İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ

Cemaat günlükleri başlığı altında ihanet örgütünün faaliyetlerini takip ediyor ve değerlendiriyoruz. Sitemizin en fazla takip edilen yazıları da bunlar oluyor. Karşı cephenin yanlışlarını mümkün olduğunca günlük olarak yazmaya çalışıyoruz fakat bu arada (bizim de içinde bulunduğumuz) istiklal cephesinin yanlışları gözden ırak kalıyor. Bu durum, taraftarlığımızın militanca olmadığı, fikri tercihlere dayandığı gerçeği ile tenakuz oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz cephenin yanlışlarına göz yumacak kadar fikirden anlamaz, adaletten uzak, vicdandan nasipsiz değiliz. İhanet cephesinin bu konudaki derin hassasiyetsizliğini bizim de kuşanmamız beklenmemeli, içinde bulunduğumuz cephenin yanlışlarına kör bakmamalıyız.

İhanet çetesinin büyük kalkışmasını, istiklal cephesinin “arınması” için fırsat gören bizim gibi insanlar, kendi cephemizdeki ayarsızlıkların üzerine gitmeli, yanlışları göstermeli, arınmaya katkıda bulunmalıdır. Biz “kör döğüşü” içinde değiliz, Erdoğan’ın peşinde de değiliz. Biz, İslami anlayışımızla dünyaya, insana ve hayata bakarız. Bu manada Erdoğan, bizim sitede (www.fikirteknesi.com) yaptığımız tespitlerin arkasından gelmektedir. Erdoğan, “bu bir istiklal savaşıdır” sözünü kullanmadan birkaç gün önce bizim sitemizde, “Erdoğan ikinci kurtuluş savaşının lideridir” başlıklı yazı yayınlanmıştır. Erdoğan bizim teşhislerimizi geriden takip etmektedir.

Hal böyleyken, yani kendi fikriyatımız varken, fikriyatımızın Akparti kadrolarının önünde gittiğini görmüşken, bir şahsın peşinden gitmemiz gerekmez. İçinde bulunmayı kendi fikriyatımızın tabii neticesi olarak gördüğümüz “istiklal cephesi”, ihanet cephesine karşı yürüttüğü mücadelede yer yer vahim yanlışlar yapıyor. İçinde bulunmaktan gurur duyduğumuz cepheye zarar vermeden, o cephedeki mevziimizi kaybetmeden, bizzat içinde bulunduğumuz için cepheyi temiz tutmakla mükellef olduğumuzu düşünüyoruz.

Hiçbir kıta bağlı olduğu karargaha, hiçbir hareket merkezindeki fikre, hiçbir siyaset kendinden doğduğu dünya görüşüne aykırı olamaz, olmamalıdır. İstiklal cephesinin içinde yer almamızın temel sebebi, cephenin koruduğunu düşündüğümüz esaslardır. Mücadele, kendisi için yapılan “kıymet ölçülerini” ihlal edemez, “esasa” giden yol, esasın hükümlerine tabidir. Bu çerçevede, hareketin, ulaşmak istediği menzile uygun olması gerekir, birilerinin bu konuda dikkat ve hassasiyet göstermesi şarttır.

*
İhanet örgütüne karşı yürütülen mücadelede göze çarpan vahim hatalar var. Mesela, Egemen Bağış gibi bir zibidinin bu cepheye zarar vermesini önleyecek bir hassasiyete kim itiraz edebilir? Mesela, ihanet cephesini tenkit ederken “devleti ele geçirmek istiyorlar” türünden ithamlarda bulunulması ne kadar garip. Bu tür ithamlar, Müslümanların devletin dışında tutmak gibi bir geniş siyasi yelpaze oluşturmuyor mu? Halkı Müslüman olan bir devletin, Müslüman kadrolar tarafından yönetilmesi çok tabii değil midir? Biz, ihanet örgütünün devlete nüfuz etmiş olmasına değil, “ihanet etmiş” olmasına karşıyız. İhanet örgütü üzerinden, tüm Müslümanları devletin dışında tutmak gibi bir siyasi anlayışı hakim kılmak, Müslümanlar için, düşmanlarını zahmete sokmadan intihar etmek olmaz mı?

Birçok konu var. Yapılan yanlışlar istisna olmaktan çıktığı için, bu istiklal cephesi günlüklerini açtık. Hem ihanet cephesini hem de istiklal cephesini tarassut altında tutma ihtiyacı yüksek seviyelere ulaşmıştır, bunu görmezden gelmemiz sözkonusu bile olamaz.

*
Cemaat günlükleri ismi altında ihanet örgütünü, bildiğiniz üzere sitemiz yazarı Faruk Adil takip ediyor, istiklal cephesi günlüklerini de ben yazacağım.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir