiye’nin bağımsızlaşmasının birçok neticesi var. Konuyla ilgili olan neticesi, İsrail’in muhasara altına alınmasıdır. Türkiye bağımsızlaşırsa İsrail bağımsızlığını kaybeder. Türkiye muhasaradan kurtulursa İsrail muhasaraya alınır.
İsrail karadan büyük nispette muhasara altına alınmıştı. Özellikle Mısır’daki ebedi müttefiki Mübarek rejiminin yıkılmasından sonra kara muhasarası aşağı yukarı tamamlanmıştı. Nefes aldığı kapı, Akdeniz sahiliydi. Türkiye açıkladığı müeyyideler içinde bulunan “Doğu Akdeniz’de seyrü sefer güvenliğini sağlama” maddesiyle, İsrail’i denize açılan kapısında muhasara altına alacaktır. İsrail’in Akdeniz kapısının, Türkiye’nin hava ve deniz kuvvetlerinin “faaliyet alanı” haline gelmesi, öncelikle “psikolojik muhasara” manasına gelir. Başlangıç olarak bu hamle kafidir.
*
Bağımsız Filistin devletinin kurulması, BM nezdinde tanınması, İsrail’in muhasara altına alınmasının en ciddi adımlarından biri olacaktır. Bağımsız Filistin devletinin Gazze’ye Türk Askeri istediğini düşünün bir an. Ortaya çıkacak tablo, harikulade olur.
ERDOĞAN’IN Gazze’ye şu şekilde gittiğini de ekleyin kompozisyona… Tüm İslam coğrafyasına çağrı yaparak kendine katılmalarını istediğini ve Refah sınır kapısının bir kilometre yakınında arabasından indiğini, arkasına takılacak milyonlarca insanla beraber Gazze’ye yürüyerek girdiğini… Türkiye Başbakanını korumak için de bir tugay komando birliği ile ona muadil özel hareket polis birliğinin refakat ettiğini… Bu hadiseleri topladığınızda nasıl bir manzara izliyor olursunuz?
Bütün bunların olmayacağını mı düşünüyorsunuz? Bir müddettir ne “imkansızlar” mümkün hale geldi. Davos’taki küçük bir çıkışın İslam coğrafyasındaki yankılarını gördük. Bu hadiselerin gerçekleşmesi halinde İslam coğrafyasında zuhur eden “dalga”nın boyu, tsunamilerin meydana getirdiğinden çok yüksek olur.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir