İTİBAR MERKEZİ

İTİBAR MERKEZİ

İçinde yaşadığımız hayat, aşırı derecede giriftleşmiş ve akış hızı ise aşırı derecede artmıştır. Hayatın giriftliği, insani münasebetlerdeki çeşit ve sayının artmış olmasından kaynaklanmaktadır. Hayatın akış hızının artmış olması ile mesafelerin ortadan kalktığı vakadır ve insani münasebetlerin kıtalararası kurulabilmesi mümkün hale gelmiştir. İnsani münasebetlerin evreni, birkaç asır öncesinde mahalle ve şehir ile sınırlıyken şu anda ülke ve dünya çapına ulaşmıştır. Bir taraftan münasebet alanı genişlerken diğer taraftan münasebet çeşidi ve sayısı arttığı için yoğunlaşma meydana gelmiştir. Giriftlik de umumiyetle yoğunlaşmadan kaynaklanmaktadır.
Bilginin üretilmesinde ve ulaşılmasındaki hızın hayatı kolaylaştıracağı kabul ediliyordu. Bilmenin, yapabilmenin ön şartı olması ve bilgiye ulaşmanın da hızlı, kolay ve ucuz hale gelmesi, hayatı kolaylaştırır. Bu teşhis yanlış değildi. Fakat bir nokta atlandı ve teşhis yarım kaldı. İnsani münasebet evrenindeki genişleme ve çeşitlenme, bilgiye ulaşmayı nerdeyse imkansız hale getirdi. Bilgiye ulaşmanın teknik olarak mümkün olması, bilgiye ulaşmayı mümkün kılmadı. Zira bilgiye ulaşmak, onu anlamaktan bağımsız değildir. Anlaşılmayan bilgiye ulaşmak, “bilgiye ulaşmak” değildir. Bu durum yabancı dilde hazırlanmış bir metni okumaya çalışmak gibidir.
Münasebet evreninin genişlemesi ve çeşitlenmesi, birçok hayat alanını tanıma ve anlamayı şart kılmaktadır. İşin püf noktası tam burasıdır. Hayatın akış hızındaki yükseklik, insanların birkaç hayat alanını anlamalarını ancak mümkün kılmaktadır. Aslında ise birkaç hayat alanını dahi hakkıyla anlamak imkansız hale gelmiştir. Zira her hayat alanında o kadar çok bilgi üretilmiştir ki, bir hayat alanını dahi hakkıyla tanımak ve anlamak imkansızlaşmıştır.
Hayatın akış hızındaki ritme uyarak tüm münasebet alanlarında kafi derecede bilgi sahibi olmak ve bu bilgileri anlayabilmek… İşte mümkün olması gereken budur. Ve mümkün olmayan da budur. İmkansız olan bu durum yeni problemler üretmiştir.
Bilgi kirliliğinden, bilgi çokluğundan, manipülasyonlardan ve kara propagandalardan bahsetmiyoruz. Hayatın akış hızındaki yükseklik ve münasebet çeşitliliğindeki artış ile birlikte bilgi kirliliğinden de bahsettiğimizde durumun ne kadar vahim hale geldiği vakadır.
Bu meseleler karşısında yapılabilecek bir şeyler olmalıdır. Veya bu meseleler düşünülmeye ve tartışılmaya başlanmalı ve hayatı kolaylaştıracak müşahhas teklifler yapılmalıdır. Kısacası yeni projeler geliştirilmeli, yeni müesseseler ihdas edilmeli, yeni imkanlar oluşturulmalıdır.
İşte İTİBAR MERKEZİ ismini verdiğimiz müessese bunlardan biridir.

*

Hayatın gailesi içinde savrulmaktan kurtulmak, hayatı sağlam zeminlere oturtmak, emin münasebetler geliştirebilmek, ciddi hamleler gerçekleştirebilmek, teşebbüsü tehlikelerden ve korkulardan kurtarabilmek için hayatın ortasına inşa edilmesi gereken bir müessesedir, İTİBAR MERKEZİ…
İnsanın önüne gelen ihtimalleri ve hadiseleri anlamasına yardım edecek, anlaması için gerekli süzgeçleri oluşturacak, cemiyetteki emniyet duygusunu inşa edecek, rahat ve verimli düşünebilmeyi mümkün kılacak bir elek vazifesi görecektir İTİBAR MERKEZİ…
Açık ifadesiyle, hayattaki dolandırıcılık kanallarını kapatacak, itimat edilebilir insan listesini çıkaracak, münasebetlerin altyapısını oluşturacak bir süzgece ihtiyaç olduğu vakadır. Hayat mahalleden ibaret bir alanda yaşanamayacağına göre, insani münasebetlerin karşı tarafının yabancı olma ihtimali oldukça artmış durumdadır. Birbiriyle tanışmayan insanların arasındaki münasebetleri mümkün kılacak olan itimat ve bilgi kaynağı ihtiyaç haline gelmiştir. Münasebetleri “tanıdıklarıyla” sınırlı tutan insanların hayatı fevkalade dar bir alana inhisar eder. Kaldı ki, bu günün dünyasında tanış olmak dahi kafi gelmemektedir. Zira insanlar birbirlerini yeterince tanıyamamaktadır.

*

İtibar merkezi, insanlar hakkındaki bilgileri tek elde toplayacak ve kamuya sunacak. Toplanacak ve kamuya sunulacak bilgiler, başkalarının bilmesinde sakınca olmayan aksine bilmelerinde fayda olan bilgiler olacaktır. İnsanların kendileriyle münasebet kurabilmeleri için ihtiyaç duyacakları cinsten bilgiler olmalıdır.
İtibar merkezindeki bilgilerin toplamı, “şahsiyet beyanı” olarak düşünülmelidir. “Şahsiyet, insanın hayattaki yekun beyanıdır.” İnsanlar şahsiyetlerini beyan etmelidirler. İnsanın gizleyecek bir çok şeyi olabilir ama şahsiyet asla bunlardan birisi değildir. Şahsiyet beyanında bulunmayanlar, şahsiyetsizdirler. Şahsiyet sahibi olanlar zaten bunu beyan etmektedirler. İtibar merkezi müessesesi ihdas edildiğinde şahsiyet beyanını nizami şekilde yapma imkanına sahip olacaklardır.

*

İtibar merkezinin kayıtları, gizli bilgileri ihtiva etmemelidir. Cemiyet için bilinmesi gerekli olan bilgileri ihtiva etmelidir. İtibar merkezi, gönüllülük esasına dayanmalıdır. İtibar merkezi tüm vatandaşların kayıtlarını tutmamalıdır. Merkeze müracaat ederek kayıtlarının tutulmasını isteyen kişilerin arşivi oluşturulmalıdır. Fakat merkeze kayıt olmak her ne kadar rızaya dayalı ise de kayıt olduktan sonra oradan ayrılmak rızaya dayalı olmamalıdır. İnsanların bu merkezi bir müddetliğine reklam aracı olarak kullanmasına müsaade edilmemelidir.

*

İtibar merkezinin kayıtları umumi hatlarıyla üç alandan meydana gelebilir. Hukuk hayatı, ticari hayat ve sosyal hayat kategorileri…

*Hukuk alanındaki bilgiler
Sabıka (suç) bilgileri
İhtilaf bilgileri

*Ticari bilgiler
Mülkiyet bilgileri
İcra bilgileri
Vergi bilgileri
Borç bilgileri
Faaliyet alanları

*Sosyal hayat bilgileri
Bağlı olduğu gönüllü kuruluşlar bilgileri

Bu bilgilerin dışında bulunmasında fayda olan bilgiler varsa (ki mutlaka vardır) onların da eklenmesi gerekir. Biz kaydı tutulacak bilgileri sıralarken ilk aklımıza gelenleri yazdık.
Böyle bir dökümantasyon merkezinin (bilgi bankasının) kurulabilmesi ve halka açık hale getirilmesi, bugünkü teknik imkanlarla yapılabilir.

Bu bilgilerin bir kısmı mevcut mevzuatta gizli bilgi muamelesi gördüğünü biliyorum. Mevzuatın bu bilgilere gizlilik özelliği tanıması ve cemiyetten gizlemesi doğru değil. Şahıslarla ilgili bilgilerin gizlilik özelliklerinin yeniden gözden geçirilmesinde fayda var.
Bu bilgilerin bir kısmı şu anda kayıtta tutulmaktadır. Mesela sabıka kayıtları Adalet bakanlığı bünyesinde tutulmakta ve savcılık tarafından şahsın kendisine verilmektedir. Umuma açık bir bilgi kaynağı değildir. Keza çeklerle ilgili (çeklerin ödenmemesi gibi) bilgiler bankalar tarafından arşivlenmektedir. Diğer bilgilerin de tamamı kamu kurumlarınca bir şekilde tutulmaktadır.
Devlet birtakım sebeplerle insanların bilgilerini arşivlemekte fakat cemiyete arzetmemektedir. Mesela sabıka kayıtlarını tutmakta ve sadece savcılıkların tasarrufuna bırakmaktadır. Bu durum sabıka kayıtlarının sadece asayiş ile ilgili konular için kullanıldığını göstermektedir. Oysa asayiş kadar önemli konular vardır. Kişilerin hırsızlık sabıkası olduğunu bilmek, o kişiyle ticari münasebete girecek olan insanlar için ihtiyaç değil midir? Devlet kendisi ile ilgili bilgilerin tamamını kaydetmete fakat insanlara bu bilgileri sunmakta cimri davranmaktadır. Bir kişinin dolandırıcılığı meslek haline getirmiş olmasını cemiyetten gizleyen devlet, dolandırıcılığa ortaklık etmiş olmaz mı? Bazı kişilerin çeklerini dolandırıcılık malzemesi olarak kullanması, bankalar dışında da insanları ilgilendirmez mi? Devlet veya bankalar veya bir takım kurumlar kendileri ile ilgili bilgilerin kaydını tutmakta fakat bu kayıtları cemiyete arzetmedikleri gibi benzeri kayıtları tutmayı da yasaklamaktadır.
İtibar merkezi gönüllülük (rızaya dayalı) esasına dayandığı için, bilgilerin umuma açık hale getirilmesi noktasında fazla tartışma da çıkmayacaktır. İnsanlar münasebet tesis edecekleri kişilerin itibar merkezindeki kayıtlarına bakarak bir kanaat edinebileceklerdir. Bir müddet sonra itibar merkezinde kaydı olmayan (kayıt için başvurmayan) kişiler, mesela ticari hayattan uzaklaşmaya başlayacaktır. Çünkü insanlar, itibar merkezinde kaydı olmayan kişilerle ticari münasebete girmeyeceklerdir. Bu durum itibar merkezinin arşivini genişletecek ve hayatı daha emniyetli hale getirecektir.

Ticarette (aslında hayatın tüm alanlarında) en büyük sermayenin “itibar” (yeni dil ile kredi notu) olduğu bilinir. İnsanlar bu sermayeye sahip olmak için itibarlarını korumak mecburiyetinde kalırlar. İtibarlarını koruyan insanlar, emniyetli münasebet tesis edilebilecek insanlar demektir.
Bir müddet sonra görülecektir ki, itibar merkezi hayattaki en ciddi ve kapsamlı “süzgeç” görevini görmeye başlamıştır.
Kişiler, devlete ve insanlara olan borçlarını ödemekte daha gayretli olacaklardır.
Hayattaki dolandırıcılık, hırsızlık, emniyeti suistimal, gasp ve benzeri suçların azaldığı görülecektir.
Emniyetli bir hayat altyapısı oluşacaktır.
İnsanlar ya “itibarlı şahsiyetler” olacak veya “itibarlı şahsiyetler” olmak zorunda kalacaklardır.
Ticaret emniyeti büyük oranda gerçekleşmiş olacaktır.

*

Bu yazıda gündeme getirdiğimiz itibar merkezi müessesesi bahsi, ham fikir halindedir. Konu üzerinde çalışıldığında ve proje haline getirildiğinde ne kadar faydalı ve fonksiyonel olduğu görülecektir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir