İSRAİL’İN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

İSRAİL’İN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI
İsrail ile ABD arasındaki münasebetleri tarif ve izah ederken kullanılan bazı şablonlar var. “ABD’yi İsrail (Yahudiler, Yahudi lobisi) yönetiyor” gibi… “Aralarındaki münasebetin asla bozulmayacağı, kopmayacağı, zayıflamayacağı düşüncesi” gibi… “ABD’nin, her ne pahasına olursa olsun İsrail’i savunacağı, destekleyeceği” yaklaşımı gibi… Aralarındaki münasebetin Katolik nikahına teşbih edilmesi gibi…
Gerçekten böyle midir? Mümkün değil, eşyanın tabiatı gereği mümkün değil, insanın tabiatı gereği mümkün değil, ABD’nin tabiatı gereği mümkün değil, İsrail ve Yahudilerin tabiatı gereği mümkün değil. Ve daha birçok sebeple mümkün değil.
İsrail kurulduğundan bugüne ABD ile münasebetlerinin yukarıdaki şablonlara uyduğu doğrudur. Zaten insanları ve dünyayı yanıltan da bu… Bu güne kadar öyle olması, öyle süreceğinin delili değil. İsrail ile ABD arasında bugüne kadar gelen münasebet yoğunluğu, konjonktüreldir (devridir). Münasebetlerin İsrail kurulduğundan beri yani varolduğundan beri aynı şekilde devam ediyor olması, insanlarda “zihni tortular” oluşturuyor, bu tortular da münasebetler hakkında “daimilik vehmi” üretiyor. Münasebetlerin devri (konjonktürel) olduğu gerçeğini perdeliyor. Yeryüzünde ilelebet devam edecek dostluk bulmak ne mümkün, keza ilelebet devam edecek düşmanlık.
Yirminci asrın ikinci yarısında dünya, ABD ile Sovyetler arasında preslenmiş ve parsellenmişti. Dünyanın bu iki güç merkezi arasındaki sıkışıklığı sadece maddi, siyasi, askeri vesaire alanlarda değil, aynı zamanda ve daha önemli sıkışıklık, ruhi, zihni ve akli sıkışıklıktı. “Nükleer dehşet dengesi” diye meşhur olan o dönemde insanların akılları, iki kutup arasındaki tahterevalliye binmişti. Hiçbir ülke kendine ait milletlerarası denklemini kuramıyor, hiçbir insan farklı bir denklem olabileceğini hayal bile edemiyordu. Denklem iki süper güç tarafından kurulmuştu, dünyanın geri kalanına düşen, bu denklemlerde yerini almaktı.
Mısır’ın, İsrail ile arka arkaya üç defa savaşmış olmasına rağmen “Camp David” anlaşmasını yapabilmiş olması, birçok sebebin yanında o vasatın ağır etkisindendir. Son savaş olan 1973 de Mısır’ın nispeten avantajlı olmasına rağmen o anlaşmayı yapabilmesi, İsrail ve ABD ekseninden çıkamaması, akılların, dehşet dengesi altında ezilmesi, büzülmesi, çocuklaşmasından kaynaklanmaktaydı. Artık akıllar daha hür, daha rahat, daha üretici… Tek denkleme hapsolmak bir tarafa, her gün sayısız denklem üretiliyor, üretilebiliyor.
ABD’nin, dehşet dengesinin ağır tesirinden faydalanarak, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesine rağmen Arap dünyasındaki müttefiklerini kaybetmemesi, İsrail-ABD münasebetlerini malum olan hal üzere devam ettirebildi. Bugünün dünyasında İsrail’e destek vermek, koca bir coğrafya ve nüfusu kaybetmek manasına geliyor.
*
ABD’nin İsrail’e sınırsız destek vermesi, biraz da “zengin bonkörlüğüdür”. Yirminci asrın ikinci yarısının diğer bir özelliği de batı dünyasının (ve ABD’nin) refah çağı olmasıdır. Gerçekten de bu dönemde elde edilen servet ve refah çok yüksektir. ABD’deki refahın ana kaynağı “dolar” basımı olduğu için, çok ucuz bir maliyete sahiptir. Parayı bastığınız (para basma iktidarını elinizde bulundurduğunuz) müddetçe “bonkörlük” yapmak kolaydır. Parayı kazanmak ile basmak arasındaki maliyet farkı ve kolaylık, ABD’nin İsrail’e olan bonkörlüğünü, normal zengin alışkanlığı olmaktan uzaklaştırmıştı.
Umumi olarak batı dünyasında, hususi olarak da ABD’de yaşanan kriz, para basmakla atlatılabilecek sığlıkta değil, çok derinlere inen bu kriz, para basma imtiyazını bile ortadan kaldıracak çapta. Artık batı dünyası (ve ABD) İsrail’e yardım konusunda şımarık zengin gibi davranma lüksüne sahip değil.
*
Arap ülkelerindeki halk hareketlerinin en önemli sebeplerinden (motivasyonlarından) biri de İsrail nefretidir. Galiba bu sebeple olmalı, Arap halk hareketleri İsrail’in çevresinde cereyan ediyor. İki yılı aşmaya meyleden Arap halk hareketleri hala İsrail çevresinden uzaklaşamamış durumda. Arap halk hareketlerinde, İsrail nefretinin de ciddi bir motivasyon olduğunu kabul etmek yanlış değilse, devrim süreçlerini tamamlayan ülkelerde İslam devleti kurulmaması halinde bile İsrail karşıtlığı artacaktır.
Arap halk hareketlerinin motor gücü İslam’dır. İslam, bu gün için Arap halklarını harekete geçirmiştir ama burada duracağını söylemek doğru olmaz. Öyleyse İslam, Arap ülkelerinde şimdilik isyan provası yapıyor, buradan elde edeceği tecrübe ile birlikte diğer İslam ülkelerine de yayılacaktır. Bu ihtimal, İsrail nefretinin Arap coğrafyasında sıkışıp kalacağını göstermez aksine önce İslam ülkelerinin tamamına sonra da dünyaya yayılacaktır.
İsrail nefretinin tahrikiyle siyasi rejimleri yıkan halk hareketleri, İsrail ile dostluk kuracak hükümetlere izin vermeyecektir. Özellikle Filistin meselesi çözülmediği sürece Ortadoğu’daki tüm gelişmeler İsrail’in aleyhine olacaktır. İsrail aleyhine gelişen nefret ve hareket, aynı zamanda İsrail’in müttefiklerine de yönelecektir.
*
Birkaç boyutuna temas ile iktifa ettiğimiz yeni devirde, İsrail’in aşırılığını, şımarıklığını ve yüksek maliyetini hiçbir ülkenin taşımaya gücü yetmeyecektir. ABD ve AB’nin zenginlik dönemindeki bonkörlüğü, sürekli derinleşen iktisadi buhran döneminde yapabileceğini düşünmek mümkün müdür? ABD’deki krizin biraz daha derinleşmesi ve sürmesi durumunda halkın, İsrail’e sınırsız, hesapsız ve gizli yardımlara tepkisinin olmayacağını mı düşünüyoruz? Hükümetler Yahudi lobisinin emrinde olsa bile halkı zaptetmek imkanı kalmayacaktır.
Dünya birçok konuda yoruldu. Her ülke ve her halk kendine has problemlerden yoruldu. Son birkaç asırdır cari olan kurallar artık işlemez oldu. Halk son bir-iki asırdır medya ile yönetildi, yönlendirildi, aldatıldı. Keza Türkiye’de de durum böyle değil miydi? Ama halk yoruldu, medyanın hiçbir tesiri kalmadı, Akparti medyanın muhalefetine rağmen iktidara geldi, medyanın muhalefetine rağmen iktidara geldiği için, medyanın muhalefetiyle de iktidardan gitmiyor. Türkiye’deki medya yorgunluğu dünyanın her ülkesinde var. ABD’de Yahudi lobisinin kontrolünde olduğu bilinen medya da eskisi gibi halka tesir etmiyor. Yeniçağ başladı, eski çağın anlayışıyla, akıl terkibiyle, kurallarıyla, araçlarıyla, malzemeleriyle, denklemleriyle iktidarlarını devam ettireceklerini zannedenler fena halde yanılıyorlar.
ABD’de, İsrail’e yardım ile ilgili kamuoyu araştırmaları yeni döneme işaret etmeye kafi. İsrail’e yardım yapılmamasını isteyenlerin oranının yüzde 65 civarında çıkması, bilenler için beklenen bir gelişmedir. Yahudilerin ABD’de sahip oldukları medya kuruluşlarını on katına da çıkarsanız artık bu akışın önünü kesemez. Etkisiz aracın sayısı önemli değil, kurusıkı atan top veya tüfeğin kaç tane olduğunun ne önemi var. İnsanlar arasında başka türlü bir etkileşim trafiği oluştu. Bu trafiği şimdilik kimse yönetemiyor, tasarrufu altına alamıyor, etkileyemiyor çünkü bu trafiğin ne olduğunu hala kimse keşfedemedi.
*
ABD ve AB’nin İsrail’e düşman olmasını beklemiyoruz, destekleyecekler, desteklemek için imkanları araştıracaklar. Meselenin özü, artık ABD’nin de AB’nin de İsrail’i taşıma gücünün kalmamasıdır. Bu nokta, “niyet” ile ilgili değil, imkanlarla ilgilidir. Bir müddet daha ABD ve AB’nin İsrail’e yardım etmek için çırpındığına şahit olacağız fakat yardım etme imkanları sürekli azalacak, taşıyamaz olacaklar ve halklarındaki dalgalanmalarla da tamamen mevzii değiştirecekler.
ABD’deki Yahudi lobisinin hükümetler üzerindeki nüfuzuna bakarak konuyu değerlendirmek sıhhatli olmaz. ABD ile Yahudiler arasındaki münasebeti, sadece Yahudi lobisi üzerinden okuyanlar yakın gelecekte fena halde yanıldıklarını görecekler. Bugüne kadar doğru neticeler veren bu “okuma biçimi” miadını doldurdu, artık başka denklemler ve dengeler var.
İsrail ABD’nin şartsız desteğinin kıyamete kadar devam edeceği vehmiyle kurulduğu ve yaşadığı için bölge ülkeleriyle “iyi ilişkiler” geliştirme ihtiyacı hissetmedi. Bölge ülkeleriyle kurduğu ilişkilerin zemini de “istismara” dayalıydı. Her ülkeyi, her hükümeti, her lideri istismar etti, asla ahde vefa göstermedi. Şımarıklığı o kadar ileriye gitti ki, batılı ülkeleri de istismar etti, ABD bile o kadar istismar edildi ki, artık lanet okumaya başladılar. Dünyanın İsrail ile ilgili kanaati, “hain, vefasız, güvenilmez, birlikte çalışılmaz” türünden mefhumlarla dolu. Oysa bir ülke, öncelikle kendi çevresindeki ülkelerle birlikte yaşıyor, çevresiyle düşman olan ülkelerin uzun vadede yaşama şansı yok. ABD yönetimi İsrail’e yardımı kesmeye başladığında İsrail ayakta kalamaz. Çok akıllı olduğuna inanılan İsrail’in ve yönetimlerinin ne kadar ahmak olduğu yakın gelecekte ortaya çıkacak.
*
İsrail’in ABD üzerindeki nüfuzunun kırıldığı ilk nokta, başkanlık seçimlerindeki tesirinin azalmasıdır. 2012 başkanlık seçimlerini dikkatle takip edenler, İsrail’in ve Yahudi lobisinin, başkanlık seçimi üzerindeki etkisini ciddi şekilde kaybetmeye başladığını gördüler. Bundan sonraki seçimler, Yahudi lobisinin etkisinden arındırılmış şekilde gerçekleşecektir. Bu güne kadar başkan adayları İsrail’e yardım etme sözüyle seçim kazanırlardı, bundan sonra İsrail’e yapılacak yardımları azalma sözü vererek seçimleri kazanmaya başlayacaklar. Çünkü ABD halkının İsrail ve Yahudi aleyhtarlığı müthiş şekilde birikiyor.
ABD halkı, iktisadi buhran derinleştikçe her şeyi başka şekilde düşünmeye başlayacak. Yahudi lobisinin sahip olduğu iktisadi imkanlarla kendinin içine düştüğü imkansızlıklar arasındaki ilişkiyi keşfedecek, sebep olarak Yahudileri görmeye başlayacaktır. Bu türden gelişmeler ivme kazanıyor, Hıristiyan güç merkezleriyle Yahudi kuruluşlar arasındaki ilişkiler geriliyor. Hıristiyan kuruluşların ABD’nin İsrail’e yaptığı “gizli yardımların” denetime açılması taleplerine karşı Yahudi kuruluşların görüşme masasını terketmesi, bir daha da görüşmeye gelmeyeceğini açıklaması, aralarındaki ihtilafın kolay çözülecek cinsten olmadığını göstermeye kafi.
*
ABD’de on milyonlarla (otuz milyon civarında olduğu) ifade edilen evsiz var. İktisadi buhrandan sonra gıda talep edenlerin sayısının elli milyona çıktığına dair haberler geliyor. Bu rakamlar, dünyadaki en büyük sosyal patlama ve halk hareketinin ihtiyaç duyacağı insan kaynağını oluşturuyor. Buna rağmen neden patlamıyor? Peşine düşülecek doğru ve aktüel soru bu…
Neden patlamıyor? Çünkü ABD’deki kültür buna müsait değil. Liberal kültür, her şeyin fertte olduğunu, ferdin çalışıp kazanması gerektiğini, kendisi kazanamayanın başkasından bir şey talep etme hakkı olmadığını ihtiva ediyor. Bu kültür ruhlara sinmiş halde. İşini kaybedip evinden atılarak sokakta yaşamaya başlayan kişi, tek sorumlu ve suçlu olarak kendini görüyor. Beceremediğini, başaramadığını, eksikliğin, kusurun kendinde olduğunu düşünüyor, buna derinden inanıyor. İşte ABD’deki on milyonlarca halk kütlesini sokakta yaşamaya razı eden, en sefil hayatın içinde zapt eden kültür bu.
Bu kültür kaç asırdan beri ABD’ye hakim durumda. Artık o da yoruldu. Liberal kültürün ABD halkını zapt edemeyeceği görülecek. İnsanlar tek suçlunun kendileri olmadığını farkedecek, birilerinin kendilerini sömürdüğünü görecek, aynı cemiyette (veya ülkede hatta dünyada) yaşayan insanların birbirinden sorumlu olduğunu anlayacak ve patlayacak. Sokakta yaşayan insanların patlamasının nasıl olacağını merak edenler, ihtilaller tarihini incelesinler. On milyonlarca insan, Marks’ın tabiriyle, “zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını” görecek ve tarihin en dehşet patlamasını ateşleyecek.
ABD’deki halk ayaklanması veya sosyal patlamanın vuracağı hedefler belli. Hiçbir siyasi talebi olmayan sosyal patlama, iktisadi talepler merkezinde gerçekleşecek. Seçimlerin olduğu ülkelerde siyasi taleplerle isyan etmenin çok özel şartları var, ABD’de o şartlar mevcut değil. ABD’deki sosyal patlama iktisadi muhteva ve taleplerle gerçekleşir. Sadece iktisadi taleplerle patlayan halkın vuracağı hedefler bellidir; büyük holdingler, iş çevreleri, zenginler ila ahir… Bunlar kim? Çoğunluğu Yahudi… Az sayıdaki Yahudi’nin, ülkenin iktisadi kaynaklarının kahir ekseriyetini elinde tuttuğu, buna karşılık halkın aç kaldığı bir vasatta, sosyal patlamanın hangi hedefleri vurmasını beklersiniz.
Büyük bir ihtimalle, yakın gelecekte, ABD’de, dev bir halk ayaklanması ve tarihte benzeri görülmemiş bir Yahudi katliamı var. Milyonluk kütlelerin Yahudiler üzerine saldırdığını gördüğünüzde şaşırmayın.

Share Button

İSRAİL’İN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI” üzerine bir düşünce

  1. Yahudilerden kasıt aslında Siyonist yahudilerdir. Yani musevi değil, kabbalist olan yahudiler. 54. hükumetin başbakanı Necmettin Erbakan bu kisveyi ülkede tüm yönleriyle ifşa etmiş, bütün ayrıntılarını halkla paylaşmıştır. Sanırım yine kendisinin dediği gibi “ırkçı emperyalizm” istemeyerek te olsa “anahtarları İslam’a teslim edecek.” ..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir