İSRAİL YENİ STRATEJİLERİNİ OLUŞTURMAYA BAŞLADI

İSRAİL YENİ STRATEJİLERİNİ OLUŞTURMAYA BAŞLADI
Ortadoğu’da yeniden derin denge sarsıntıları yaşanmaya başladı, yeni denge arayışları hızlanıyor, yeni ittifaklar kuruluyor, yeni cepheler oluştu, yeni mevziler kazılıyor. Yakın zamana kadar İsrail’in tehdit ve tehlike önceliklerinin başında İran ve Şia hinterlandı vardı, savunma stratejileri Filistinli örgütler ve Şii teşkilatlar esas alınarak hazırlanıyordu. Ehl-i Sünnetin devlet olmaya başladığı Arap baharının akabinde yeni strateji arayışları başlamıştı, şimdi Ürdün’e de sıçraya isyan dalgası İsrail’i, Ehl-i Sünnet kuvvetlerinin kuşatması altına almaya başladı. Hem Ortadoğu’da hem de genel olarak İslam dünyasında Ehl-i Sünnetin ezici çoğunluğu dikkate alındığında, İsrail’in Ehl-i Sünnet kuvvetleri tarafından kuşatılması, Şia kuşatmasına nispetle yüzlerce kat daha güçlü olacaktır.
İsrail bir taraftan ABD’deki eski gücünü kaybetmeye başladı diğer taraftan AB’deki eski itibarını ve desteğini… İsrail’in batılı hinterlandındaki destek kaynaklarının ve ittifaklarının zayıflamasına paralel olarak Ehl-i Sünnet tarafından kuşatılmaya başlanması, teşkilat için beklenen ama arzu edilmeyen stratejiyi gündeme getirdi. İsrail, İran ve Şia ile ittifak yapmaya başladı.
Bundan sonra İsrail’in ayakta kalmasının tek yolu, Şia ile yoğun bir ittifak kurmaktır. Şia ve İran hiçbir zaman İsrail ve Yahudilerle açıktan ittifak kurmayacak, kamuoyu önünde sürekli İsrail ve ABD karşıtlığını yüksek sesle ifade etmeye devam edecek. İsrail ise arada bir İran’a saldırı tehdidinde bulunacak, bazen de Hizbullah ile mevzi (lokal) çatışmalara girecek fakat asla birbirine ciddi ve ağır zararlar vermeyecekler. İran ve Şiiler, İsrail düşmanlığını kendi uhdelerinde tutmaya çalışacak, İslam dünyasını bu merkeze çekmeye ve yanında yer almaya uğraşacaktır. Artık beklenen ama arzulanmayan korkutucu ittifak kuruldu.
Bundan sonra Suriye’de, yakın gelecekte başlayacak olan Ürdün’de, İran ve Hizbullah savaşçıları ile İsrail savaşçıları beraber savaşacaklar. Müslümanlar kamuoyunu dikkatli takip etsinler, İran ve Hizbullah savaşçıları ile beraber savaşırken ölen İsrail savaşçılarının cesetlerini ve kimliklerini İran ve Hizbullah güçleri dünya kamuoyuna açıklayacaklar. Fakat bu açıklama bir enformasyon değil dezenformasyon olacak, zira İran ve Hizbullah güçleri, Yahudi savaşçıları dünya kamuoyuna, “Mossad ajanlarını yakaladık ve infaz ettik” diye açıklayacak ve bunun üzerinden de itibar sağlamaya çalışacaklar.
Teşkilat bu işin peşinde… İran ve Şia ile İsrail ve Yahudi lobileri arasındaki ittifakı deşifre edecek, birlikte savaştıklarını kanıtlayacak ve kamuoyuna sunacak. Tabii insanlar bu işleri teşkilatın yaptığını asla bilmeyecek, bilgi, haber ve belgeler bir şekilde kamuoyuna ulaştırılacak.
*
İsrail, ABD yönetimi ve kamuoyu üzerinde kurmayı düşündüğü baskıyı, İran’a saldırarak değil, Gazze’ye saldırarak oluşturmayı düşünüyor. Yeni ittifak ve stratejinin ilk uygulaması bu… Diğer taraftan Gazze saldırısı Suriye’deki devrim sürecini manipüle etmek için başlatıldı. Hamas meselesi, İsrail’in Gazze’ye saldırma sebepleri için çok gerilerde yer alıyor.
İsrail ile İran arasındaki ittifakın yakın hedefi, Arap isyan hareketini durdurmak, bastırmak, bir daha ortaya çıkmasına engel olmak. Arap isyan hareketi, hem İsrail’i hem de İran’ı (ve Şia’yı) vuruyor. Ürdün’de başlayan devrim süreci başarılı olduğunda hem İsrail kuşatılmış olacak hem de Suriye’deki mevcut yönetim. Dolayısıyla İsrail ile İran arasındaki ittifakın ilk hedefi, tüm coğrafyayı kuşatmaya başlayan, önce adı Arap baharı olan ama artık İslami intifada haline gelen süreci durdurmaktır. Bu sürecin durdurulmasında İsrail ile İran’ın menfaatleri aynı derecededir, ne fazla ne eksik…
Ürdün’deki isyan hareketi ilk işaretlerini vermeye başladığından beri İsrailli uzmanlar görev başına getirildi. Şu anda Ürdün ordusunun tepesinde İsrailli uzmanlar konumlandılar ve stratejik kararları almaya başladılar. Ürdün devrim hareketini engelleyecek önemli kararlar ve tedbirler İsrailli uzmanların yetkisine devredildi.
Ürdün’deki nüfus yapısı Suriye’deki Nusayri azınlık gibi siyasi rejime milis gücü oluşturma imkanı vermiyor. Ürdün nüfusu, siyasi rejimin ayakta kalması için hiçbir toplumsal desteğe sahip değil. Ürdün’ün bu özelliği ve zayıflığı, kralı, devrim hareketinin ilk işaretleriyle birlikte İsrail’in kucağına itti. Bundan sonra Ürdün’deki devrim hareketi doğrudan doğruya İsrail ve İran’a karşı savaşmak zorundadır.
Teşkilat Ortadoğu’daki tüm denklemleri, dengeleri, ittifakları, cepheleri, mevzileri yeniden gözden geçirmeye başladı. Artık Ortadoğu’da mevzi ittifaklar devri sona eriyor, büyük cepheler kurulmaya başlanıyor. Yeni dengeler, denklemler, ittifak haritaları büyük çaplı gerçekleşiyor. Artık bölge ülkelerinin tarafını seçme zamanı geldi.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir