İSYAN GÜNLÜKLERİ(21.11.2011) TEKRAR TAHRİR

İSYAN GÜNLÜKLERİ(21.11.2011) TEKRAR TAHRİR
Tahrir meydanı tekrar gösterilere sahne olmaya başladı. Halk devrimin peşini bırakmıyor, bırakmaya da niyetli değil. Bu defa hedef, ordu… Ordunun demokrasiye geçiş sürecini uzattığını (gerçekten de uzattı) düşünen halk tekrar tahriri doldurdu ve orduya meydan okudur.
Mısır’daki ayaklanmanın bir defalık olduğunu zannedenler fena halde yanılıyor. Sadece Mısır’da değil tüm Arap ülkelerindeki devrim, son hedefini bulana kadar devam edecek bir süreç. Halk artık iradesini elinde aldı. İradesinin dışındaki tüm müdahalelere karşı ayaklanmaya devam edecek gibi görünüyor. Mesele Hüsnü Mübarek değil, mesele halka rağmen bir yönetimin veya rejimin kurulamayacağı ve devam ettirilemeyeceği gerçeğidir.
İnsanları neyle korkutursunuz, korku duvarını aştıktan sonra. “Halk korku bariyerlerini aştı” şeklinde ifade edilmişti, olayların başladığı zamanlar. Artık eski devirler bitti. Meşhur tabiriyle “eski hal, muhal…”.
Bazılarının, Arap halklarının isyan dalgasını ABD gibi dış güçlerin organize ettiğini söylediğini hatırlıyor musunuz? Hala da Suriye konusunda aynı nakaratı tekrarlayanlar var. Ama görülüyor ki halk, kendi inisiyatifiyle hareket ediyor.
Bu gün için şeffaf ve demokratik siyesi rejimler kurulana kadar isyan sürecinin kesintisiz devam edeceği anlaşılıyor. Tabii ki arzuladığımız bu değil. Esas olan İslam devlet ve medeniyetini kuracak bir düşünce hamlesidir. Fakat İslam coğrafyasının o hamle için hazır olmadığı anlaşılıyor. Öyleyse geçiş süreçleri lazım. Demokrasi denilen siyasi sistem, geçiş sürecinin diğer adı olarak görülebilir.
Elbette böyle olmasını istemezdik. Geçiş süreçlerine ihtiyaç duymamayı arzulardık. Fakat fiili durum ortada… Halk ayaklandı, “büyük isyan” başladı. Büyük isyanın “büyük medeniyet hamlesine” dönüşmesi maalesef ki zaman alacak. Doğrudan büyük medeniyet hamlesinin başlaması, başlatılması birinci arzumuzdur lakin fiili durumun buna müsaade etmemesi, ara süreçleri zorunlu kılıyor.
Bu süreci desteklemeli, beslemeli ve içeriğini dönüştürücü çalışmalar yapmalıyız. Diktatörlerin tepelenmesi, bize bu fırsat ve imkanı sunuyor. Artık daha rahat çalışabiliriz.
Halkın önünde durmak zannedildiği kadar kolay değil. Özellikle büyük isyan hareketlerinde halkın önünde durmak, tepelenmeye sebep olur. Bu tür olaylarda yapılacak iş, halkın önüne geçmek ve bir müddet onun istikametinde yol almak ve yavaş yavaş istikametini değiştirmektir. Başka bir yolu yok. Aksi takdirde halk sizi de tepeler. Kaldı ki halkın bu çapta bir isyanı, bir asırdır beklediğimiz büyük dalgadır. Bunun heba edilmesi, stratejik ahmaklık olur.
Müslümanlar basiret ve ferasetle bakmak ve davranmak zorunda… Asırlarca bu çapta bir isyan beklemedik mi? Kendi kendimize yapamadığımızı Allah bize “gökten sepetle indirir gibi” indirmedi mi? Bu çapta bir fırsatı basiretle kullanmamız ve tabii ki imtihanı dikkatlice geçmemiz gerekmiyor mu? Aman dikkat… Bu dönemin imtihanı çok çetin…
Suriye ile ilgili spekülasyonların ayyuka çıktığı bu günlerde, akl-ı selim sahibi olmaktan başka bir yol yok. Suriye’deki halkın ABD ve batılı güçlerce kontrol edildiği iddiası, hafifmeşreplikten başka bir şey değil.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir