İSTİHBARAT ANLAYIŞININ ÖZÜ “İNSAN TEZİDİR”

İSTİHBARAT ANLAYIŞININ ÖZÜ “İNSAN TEZİDİR”
İstihbarat, bilgi toplamaktan ibaret değilse eğer, temelini “insan tezi” olarak atmak, tüm olayları o “tez” ile takip ve değerlendirmektir. Herhangi bir “insani olayı” değerlendirebilmenin altyapısı, insanı tanımaktır. İnsanı tanımadan, insanı anlamadan, insani olayları değerlendirmek imkansızdır. İnsan tezine sahip olmayan bir istihbarat teşkilatı, gevezelikten başka bir şey yapmaz, en fazla, sahip olduğu gücün keyfini süren asalaklar topluluğu haline gelir.
İnsan tezine sahip olmayan istihbarat teşkilatı, mesela insanın “direnme hatlarını”, savunma mevzilerini anlamak için işkence yapar. En pahalı metot olan “deneme-yanılma” yolunu kullanmaktan başka bir imkanı yoktur. İnsan tabiatını, o tabiata eklenen “iman”, “akıl”, “kültür”, “fikir” ve benzeri sonradan kazanılan ruhi ve zihni değerlerin insana katkısının ne olduğunu bilmeyen, insan tezi olmadığı için bilme imkanı olmayan istihbarat teşkilatları, insanın iç dünyasındaki savunma cephelerini tespit etmek için on binlerce insana işkence yapmak zorunda kalır. Çünkü her insanın savunma bariyerleri farklıdır ve farklı aşamalarda bulunur. İşkence ve benzeri yollarla elde edilen bilgiler ise asla standardize edilemez, genel geçer kurallar haline getirilemez.
İnsan tezine sahip olmayan istihbarat anlayış ve teşkilatları, ferdi, içtimai, siyasi, fikri olayları değerlendiremez. Mesela bir fikir örgüsünün insan tabiatına uygun olup olmadığını veya insan tabiat haritasındaki hangi bölgeye tekabül ettiğini, o bölgenin hayatı yaşamak için ne kadar önemli (veya önemsiz) olduğunu bilemez. İnsan tabiatı ve hayat gerçekliği tarafından desteklenmeyen bir fikrin uzun soluklu olup olmayacağını raporlayamaz. İnsan tabiatı ve hayatın ihtiyaçları tarafından desteklenme oranlarına göre içtimai yayılma istidadını göremez. Dolayısıyla bir fikir örgüsünün, illegal sınırlar içinde kalıp kalmayacağını, topluma yayılıp yayılamayacağını, topluma yayıldığında ise “ömrünü” değerlendiremez.
Bir fikir örgüsünün (ideolojinin) ömrünü tespit etmek, en büyük istihbarat çalışmasıdır. İdeolojinin ömrünü tespit etmenin ilk şartı insan tabiat haritasının çıkarılmasıdır. Hiçbir fikir insan tabiatı tarafından desteklenmeden ayakta kalamaz, konjonktürel olarak canlanıp güçlense bile ömrü fazla olmaz. Bunu tespit edebilmek, ona karşı tedbir geliştirebilmenin ön şartıdır. Tabii ömrü kısa olan bir fikir ile mücadele etmek anlamsızdır, zira mücadelenin ayrı ruhi kaynakları vardır. Tabii ömrü kısa olan bir fikir, kendisine karşı mücadele yürütüldüğü takdirde ömrünü uzatabilir, çünkü mücadele, meseleyi varlık-yokluk parantezine alır. Saldırı karşısında varoluş kavgası başlar, varoluş kavgası başladığında, o kavgayı veren fikrin özünün insan tabiatına aykırı olması fazla önem arzetmez. Varoluş kavgası, başka ruhi kaynakları kullanmayı mümkün kılar ve ömrünü uzatır. Mesela sosyalist-komünist düşünce, insan tabiatı tarafından desteklenmez, kendi haline bırakıldığında ayakta kalamaz. Ayakta kalması için saldırıya maruz kalması ve konuyu varoluş kavgasına çevirmesi gerekir. Sovyetler kendi haline bırakılsaydı daha önce çökerdi, son dönemlerde “silahsızlanma anlaşmaları”, saldırmazlık tutumları sebebiyle kendi içinde dönmek zorunda kalan Sovyet sistemi, hayat karşısında mağlup olmuştur.
*
Her insanın bir fiyatının olduğu dolayısıyla her insanın satın alınabileceği düşüncesi, temelde bir insan tezine dayanır. Batının kendi kültür havzasında mayalanan bu insan tezinin temeli, evrimci materyalizmdir ve “homo ekonomikus” şeklinde tezahür etmiştir. O kültür havzasındaki ahlak anlayışı, insanlarla bir arada yaşamanın kaçınılmaz kurallarından ibarettir, temelinde asla “iman” yoktur. Ahlakı, menfaat üretmiştir, yani menfaatini devamlı kılabilmek için bazı ahlaki kurallar icat etmiştir. Oysa iman, menfaate ayarlı değildir, her şeye rağmen bir ahlak teklif eder.
Batı insanının kalitesini ve doğal olarak istihbarat anlayışının özünü, ekonomi temelli kişilik (şahsiyet değil) oluşturur. Bu anlayış çok sığ ve çok kalitesizdir. Sadece bu sebeple bile batıyla mücadele Müslümanlar için kolaydır. Problem şu ki; Müslümanlar da batının insan tezini kültürel etkilenme içinde transfer etmişler ama bunun farkına varmamışlardır.
*
İnsan tabiat haritası üzerinde çalışmak, Türkiye’deki istihbarat personelinin işi değil. Kendilerini gizem perdelerinin arkasına saklamaları, kalitelerinin tartışılmasına engel oluyor ama biliyoruz ki bu işlerden anlamazlar. Bunu nasıl bildiğimizi merak edenlere (bu arada istihbarat personeline) bir ipucu verelim, Türkiye’de ilim ve fikir adamlarının bu konuların başlığından bile haberi yok, fikir ve kültür havzamız bu kadar sığ ise istihbarat personelinin çok ileride olmasını mümkün kılan nedir ki? İstihbaratçılar bilir, bu tür değerlendirmeler, “stratejik istihbarat” faaliyetidir. İstihbarat teşkilatı ve personeli, içinde doğduğu ve yaşadığı fikir ve kültür havzasının en fazla bir adım ilerisinde olabilir, bir adımlık mesafeyle bu konulara vakıf olmaları imkansızdır.
İstihbaratçılarda oluşan “akıl körlüğü”, kamuoyunun bilmediği bir çok şeyi biliyor olmaktan kaynaklanır. Konunun bilmekten ibaret olduğu vehmi, istihbarat personeli üzerinde anlaşılmaz bir özgüven patlaması meydana getirir. O kafayla da “gezi parkı eylemlerine” toslarlar. Bu gidişle daha çok gezi parkı eylemine toslayacaklar. Çünkü takip ettikleri illegal guruplar, legal olsa da illegal faaliyet gösteren, gösterebilecek örgüt ve yapılardır. Onlar ise Türkiye’de her hafta eylem yapıyorlar ama yıllardır haftalık periyotlarla yaptıkları eylemlerden sadece kendileri haberdar oluyor. İstihbarat da o eylemlere bakıyor ve sürekli o şekilde kalacağını zannediyor. Bilgisine de sahipler ya, rahatlar. Oysa toplumdaki psikolojik birikimi görmüyorlar, insanı, insan tabiatını tanımadıkları için de görme imkanları yok. Psikolojik birikimlerin zaman içinde sosyolojik süreçlere doğru aktığını, toplumu harekete geçirecek noktaya ulaştığını anlamıyorlar. İllegal gurupların her hafta yaptığı eylemlerin, psikolojik ve sosyolojik süreçleri tetikleyecek noktaya geldiğinden habersizler, dolayısıyla patlamayı öngöremiyorlar. Ondan sonra da ukala ukala istihbaratçı diye caka satıyorlar.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir