İSRAİL ZULMÜ MÜ YOKSA Şİİ ZUMÜ MÜ?

İSRAİL ZULMÜ MÜ YOKSA Şİİ ZULMÜ MÜ?

Yıllardır İsrail’in Filistin’deki zulmüne isyan ettik. Yine yıllarca İran, Hizbullah, Esed alçaklarının İsrail’e karşı bir cephe oluşturduğu yalanına inanmayı tercih ettik. Yaklaşık on üç asırlık Şia tarihindeki tüm alçaklıkları, hainlikleri, hileleri unuttuk, unutmayı tercih ettik. Dilimizin ucuna kadar gelen Şia ihanetini, İsrail’in karşısında kurulan, kurulduğuna dair reklamı yapılan cephe hatırına konuşmadık, gündeme getirmedik. On iki asırdır ihanet içinde olan Şia’nın, bir sihirli el değmişçesine düzelmiş olmasını umduk. İsrail ile muvazaalı kavgalarının gerçek olmasını ümit ettik. Saflıkla iyi niyet arasındaki sınırı umursamadık, saflık hatta ahmaklıkla itham edilme pahasına İsrail karşısında kurulduğunu ümit ettiğimiz Şia cephesinin gerçek olmasını bekledik.

Bilemedik, on üç asır süren ihanetin ruh ve beden genetiğine işlediğini. Bilemedik, Kur’an-ı Kerim okuduklarını söylediklerinde ümitlendik, oysa Kur’an-ı Kerimi mızraklara geçirmişler. Onunla bizi aldatmış, arkamızdan, o meşhur takiyyeleriyle tuzak kurmuşlar. Dudaklarının arasından ayet-i kerimeler dökülüyordu, anlayamadık, arkamızı döndüğümüzde dişlerini bilemekle meşgullermiş.

Suriye’de, son üç yılda işkence edilerek öldürülenlerin fotoğraflarını gören bir Yahudi (İsrailli yetkili) bile etkilenmiş. Yahudi’nin etkilenmesinden etkilenecek adam değiliz biz ama Suriye’deki zulmün, işkencenin, katliamın, tecavüzün çoktan İsrail’in Filistinlilere yaptıklarını geçtiğini biliyoruz.

Bu alçakların Müslüman olup olmadığını tartışacak takatimiz kalmadı. Bunlar insan değiller ki Müslüman olup olmadıklarını merak edelim. İslam, hayvanlara gelmedi ki, bunları muhatap alsın. Bunların şehadet kelimesini getirmesi, hayvanların geviş getirmesinden farksızdır.

İnsan tabiatında yaratılmış olmalarından dolayı, bu kadar büyük zulmü Yahudilere, komünistlere bile yakıştıramamıştık. Nasıl olur da ruhları isyan etmez diye hayret ve merakla sormuştuk. İnsan olmak iddiasındaki bir varlık, böyle bir zulüm yapabilir mi? İslam’ı herhangi bir şekilde tanımış bir insan, velev ki en sapık kolundan bile olsa, bu zulmü yapamaz. Şia, nasıl bir melun inançtır ki, şeytanın bile ikrah edebileceği zulmü yapmaktan keyif alıyor?

Ne söylenebilir? Lügat duygularımızı ifadeden aciz hale geldi. Nasıl bir çığlık atmalıyız ki, yeryüzündeki tüm şeytanlar çıldırsın ve yok olsun. Nasıl bir feryat, bu zulmü, “Müslüman olmak iddiasındaki” bir hayvana anlatabilsin. Nasıl olabilir böyle bir şey? Şiiler, ruh yerine şeytan mı taşıyorlar o leş bedenlerinde?

Bir insanı en saçma fikre bile ikna edebilir, inandırabilirsiniz. Ama bir insanın, insani duygularını tamamen nasıl alabilirsiniz? Bunun sihirli yolu nedir? Fikir akılla ilgilidir, aklını istediğiniz gibi inşa eder, en saçma fikre uygun hale getirebilirsiniz. Ya duygu, duygu dünyası… Bunu nasıl yapabiliyorsunuz?

İslam, insanı “eşref-i mahlukat” yapmak için gelmişti. İslam’ı tanımayanlar, ona teslim olmayanlar, onu yaşamayanlar “esfele safiliyn”e kadar düşer. Nasıl oluyor da İslam, insanı, “esfele safiliyn”e kadar indirmenin, “belhum adal” yapabilmenin vasıtası haline getiriliyor? Bu nasıl bir şeytani metottur ki, şeytanın en fazla nefret ettiği İslam’ı kullanarak, şeytanın en fazla sevdiği insan tipini üretebiliyor?

Şia, on üç asırdır, ümmetin içindeki şeytani kadronun adıdır. Şeytan, kendi ordusunu kurmak için yetiştirdiği “insi şeytan” tipini, İslam ümmetinin içinden “Şia” kod adıyla devşirmiştir. Bunlar o kadar şeytani bir metot kullanıyorlar ki, halen Müslüman olduklarını, halen “Ehl-i Beyt” taraftarı olduklarını, halen “doğru yolda” bulunduklarını iddia ediyor ve insanları aldatıyorlar.

Şia, İslam’ın yeryüzüne dağıttığı nuru bulandıran müfsitler kadrosudur. Şia Müslüman kabul edildiğinde, İslam’ın tüm iddialarını tekzip eden, hatta zıddını ispat eden sapıklar güruhudur. “İslam, insanı ne hale getirir?” sorusunun doğru cevabının tam aksini sergileyen bir sapık inançtır. İslam, bir insanın kalbine ve ruhuna nüfuz ettiğinde, asla Şiiler gibi bir insan türü ortaya çıkmaz. Bunu tüm dünyanın kulağını çınlatacak, duymayan kimse kalmayacak derecede haykırmak gerekiyor. İnsanlar duysun ve bilsin ki, İslam maarifinin terbiye ettiği en yırtıcı hayvan bile Şiilerden daha fazla insani haslet kazanır.

Böyle bir şey olmaz. Kur’an-ı Kerim okuyan bir insan bu kadar hayvanlaşamaz, hayvandan da aşağı derekelere inemez. Takiyyeyi inanç haline getiren bu sapıklar güruhu, bize karşı Kur’an-ı Kerim okuyor ama kendi içlerinde Kur’an-ı Kerim okumuyor olmalılar. Bunlar başka bir kitap okuyor olmalılar. Takiyyeyi inanç haline getirdikleri için, artık böyle düşünmekte mazur olduğumuza inanıyorum. Orta halli bir akla sahip kafir bile Kur’an-ı Kerimi okuduğunda, Şiilerin hayvanlaştırıcı inançlarına ulaşamaz. Kur’an-ı Kerim, eksiksiz ve yanlışsız şekilde kim tarafından okunursa okunsun, Şiilerin anladığı gibi anlaşılmaz. Kur’an-ı Kerim buna müsaade etmez, Şiiler gibi anlaşılmasına geçit vermez.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir